"personel" etiketli yazılar:

16 Aralık 2019 Pazartesi

İşe Alma ve Dönüşüm

İş yaşamını takdirle izlediğim genç arkadaşlarımdan biri, sohbetimizde anlattı.

Büyük perakende holdinglerinden birinden aramışlar. Pazarlama’dan sorumlu üst düzey yönetici arıyorlarmış. Görüşme talep etmişler. Önce İK ile yüzyüze görüşmüş. Sonraki aşamada GM ile görüştüreceklerini söylemişler. Sonra, arkadaşıma şöyle bir mesaj gelmiş.


Gerçekleştireceğiniz görüşmenin detayları

Görüşme Tarihi: GG/AA/YYYY
Görüşme Saati: 18:00
Görüşme Lokasyonu: Genel Müdürlük
Görüşeceğiniz Kişiler: GM HANIM
… . ….. . . . . . . . . . . . . . . BAHADIR BEY (Ürün, Planlama, Lojistik GMY)

Arkadaşım son satırı görünce İK Hanım’la tekrar yazışmış ve “GM’e doğrudan bağlı bir pozisyon için konuştuklarını” hatırlatmış. İK Hanım bu konuda garanti vermiş.

Arkadaşım görüşmeye gitmiş.Bahadır Bey ile karşılaşmış. GM Hanım ortalıkta yokmuş.

Bahadır Bey, tanışma klişelerinden sonra daha ilk cümlede “danışman mı tutmalı, yoksa sizi mi işe almalıyız” diye sormuş. Sonra 45 dakika boyunca Bahadır Bey ona “şu firmada bunu nasıl yapıyordunuz?” “Bu şirkette şu işler nasıl yürütülüyordu?” “Şu projede bu noktalar nasıl çözümleniyordu?” gibi birçok soru sormuş.

Arkadaşım, kendisinin bilgi ve becerisini sınamak yerine ağzından laf almaya çalışan Bahadır beye, profesyonel ahlak çerçevesinde, kurum işlemlerini açıklamadan yuvarlak yanıtlar vermiş. Hatta “X şirketinde, CRM bölümü nasıl yapılandı, mobil uygulama nasıl oluşturuldu?” diye sorulduğunda “Onu x şirketi yapmadı. Ben yaptım. Ben onu yapmak için ısrarcı olana kadar akıllarında bile yoktu” demiş.

  • Biliyorsunuz, iyisiyle kötüsüyle insanın kendi projesine sahip çıkmasını [1] , [2] çok severim.

45 dakika sonra GM Hanım gelmiş. Arkadaşımın özgeçmişinden etkilendiğini söylemiş. Sonra da “Çok sık iş değiştirmişsiniz. Bu beni endişelendirdi. Biz burada uzun süre kalınmasını isteriz. Ben 25 yıldır buradayım, Bahadır Bey ise 16 yıldır burada…” demiş.

  • Bunu duyduğumda, “İşte tekkeyi bekleyen çorbayı içer” şirketlerden biri daha. Daha yetenek yönetimi (talent management) değil, personel düzeyinde adam arıyorlar demek ki” dedim. Üst düzey yönetici aradığının farkında değil.
  • Önümüzdeki Pazar günü, Dijital Dönüşüm dersinin final sınavında “Dijital Dönüşüm çerçevesinde, IK kültüründe neler değişmeli?” diye bir soru sormayı düşündüm. MBA katılımcılarının yanıtları, muhtemelen birçok İK’cı için rehber olacaktır.

Arkadaşımın GM Hanım’a yanıtını aşağıda okuyacaksınız.

Görüşme bittikten sonra arkadaşım, İK Hanıma mesaj göndermiş ve

Bu aşamada ben süreçten çekilmeyi tercih ediyorum.

Sizlerin değerli vaktinizi almamak ve iç süreçlerinizi zamansal olarak etkilememek için kararımı paylaşmak istedim.

diye bildirmiş.

İK Hanım bu kararın gerekçesini sorunca verdiği yanıt, anlamsız iş görüşmeleri yapan herkese ders olacak nitelikte:


Aslında kararımda birden çok sebep ve gözlem bulunuyor, dilim döndüğünce kendimi ifade etmeye çalışayım.

Öncelikle pozisyonun şirketteki sorumluluk alanı ve organizasyon yapısındaki yeri konusunda kafaların çok net olmadığını gördüm.

Pazarlama, dijital pazarlamayı mutlaka içine alan, CRM’in iş olarak sahibi, markanın omni channel yapısını yöneten ekip olarak görevlendirilmeli, online pazarlama, offline pazarlamadan ayrılmamalı ve tek bir strateji ile yönetilmeli. İdeal olarak da Genel Müdüre doğrudan bağlı olarak konumlandırılmalı. Sizdeki yapıda ise dijital pazarlama e-ticaret altında yer alırken, CRM uzmanları da bu departmana bağlı.  Öte yandan Bahadır Bey de işin sahibi gibi görünüyor.

Görüşmenin önemli kısmında GM Hanım’dan ziyade Bahadır Bey ile beraberdim. Kendisinin görüşme esnasında bana pozisyonun adayı olmama karşın “bizim bir danışman mı tutmamız daha doğru yoksa sizin gibi bir yönetici mi işe almalıyız” sorusunu biraz talihsiz buldum. Görüşme boyunca beni, yeteneklerimi, yöneticilik deneyim ve liderlik özelliklerimi anlamaya çalışmak yerine CRM işinin nasıl yapılacağı ile alakalı, daha çok bilgi arayan, işi öğrenmeye çalışan sorularına şaşırdığımı belirtmem gerek.  İK Hanım ile mesajlaşmamda pozisyonun bağlı yöneticisinin GM Hanım olacağını teyitleşmiştik ancak ben dün bu konuda çok emin olunamadığını hissettim.

Öte yandan GM Hanım büyük açıklık ve kibarlıkla profilimden çok etkilendiğini ancak 2-3 senede bir iş değiştirmiş olmamın kendisini endişelendirdiğini belirtti. Bu düşünceye son derece saygı duymakla beraber kendileri ile özgeçmişimi görüşme öncesinde paylaştığınızı tahmin ediyorum. Bu maalesef görüşme sağlayarak değiştirebileceğimiz bir durum değildi. Ekipleri kurarken ben de IK’na “1 sene altında 3 kez iş değiştiren adaylarla görüşme yapmayı tercih etmediğimi, onları elemelerini” belirtiyorum.

Son olarak, bende vizyon ve kültür olarak da uyuşmazlık yaşayabileceğimize karşı bir düşünce oluştu. Tek markaya uzun yıllar verilen sadakatin kişinin profesyonel deneyim ve gelişiminin önünde bir engel olduğunu düşünüyorum. Farklı global markalardan ve sektörlerden her defasında terfi ederek teklifler almamın hatta transfer ücretleri ile geçiş yapmanın bana sayısız ülkeye dair kültür, farklı iş yapış ve düşünüş yetenekleri kazandırdığına inancım çok yüksek. Dolayısıyla bunun önyargı ve endişe değil, bir zenginlik ve bendeki bir avantaj olarak görüldüğü şirketler ve yöneticiler ile çalışmayı tercih ediyorum.

Ben ilginiz ve alakanız için yeniden teşekkür etmek isterim. Sizleri tanımaktan son derece memnun oldum.

Başka bir yerde, başka bir zaman yeniden görüşmek dileğiyle.

Sevgiler.

İşin güzel tarafı, öykü burada bitmemiş.

İK Hanım, arkadaşıma güzel bir yanıt mesajı göndermiş.


Bizim için bu yorumlarınız önemli bir geribildirimdir. Ayna tuttuğunuzu ve bizi düşünmeye sevk ettiğinizi söyleyebilirim.

Görüşlerinizi samimiyetle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Farklı bir ortamda farklı koşullarda tekrar karşılaşmayı gönülden dilerim,

İyi çalışmalar,

Sevgiler

Açıkçası, IK Hanım’ın mesajından etkilendim.

Neden?” diye sorarsanız… Dönüşümün (dijital dönüşüm olsun, olmasın) en önemli unsuru kültürdür. Peter Drucker “Kültür stratejiyi kahvaltıda yer” cümlesini boşuna söylememiştir. Bu nedenle, dönüşümün en önemli paydaşlarından biri İK yönetimidir.

Maalesef kurumların büyük çoğunluğunda IK yönetimi, bırakın “yetenek yönetimi” (talent management) uygulamayı, daha “personel – özlük işleri” düzeyini aşamamıştır.

Bu sefer, GM’den ve GMY’den daha vizyoner bir IK’cı olduğunu düşündüm. Umutlandım.

😉

14 Temmuz 2017 Cuma

Yetenek, IK ve Dönüşüm

Dijital Dönüşüm’ün en önemli paydaşlarından birinin IK olduğunu, ama Türkiye’de IK’nın henüz bu seviyeye evrilmediğini birçok yazımda (son iki yazı [1] ve [2]) vurgulamıştım.

🙂

Bugün kısa bir örnek daha vereceğim.

Dijital dönüşüm süreçleri tasarlanırken, çağın (ve bütçenin) elverdiği teknolojik olanaklar kullanılarak müşterinin deneyiminin mükemmel olmasına çalışılır.

Bu noktada, kurumdaki düşünce biçimi (isterseniz “kültür” veya “bakış açısı” veya “zihinsel düzey“, vb. diyebilirsiniz) kazanma / kaybetme olgusunda büyük rol oynuyor.

Nasıl mı?

Müşteri deneyiminin kesintisiz ve sürtünmesiz olması çoğunlukla başka sektörlerdeki stratejik işbirlikleriyle birlikte tasarlanan dijital yolculuklara (platformlara) bağlı. (Şurada basit bir örneği var.)

Başka kurumlarla birlikte aynı platformda senkronize çalışacak projeler üretilirken, kurumun dışında edinilen dijital deneyim çok önemli olmaya başlıyor.

Rakiplerde çalışmış veya platformun stratejik ortaklarının herhangi birinin sektöründe (hatta rakiplerinde) çalışmış olanın birikimi, ideal müşteri deneyimini tasarlarken MOST®’da çok önemli oluyor.

😉

Şimdi iyi dinleyin: Neden birçok kurumun İK yönetimleri için “çağı anlayamadılar” diyorum biliyor musunuz?

Sadece Y veya Z neslinin sosyal veya psikolojik eğilimlerinden ötürü değil. Bugünün iş dünyasının gerekliliklerinin zaten “tek kurumla sınırlı kalmayan iş deneyimini” bu gibi işbirliklerinde zorunlu kılmasından ötürü.

İstifa edeni işe almam” diyen kurumların, bırakın yetenek yönetimi (talent management), insan kaynakları yönetimini bile değil sadece Personel (özlük işleri) yapmaktan evrildiğini söyleyebilir misiniz?

Fatmanur Erdoğan’ın “Dijital Dönüşüm, Mental Dönüşümdür” yazısından alıntı “Sistemin içindekiler, sistemin kurallarını iyi bildiklerinden, korumacı davranırken —ki bu know-how oldukça önemli ve gerekli— sistemin dışından gelenler, kurumu farklı bir noktaya taşıyan asıl katalizörler oluyor.

Konu “yetenek” olsa, “madem beni terkettin, bir daha görüşmeyelim” demek yerine “Bu konuda aradığımız beceri ve yeteneğin olması çok daha önemli” diye düşünmez miydi?

Tekrarlıyorum. Sadece Y ve Z nesli konusu değil. Kurumun hayatta kalması açısından stratejik zorunluluk.

😉

Şimdi neden “Birçok kurumun İK yönetimi dönüşüm kavramlarını anlamaktan çok uzakta” diye ısrar etme nedenim daha iyi anlaşıldı mı?

.

13 Eylül 2016 Salı

İK – Eğitim Anılarım

Geçenlerde Facebook’da, bir İK Konferansı yapılacağı konusunda haber vardı.

“İK’cıların kendi aralarında birbirlerine “İK’nın ne kadar önemli olduğunu” anlatmak gibi kısır bir amacı yoksa, konferansa beni çağırın da size başımdan geçen İK anılarını anlatayım” diye yazdım.

Elbette bir yanıt bile gelmedi.

Burada anlatayım… Kişisel görüşlerimi yazmadan önce, yorumsuz olması için yazışmaları (başındaki ve sonundaki nezaket cümlelerini keserek) aynen veriyorum.

😉

Şöyle başlayan bir mesaj almıştım:

  • Benim adım hariç, aşağıdaki isimlerin tamamı değiştirilmiştir.

Kimden: Derya

İnternette bu aralar ne aratsam blogunuz karşıma çıkıyor. Böyle olunca kafamı meşgul eden bir konuyla ilgili size danışma ihtiyacı hissettim. Öncelikle bir sigorta şirketinde Analitik CRM Uzmanı olarak çalışıyorum.

Alanımı seviyorum deniz derya bir konu olduğunu da biliyorum ama birçok şirkette hakkıyla yapılamadığını da gözlemliyorum.


Mesaj aslında CRM ile değil, blogdaki yazılar içinde en çok yorum alan “30’dan Sonra Meslek Değiştirmek” yazısıyla ilgiliydi. Başkalarına değer katmayı önemseyen bir kişiliği olduğunu söyleyen genç arkadaşa:


From: Uğur

Yaptığınız ve sevdiğiniz işte ciddi olarak (sorulunca akla ilk gelen kişi olacak kadar) ustalaşmayı, sonra da o konuda eğitim vermeyi öneririm.

Sigortada analitik CRM ise, Türkiye’de yakında çok öne çıkacak. En aranan işlerden biri olacak. İster istemez, derslere de konu olacaktır.


diye cevap verdim.

🙂

Aradan birkaç ay geçti. Derya, bu sefer işyeri e-postasından şöyle bir mesaj gönderdi.


Kimden: Derya

Çalışan eğitimlerini destekleyen bir şirkette çalışıyorum ve bu sene de eğitim talep etme sürecindeyiz.

2 yıldır CRM Analitik departmanındayım, Data analizi, Segment ve Kampanya yönetimi konularında çalışıyorum. Artık yavaş yavaş analitiğin biraz daha üstüne çıkıp genel anlamda CRM ile ilgili ufkumu açacak, sertifikalı kapsamlı bir CRM paket programına katılmak konusunda bir talebim oldu ve onaylandı.

Fakat böyle bir eğitim bulmak zor, özellikle işin uzmanı olan ve gerçekten bakış açımızı zenginleştirecek bir eğitmen (ve kurum) bulmak.

Bana eğitim programı ya da kurum tavsiyesi konusunda yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.


Bildiğiniz gibi açık eğitimlerde Dinamo ile çalışıyorum. Ancak son 2 – 3 seferde yeterli sayıda katılımcı olmadığı için okuldaki derslere katılmasını önerdim.


From: Uğur

Bilgi Üniversitesi’nde verdiğim eğitime dışarıdan katılmak mümkün. Okul şu şekilde bir uygulama yapıyor: Sadece CRM dersine girebiliyorsunuz. Sonunda size okul onaylı bir sertifika veriliyor.

Dersi verme yönetim şöyle: Sınıftaki MBA katılımcıları 3 – 4 kişilik gruplar halinde bir sektörü seçiyorlar. (Sigortacılık seçilebilir.) Sonra ben ne anlatırsam, anlattığımı ertesi hafta kendi sektörlerine uyguluyorlar ve gelip sınıfta sunuyorlar. Asıl ders, sadece anlattıklarım değil her hafta sınıfta verilen geri bildirim ve tartışmalar. Böylece işbaşı eğitimi gibi oluyor. Aynı zamanda herkes diğer sektörleri de öğreniyor.

Daha ileri ayrıntıyı ve dersin içeriğini

linklerinden görebilirsiniz.


Okuldan fiyatı ve diğer kayıt koşullarını (TC kimlik fotokopi, lisans diploması fotokopi ve Sosyal Bilimler Enstitüsüne hitaben almak istediği dersi belirten bir dilekçe) öğrendim. Derya’ya bildirdim.

Derya da bana


Kimden: Derya

Bu eğitime katılmayı talep ettim ve yöneticim de onayladı.

Bundan sonraki süreci Eğitim departmanından Billur hanım yürütüyor olacak bu yüzden sizden gelen aşağıdaki maili görebilmesi için kendisini cc ye ekliyorum.


mesajını gönderdi. Derya’nın bu mesajının altında (yukarıda okuduğunuz) o zamana kadar şirket e-posta adresiyle yapılan tüm yazışmalar vardı.

Billur hanım yeni dönemin başlamasına yakın bir tarihte


Kimden: Billur

CRM ile ilgili programın takvimi belli oldu mu?


diye sordu.

CRM derslerinin başlama tarihini ve haftanın hangi günü ders yapacağımızı yazdım. Şöyle bir mesaj geldi.


Kimden: Billur

Eğitim içeriği ve fiyat teklifinizi paylaşabilir misiniz? Eğitme 3 kişi katılması durumunda fiyatta bir değişiklik olacak mıdır?


Yukarıda yazdığım gibi, eğitimin içeriği ve fiyatı zaten önceki yazışmalarda vardı. Bu yazışmaların tamamı, Billur hanımın bana gönderdiği mesajın altında da yer alıyordu.

Bilgi Üniversitesi’nde verdiğim eğitime dışarıdan katılmak mümkün. Okul şu şekilde bir uygulama yapıyor: Sadece CRM dersine girebiliyorsunuz. Sonunda size okul onaylı bir sertifika veriliyor” diye başlayan mesajımı, biraz daha detaylandırarak Billur hanıma gönderdim. MBA sorumlusu arkadaşımız da “Okulun Türkçe MBA programında hariçten tek bir derse katılanlara uyguladığı ücretin sayıya bağlı olarak değişmeyeceğini” de ekledi.

Billur hanımdan yanıt bile gelmedi. Dönem başladığında Derya derse katılmadı.

🙁

Buraya kadar sadece gerçekleri (mesajlardaki cümleleri değiştirmeden) yazdım. Şimdi (İK’cıların beni kara listeye alacaklarını bilerek) yorumumu da ekleyeyim.

Gelen mesajları doğru dürüst okumayan, anlamsız sorular soran ve kişisel kaprisi nedeniyle amirinden onay almış birinin eğitimini engelleyen bir İK- Eğitimci söz konusu… Üstelik, gördüğüm tek örnek de değil.

Bana İK – Eğitim Departmanı‘ndan söz ettiklerinde, (bununla sınırlı olmayan) anılarım aklıma gelir.

😉

Dijital dönüşümün en önemli unsurunun insan olduğunu her vesileyle anlatıyorum ve yazıyorum [1] , [2] , [3] . Bence İK’cılar çoğunlukla yeni kültüre uzak. Bırakın yetenek yönetimini, daha gerçekten insan kaynaklarını yönetebilir durumda değiller.

🙁