"sanatcı" etiketli yazılar:

01 Şubat 2009 Pazar

Davetli olmayan eleştiremez

THY’nin Kevin Costner’li reklamları birçok yerde tartışılıyor. Bigumigu’da da friendfeed’de de olumlu ve olumsuz görüşler yazılıyor.

Bir arkadaş eleştirilere değinmiş. “Şuursuz eleştiriler ile iyi de kötü de bulanıyor. Ne biçim işse kimse doktoru eleştiremez ama herkes reklamcı… Bu nasıl bir cürettir, her seferinde şaşırıyorum” demiş.

Yanılıyor. Hem de çok fena yanılıyor.

Marangozu eleştirmek için marangoz mu olmalıyım. Dolap kapağının yerleşimi, içindekilerin alınmasını zorlaştırıyorsa… Dolap “gönyesinde” değilse?

Evin iç yerleşiminin berbat olduğunu söylemek için mimar mı olmalıyım?

Depremde yıkılan binalar hakkında konuşmak için, müteahhit mi olmamız gerekiyor?

Beynine kan gitmediğini teşhis edip babama boyunluk takan bir doktor vardı. Nabzını ölçseydi, 40’ın altına indiğini görürdü. Kalp pili takılınca babam rahatladı. Gidip 7 yıl Tıbbiye’de mi okumalıyım bu doktorun beceri seviyesi hakkında konuşmak için?..

Eve parke döşerken arasında boşluklar bırakan adam “abi, sen hiç parke döşemedin, ne konuşuyorsun” mu diyecek, yanıt olarak?..

Ya duvarı alacalı boyayan adama hiç sözümüz olmayacak mı, birkaç yıl boyacılık yapmadıysak?…

Reklamı seyreden kim?..  Eleştirmek için davetiye mi gerekiyor?.. Sizce reklam bir sanat gösterisi biçimi mi?..

Hedef kitle değilsin, bu nedenle reklam sana seslenmiyor” denildiği zaman anlaşılabilir. Ama reklamın eleştirisine yasak getirilmesi…  Bu cümle nasıl cürettir. Ben de şaşırıyorum.

🙁

08 Eylül 2008 Pazartesi

Profesyonellik

Birçok yazıda “profesyonellik” üzerine mesaj veriyorum. Nedir profesyonellik diye sorarsanız, kişisel tarifim şöyle:

Bana göre, aşağıdaki 3 etmenden oluşur.

1 – Profesyonel ücretli çalışan bir kişidir. Tüm geliri, harcadığı zaman karşılığında kendisine ödenen ücrettir. (Bu noktada, İşimiz Zaman Satmak 1 ve 2 isimli yazılara göz atmanızı öneririm) Dolayısıyla, kendine veya ailesine ait bir şirkette yöneticilik yapan bir kişi, örneğin Sn. Mustafa Koç veya Sn. Güler Sabancı “profesyonel” diye sıfatlandırılamaz.

2 – Profesyonellik bir mesleğin üzerine inşa edilir. (Kelimenin kökü olan “profession” meslek demektir. Profesör kelimesi de aynı kökten geliyor. Daha derin latince kökünde – ortaokul yıllarımdan hatırladığım kadarı ile-“yeterlik” kelimesi de var.) Dolayısıyla, bir eğitim + ediniler + öğretiler bütünüdür. Tanrı vergisi yeteneği ile iş yapan biri (sanatcı, zenaat erbabı veya sporcu) karşılığında para da alsa profesyonel sıfatını alamaz. Benim gençliğimde Pele için tarihin en iyi futbolcusu; Franz Bakenbauer için ise “en iyi profesyonel futbolcu” denirdi. Pele’nin öğrenilemeyecek bir yeteneği vardı herhalde…

3 – Profesyonellik bir düşünce ve davranışlar bütünüdür. Bildiğimiz ahlak kuralları dışında, bir de “profesyonel ahlak” vardır. Zaten “yaratıcı profesyonellik” isimli yazıda “patrona rağmen, patron için çalışmak” dememin nedeni budur.

Profesyonel sporcuları da, profesyonel yöneticileri de bu etmenler altında değerlendiririm.