"silo" etiketli yazılar:

21 Mayıs 2022 Cumartesi

Pardon – Patron

Dün Linkedin’de Emre Mert‘in “Kahraman pardon hain yazılımcı!” yazısıyla karşılaştım. İşe alırken “kahraman” ilan edilen ve giderken “hain” diye konuşulan yazılımcıların çilesini özetlemiş.

😉

İlk anda “Kahraman patron hain yazılımcı” diye algılamışım. Bilirsiniz,

Bir İgnliiz üvnseritsinede ypalaın arşaıtramya gröe,
kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzadıkılraı ömnlei dğeliimş.
Öenmli oaln brincii ve snoucnu hrfain yrenide omlsaıymş.
Ardakai hfrailren srısaı kıraışk osla da ouknyuuormş.
Çüknü klmeilrei hraf hraf dieğl bir büütn oalark oukyrouumşz.

Böyle bir algı oluşmuş. Ancak yazıyı baştan sona okuyunca hatamı fark ettim.

😮

Kahraman pardon hain yazılımcı!” yazısını çok önemsedim.

Öncelikle, daha üniversiteye başlamadan önce aldığım ilk işletmecilik dersini anımsadım. ODTÜ İşletmecilik’i kazanınca, profesyonel yönetici olarak yıllardır çalışan amcam Selahattin Özmen‘e gittim ve ilk işletmecilik eğitimimi aldım.

Masaya oturduk. Kağıt ve kalem getirdi. “Her toplantının notunu tutmalısın” dedi. Hâlâ da dikkat ederim.

Eğitim sırasında “İyi bir profesyonel yönetici, bir süre sonra  ya ACİL doktoru olur, ya da cenaze levazımatçısı” demişti. Selahattin amcamın ne demek istediğini yıllar sonra çok iyi anladım. Kurumların veya kurucuların büyük çoğunluğu iyi bir profesyonele ihtiyaç duyduklarını düşünmüyorlar. Çeşitli nedenlerle ekonomik ortam da bunu destekliyor. Sonra bir kriz oluyor veya ekonomik rahatlık ortamı değişiyor. Şirket batmaya çeyrek kalınca profesyonele başvuruyor. Böylece ACİL doktoru oluyorsunuz.

Bazen de şirket artık kurtarılamayacak duruma geliyor. Size cenazeyi, en az hasarla kaldırmak düşüyor. Buyurun cenaze levazımatçısına…

😉

Emre Mert’in yazısına geri dönelim. Bu yazıyı (biraz da hüsnü kuruntu) geçen hafta yayınladığım “Eline yapışır” yazımla ilişkilendirdim. Adeta bu yazıya yanıt gibi  “sadece yazılımcıları suçlamanın doğru olmadığını, çalışılan yerdeki çeşitli etmenlerin de adam gibi iş yapmayı engellediğini” söylüyor diye düşündüm.

Emre Mert’i haklı kılan birçok olguyu ben de yaşadım.

Yazıda geçen şu noktalar

  • İşe alırken oryantasyon süreci olmamıştı. 
  • Ekip arkadaşlarının ağzından alabildiği birkaç cümle ile projeyi tanımaya çalışıyordu. 
  • Dokümantasyon yoktu. Acil işler nedeniyle herkes o kadar yoğundu ki dokümantasyon günah sayılabilirdi.
  • Bir ayrılma (offboarding) sürecinden geçmediler

yazılımcılara özgü değil. Birçok beyaz yakalı da aynı sorunları yaşıyor. Çok üzücüdür ki, birçok yeni nesil girişimci de kendileri patron olunca aynı sorunları yaşatıyor.

Yazıdaki “Yıllardır şirkette çakılı olan yazılımcı ve yöneticiler ürünü iyi bildiklerini her toplantıda bir şekilde belli ediyorlardı. Onlar olmasa ne olurdu bu şirketin hali!” cümlesindeki yazılımcı kelimesini çıkarıp, hangi mesleği isterseniz koyabilirsiniz. Dokümantasyon veya yönerge veya yazılı kuralların eksikliği, bu “yıllardır şirkette çakılı olan” yazılımcı, satışçı, pazarlamacı, muhasebeci, operasyoncu, mühendis ve hatta çaycı vb… için en önemli varlık kaynağıdır. “Bizim iş öyle uzaktan anlaşılmaz. İçinde olmak lâzım. İnsan zamanla öğrenir” dışında bir cümle söylememekte ısrarlı davranırlar.

Bazıları departman raporlarını kurumun diğer bölümlerinden saklar. Satış raporlarını aynı kurumun Pazarlama bölümünden gizleyenleri de duydum. Genel Müdür ile yapılan toplantıdan sonra bölüme dönünce “Genel Müdür önünde Pazarlama’yı nasıl açık düşürdüğünü” keyifle anlatan Satış GMY’si bile var.

🙂

Kurumlara ilişkin işlerini kayıtlı yapan ve çalıştığı kurumla bilgilerini paylaşan her kişiye derin saygı duyarım. Sıkça dediğim (ve yazdığım) gibi:

Bilgi = Güç… ama
Sizi güçlü kılan bilgi başkalarından sakladığınız değil, paylaşsanız bile hiç kimsenin sizin kadar işe veya ticarete veya paraya veya ilişkiye veya bir değere dönüştüremeyeceği bilgidir.

😀

 

 

25 Şubat 2021 Perşembe

Şirketlerin CRM’le imtihanı

Bu hafta benim podcast haftam oldu. Geçtiğimiz haftalarda yaptığımız sohbetler, yayınlanmaya başladı.

CRM konusunda sayın Mete Yurtsever ile 40 dakika civarında süren bir sohbetimiz oldu.

Mete Yurtsever, sohbetimizi Linkedin’de şöyle anlattı:

Uğur Hoca ile söyleşimizin başında CRM’in (Müşteri İlişkileri Yönetimi’nin) Türkiye’de geçtiği aşamalardan ve dijitalleşme ile olan ilişkisinden bahsetti. Podcastimizin gediklisi organizasyondaki silo’ların müşterinin tanımından ilişki yönetimine şirketlere getirdiği zorluklardan konuştuk. Şirketlerin gerçek anlamda CRM uygulayabilmesi için gerekli zihniyeti ve çalışanların kazanmaları gereken yetkinlikleri örnekleriyle aktardı.

Marka sadakatini sağlamak konusunda uyarıları ise bütün pazarlamacıların kulağına küpe olmalı. 

Bu CRM sohbetinde ilginç örneklerden bahsettik.

konuştuk. Sohbetimizde Mete Yurtsever’in söylediği “Uğur Özmen yazıları içinde kaybolmak” tehlikesine karşı şimdiden uyarayım.

😉

Kendim konuşurken fark etmemiştim. Mete beyle konuşmamızı yeniden dinledim. Hızlı ve kısa bir “veriye dayalı düşünme” eğitimi olmuş. Eğitim malzemesi olarak  öneriyorum.

.

23 Şubat 2021 Salı

CX Talks – 1

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Türkçe MBA ve e-MBA programlarında Dijital Dönüşüm dersini Serhat Akkılıç ile birlikte veriyoruz. “Nasıl bir ders” diye merak ediyorsanız, şu yazıya göz atabilirsiniz.

Ders, katılımcıların seçilen bir sektörde dijital dönüşüm projesi yapar gibi adım adım – işbaşı eğitimi tarzında – projeyi sürdürmesi şeklinde kurgulandı. Son ödevler, seçilen sektörde bir kurumda müşteri deneyim yolculuğunun çıkarılması ve kurumun bu yolculuğu sürtünmesiz ve kesintisiz yapmak için hangi noktaları nasıl dijitalleştireceği konusuna odaklanıyor.

Serhat Akkılıç’ın yazısında belirttiği gibi derste sürekli tartışıyor ve hep birlikte öğreniyoruz. Pandemi döneminin uzaklığı ortadan kalktıktan sonra, birlikte öğrenme sürecinin tekrar ders dışına çıkmasını bekliyorum.

😉

Derslerimizde kullandığımız içerik doğal olarak bulutta, ortak dosyalarda bulunuyor. Her yeni eklemeyi, güncelleşen bilgileri tartışıyoruz. Birlikte ders veriyoruz diye aynı fikirde olmamız gerekmiyor. İkimiz de birbirimizden ve tüm katılımcılardan öğreniyoruz. “Ders içeriğini oluştururken tartıştığımız konuları da herkese açsak, geri bildirimler alsak ve yine birlikte öğrensek” diye düşündük.

Project House‘un destek olması ve ev sahipliği yapması sayesinde bir podcast dizisi oluşturmaya başladık.

Silolaşma ilk ele aldığımız konulardan biri.

Silolaşmayı pek çabuk irdeleyemedik. Dolayısıyla sohbete devam ettik. Silolaşma’nın ikinci bölümü şurada. Muhteşem örnekleri dinleyin. Mevcut uygulamalarınızı karşılaştırmak için ilginç ipuçları bulacaksınız.

Meraklısına: Silo konulu yazılar

😉

Birçok konuyu ele aldık. Bir diğer konu “Her ürün bir gün hizmete dönüşecek mi?” sorusuna yanıt aramak idi.

Her ürün bir gün hizmet olacak” sohbetimizin ikinci bölümü şurada yayında.

Meraklısına: Ürünlerin hizmete dönüşmesi konulu yazılar

😀

Bu konular dışında, müşteri deneyimine ilişkin birçok başka noktaya da değinmeye çalıştık. Sayısını hatırlamıyorum ama, birçok sohbetimizi kaydettik. Gerekli düzenlemelerden sonra, onlar da yayına verilecek. Ben de buradan sizlere duyuracağım.

🙂

Yukarıda yazdığımı tekrarlıyorum. Hep birlikte öğrenmemiz, sizlerin katılımlarıyla olabilir. Geri bildirimlerinizi bekliyoruz.

.