"sınıf" etiketli yazılar:

10 Nisan 2011 Pazar

Muhan Soysal ile final sınavı

Birçok yazıya konu yaptığım müzakere konusunda eğitimi, ODTÜ’de Muhan Soysal hocamızdan almıştık. (Dersteki bazı müzakereleri yazmıştım.)

Müzakere Psikolojisi dersinin final sınavında “Search for the self” diye bir makale verdi. Ne anladığımızı yazacaktık. (Geçenlerde evde bir düzenleme yaparken, buldum.)

Sayfalarca yazı. Arada başka maklelerden alıntılar. Ayrıca sorular da var.

Muhan hoca, “3 saat sonra, odama getirin” dedi ve gitti. Bu süre boyunca, ister kütüphanede araştır, ister kafeteryada çalış… Canın ne isterse…

Soruları yanıtladım. Bu makaleye ilişkin kısma ise 15 – 20 satırlık bir öykü yazdım. Hem de türkçe…

😀

Bu arada, öğrenci asistanlığım da devam ediyordu. 2’inci sınıf öğrencilerinin aldığı Management Statistics dersinin asistanıyım.

Sınavdan 4 – 5 gün sonra, Emel Ataç hocamın odasında sınav notlarını deftere geçiriyoruz.. Bizim sınıftan diğer bir öğrenci asistan ile birlikte… (Bize ne kadar güvenildiğini düşünün. Öğrencilerin final notlarını deftere geçiriyoruz. Başımızda hocamız beklemiyor.)

Muhan hoca, odanın önünden geçerken bizi gördü. Kapıda durdu ve seslendi.

Uğur bey, bir ODTÜ-İşletmecilik öğrencisi, son sınıfta türkçe sınav kağıdı verir mi?… Cık…cık…cık… Çok yanlış…” ve başını sallayarak gitti…

  • Diğer arkadaş ile genel ortalama konusunda bir yarış içindeydik. Aramızda çok az fark var. Birimiz düşük not alırsak, diğeri geçecek.

Bizimki sağ elini yumruk yaptı. Sol elinin avuç içini “şırrak” sesiyle vurup çığlık attı. “Seni geçtim.”

Oysa ben o an biliyordum, Muhan hocamın beğendiğini… Yoksa, neden kapıda durup seslensin ki…

Sene sonu notu açıklandığında benimki AA idi. Arkadaş ise CB almıştı.

Aynı hareketi yapmadım. (Ama bu anıyı sakladım… şimdi de yazdım…)

😛

Not: Müzakere dizisinin tüm yazılarına şuradan ulaşabilirsiniz.

21 Ocak 2011 Cuma

Final sınavı üzerine

Dün twitter’dan “Final sınavı kağıtları okundu. Dönem notları verildi. Artık önümüzdeki dönemlere bakacağız.” mesajını yayınladım. Friendfeed yorumlarında Ozan CılgaSınav kağıtlarını nasıl okuduğunuz ve notlamayı neye göre yaptığınızdan güzel bir blog yazısı çıkar” dedi.

İşte benim yöntemim.

😉

Sene sonu final sınavını hazırlarken anlayanlara da, çalışanlara da (ezberleyenlere yazmaya elim varmadı 🙂 ) pay vermeye çaba sarfederim.

Zaten her dönem 2 – 3 ödevde daha önceki yılların final sorularını sorarım. “Sınavda 20 dakikada yanıtlamanız gerektiğini” unutmayın diye vurgularım.

Ödevlerin notları bildirirken, soruların ayrıntılı yanıtlarını da yayınlarım.

Örnek:

1.     “Müşterinin yaşam boyu değerini (Life Time Value) artırmak” Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY)’nin başlıca amaçlarından birisidir. MİY uygulamalarının müşterinin yaşam boyu değerinin artırılması için ne şekilde kullanıldığını maddeler halinde yazınız.  (Yanıt:  burada )

2.    “Müşteri kazanımı” Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY)’nin başlıca amaçlarından birisidir. MİY uygulamalarının müşteri kazanımı için ne şekilde kullanıldığını maddeler halinde yazınız.  (Yanıt: burada )

3.    “Müşteriyi elde tutmak” Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY)’nin başlıca amaçlarından birisidir. MİY uygulamalarının müşteriyi elde tutmak kazanımı için ne şekilde kullanıldığını maddeler halinde yazınız.   (Yanıt: burada )

4.    Müşteri odaklı veri ambarı nedir? Şirketin diğer veri ambarlarından (veri tabanlarından) farkı nedir? (Yanıt: burada ve  şurada )

5.    Anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim nedir? Örneklerle açıklayınız. (Yanıt: burada)

Bu yanıtları tüm mantığı ve gerekçeleri anlamaları için özellikle çok ayrıntılı yazdığımı, sınavda bu kadar uzun yazılmasını beklemediğimi, sadece ana hatlarını ve zorunlu maddeleri yazmalarının yeterli olduğunu vurgularım.

  • Soruları ve yanıtlarını internette yayınlayıca, önümüzdeki yıllarda yeni sorular bulmak gerekiyor. Çıta, öğretmen için de yükseliyor.

🙁

Not vermek için okumadan önce, tüm kağıtları ters çeviririm. Daha yakından tanıdığım öğrencilerin isimlerinin beni etkilememesine çalışırım.  Sondan başa doğru sayfaları açarak isimlerini görmeden okurum. Her seferinde tek bir soruyu puanlarım.

Bu işlemi her soru için yaparım. Önce en kolay soruyu değerlendiririm. Böylece çoğunluk, bir sorudan tam not alarak başlar. (Kendileri bilmeseler de… 😀 )

Eğer daha önce, soruya nasıl puan vereceğime karar vermemişsem, herkesin o soruya yanıtını asgari bir kere okur, genel seviye hakkında fikir sahibi olurum. Sonra ölçeği belirler ve bu sefer not vererek ikinci kez okurum.

🙂

Doğru yanıtlara puan verdiğim gibi, yanlış yanıtlardan da puan eksiltirim. Soruya yanıt vermek yerine, ilgisiz tüm bildiklerini yazanlar ayrıca ödüllendirilmez. (MBA’in iş yaşamına benzemesine çaba sarfederim.)

😀

Dönemin başında gerekli uyarıları yaptığım için, genelde iyi öğrenciler CRM dersini seçer. Ortalama not beklemem. Notları kötü olunca, gıyaplarında onlara kızar ve söylenirim. Evde dolaşır, sonra yeniden oturup devam ederim.

Kendi bireysel ödülümü, mezuniyet törenlerinde alırım.

😀

Resim buradan alıntıdır.

🙂

10 Mart 2010 Çarşamba

Başarıya doğru

Çocuk babasına sormuş.

“Kötü bir sınıfta en iyilerden olmak mı iyidir, iyi bir sınıfta ortalarda olmak mı?” JuliusCaesar

Ne yanıt aldığını bilmiyorum. Bu sorunun yanıtını Jül Sezar yüz yıllar önce vermiş (kendince…)

“Roma’da ikinci olmaktansa, İspanya’da birinci olmak iyidir” demiş.

Sevgili arkadaşım Serdar Kuzuloğlu ise “Roma’da ikinci olmaktansa Tiber nehri kıyısındaki köyde birinci olmak evladır…” diyor.

😉

Bu yaklaşımı pazarlamacı olarak desteklerim. Niş pazar yaratmak deniyor buna… Bir yerlerde herkesi birinci yapacak köy bulunabilir.

Ama iş yaparken aksini düşünürüm. Kolaya kaçmak olarak görürüm. Sen herkesin olduğu yerde birinci olmaya çalışmalısın. En azından, Tiber nehri kıyısında bir köyde birinci olsan bile, Roma’yı amaçlamalısın…

😉

Hani “Takım oluşturma kültürü” isimli yazıda sözünü etmiştim. Kendini en zayıf halka ile ölçenlerden mi olmak istersiniz, en güçlü halka ile mi…

Başarılı ekipler, hep daha iyi olmaya çalışanlardan oluşur.

😀cumartesikirmizi

Young Guns ekibi ilk konkurunu kazandı. Artık, Cumartesi’nin 2010 yılı interaktif iletişim ajansı Young Guns

Başarının konkuru kazanmak değil, müşteriyi bir yıl boyunca memnun etmek olduğunu konuştuk.

Young Guns ekibine (bu tanımı ile) başarılar diliyorum.

😀