"siyaset" etiketli yazılar:

05 Haziran 2009 Cuma

Tatil yeri = zor karar

RIXOS yolculuğunda Sn. Eyüp Kaplan ile yaptığım sohbetleri yazmaya söz vermiştim.

Bir Avrupalı turistin tatil kararını sonlandırıp rezervasyon yapması, ortalama 29 gün sürüyormuş.

Tatil iznini alacağı zamana karar vermesi, sonra hangi ülkeye gideceği, hangi otelde kalacağı… Internet üzerinden araştırmaya başlaması ile “tamam, buraya gideceğim” demesi arasında geçen 29 gün.

Son dakikaya bırakılmayan bir karar süreci… Gidilecek ülkenin siyasi ve ekonomik koşullarından hava durumuna kadar uzanan araştırmalar…

İstisnası elbette var. Dostların, arkadaşların tavsiyeleri… Süreyi oldukça kısaltıyormuş.

Internet’in doğası gereği, tüm dünya ülkeleri size rakip. Yüz yüze gelmeden yapılan zorlu bir mücadele söz konusu.

Bu koşullar altında, çok düşük fiyat verenler dışında, doluluk sağlayan tüm turizm sektörükutluyorum.

😀

14 Kasım 2008 Cuma

Gitmek mi zor…

Daha 20 yaşında bile değildim. Babam ile beraber İhsan amcamı ziyarete gitmiştik. Amcamın yanında (Adnan Menderes’in yakın arkadaşı, Yassıada konuklarından) Dr. Mükerrem Sarol da vardı. Babam 55 yaşındaydı; amcam ve yılların siyaset ustası Mükerrem bey ise 60 yaş üstündeydiler.

Amcam da siyaset ile ilgileniyordu. Babam ise, hem bu işlerden hiç hoşlanmıyordu, hem de amcam ile M. Sarol’un temsil ettiği görüşe karşıydı.

Konuşmalar sırasında konu politik güç alanlarına geldi. Babamın sürekli iğnelemeleri üzerine Mükerrem Sarol sordu:

– Beyefendi… Politika ile ilgileniyor musunuz?”
– Hayır” dedi babam, “kesinlikle uzak duruyorum.”
– Çok iyi ediyorsunuz…”

Bu cümledeki ince alay, babamdan kaçmadı. Hemen yanıtladı.

– Madem iyi bir şey, siz de bıraksanız.”

O sırada babamın elinde sigarası vardı. Günde 2 paketten fazla içerdi.

– Çok mu sigara içiyorsunuz?” diye sordu Mükerrem bey
– Maalesef evet” dedi babam…
– Kaç paket?”
– Günde 2 paketi buluyor.”
Zararlı olduğunu biliyorsunuz beyefendi… Neden bırakmıyorsunuz?”

Daha sonraki yıllarda, koltuğun getirdiği güce aşık olan (kimileri politikacı, kimileri yönetici) kişileri gördüğümde hep bu (biraz itiraf, biraz da haddini bildirme taşıyan) konuşmayı hatırlarım. Bırakılamıyor demek ki…
.