"sözleşme" etiketli yazılar:

20 Nisan 2015 Pazartesi

KOBİ Bankacılığı Çilesi (devam)

Kamu kuruluşunun CRM projesi yapmaya kalkıştığını ve danışmandan teminat mektubu istediğini, benim de KOBİ bankacılığı yaptığını söyleyen bir bankada hesap açtırdığımı, teminat mektubu tutarından fazla parayı bloke ederek mektubu istediğimi, ancak torpil ile aldığımı yazmıştım.

Maceram devam etti.

Kamu kurumunun şart koştuğu teminat mektubu metninde (boşluklarda benim şirketimin adı yazılı olarak)

borçlu …….. şirketinin söz konusu sözleşme kapsamındaki hizmet sorumluluklarını ihlal ettiğini bildiren ilk yazılı talebiniz üzerine protesto çekmeye ve hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve borçlu ……. şirketi ile aranızda ortaya çıkacak herhangi bir hukuki ihtilaf ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, yukarıda yazılı tutara kadar bir meblağı hiçbir itiraz ileri sürmeksizin derhal, nakden ve tamamen ve talebinizin Bankamıza tebliği tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek kanuni faiziyle birlikte ödeyeceğimizi

diye yazıyordu.

Teminat mektubunun son cümlesi işin önemli kısmı.

İşbu teminat mektubu kesin ve 31.05.2013 tarihine kadar geçerli olup, bu tarihe kadar elimize geçecek şekilde tarafınızdan yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüzdür.

Bu cümle net olarak süreyi ve süre sonrasında sorumluluğumun olmadığını saptıyordu. (Ya da ben öyle sanıyordum.)

😉

MANTIK-2

Sözleşmemizin bitişine yaklaştığımızda, onlar memnun olduklarını ve benimle devam etmek istediklerini bildirdiler. Ben sözleşmeyi bitirmeyi tercih ettim.

Mektuptaki tarih (31 mayıs 2013) geçince bankaya gidip blokenin çözülmesi talep ettim.

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” yanıtını verdiler.

– Kamu kurumu benimle çalışmak istiyor ama ben onlarla çalışmak istemiyorum. Bu nedenle işlerimi zora sokabilirler. Zaten teminat mektubunun süresi de bitti.” dedim.

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” dediler.

– Peki. Varsayın ki firma yangın geçirdi ve belgeleri yandı. Bu durumda ben bloke edilen parayı hiç alamayacak mıyım?

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” dediler.

– Kamu şirketine vermeden önce fotokopisini almıştım. Bakın son cümlede ne yazıyor. Bu zamandan sonra “hükümsüz” olduğunu bizzat siz yazmışsınız. Bu koşulda, teminat mektubu zaten geçersiz olduğuna göre aslının ne önemi var?” diye sordum.

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” dediler.

Tıpkı “kaşe altına imza” gibi, patinaj yapmaya başladık. Banka şubesinde mantık çalışmıyordu.

  • Şaşırmayın. Facebook’da durumu anlatan bir oturum açtım. Birçok bankacı “mektubun aslı olmazsa risk devam eder” diye yazdı. Bu durumda hangi riskin oluşacağını sorduğumda, hiçbiri yanıt yazamadı.

Bu sefer torpil kullanmadım. Bankanın GMY’sini araya sokmadım.

Kamu kurumunun Satınalma Müdürlüğü’ne gittim. Sözleşmemin bittiğini söyleyip Teminat Mektubu aslını rica ettim.

İlgili iş birimi benden memnun olduklarını ve sözleşmenin uzatılmasını yazılı olarak rica etmiş. Hatta, yapılan işin gereği olarak teminat mektubuna gerek olmadığını da belirtmiş (Sağolsunlar).

Ben sözleşmeyi uzatmayacağımı ve teminat mektubunun aslını almak istediğimi bildirdim. İlgili iş birimine sormak istediklerini ve iki gün sonra gelmemi söylediler.  Günü gelince gidip aldım. (Kamu kurumunun Satınalma Müdürlüğü, bankadan daha mantıklı davrandı.)

Saat 17.00’den önce bankaya ulaştım. Mektubun aslını teslim ettim. Teslim aldıklarına dair kaşe altına imza aldım. 😛

Bloke bozulma günü geldiğinde tutarın tamamını nakit olarak aldım. Tüm hesaplarımı kapadım. Bir daha o bankanın müşterisi olmamaya yemin ettim.

Geçenlerde bana kart göndermişler. Fevkalade kuşkulanıyorum.

😮

19 Nisan 2015 Pazar

KOBİ Bankacılığı Tecrübem

Bir kamu kuruluşuna CRM projesi teklifi vermiştim. Sözleşmede teminat mektubu koşulu vardı. (Bunun öyküsünü geçenlerde yayınladım). O sırada KOBİ bankacılığına sahip çıkmaya çalışan, reklamlarında bu konuyu işleyen bankada hesap açtırmıştım (Hesap açtırma öyküsünü de 5 Şubat 2012’de yayınladım.)

Kamu kuruluşunun Satınalma Müdürlüğü, sözleşme için 5 gün sonrasına Ankara’da randevu verdi.

Hemen bankaya gidip teminat mektubu tutarından %10 daha fazla parayı bloke ettim ve karşılığında teminat mektubu talep ettim. Kredi sözleşmesi imzalattılar. Krediler Müdürlüğü’ne gönderdiler.

Banka şubesine, parayı bloke ettiğim için kredi sürecine gerek olmadığını ve sadece 3 gün zamanım olduğunu defalarca anlattım. Ben anlattım ama banka şubesi olağan kredi sürecini uygulamaya kararlıydı.

MANTIK

Ertesi gün, bankanın Genel Müdürlüğü’nün Krediler Departmanından “Müdür Bilmemne hanım” beni aradı ve ne kadar zamandır danışmanlık yaptığımdan başlayıp, hangi konularda danışmanlık yaptığımı, sözleşmenin (kendisini hiç ilgilendirmeyen) gerekçesini, nedenini, maddelerini filan sordu.

Ona da “zaten ilgili tutardan fazlasının bloke edildiğini ve (artık zamanım kalmadığından) 24 saat içinde teminat mektubunu almam gerektiğini” anlattım. Onun da tavrı “Teminat mektubu almak öyle kolay değildir” şeklindeydi. Üstelik benim acele etmem kuşkularını arttırıyordu.

Sonraki gün geldi.  Ertesi gün sözleşme imzalamaya Ankara’ya gideceğim ama teminat mektubu alamamışım. Öğleye kadar şubeyi defalarca aradım. Her seferinde “Maalesef Krediler Müdürlüğü onayı yok” dediler. Onlar da “Müdür Bilmemne hanım“ı arıyorlardı ve “Henüz incelemede…” yanıtını alıyorlardı. Anlaşılan “Müdür Bilmemne hanım” benim tavrıma bozulmuştu.

Bankanın KOBİ’lerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ile 20 yıl öncesinden arkadaşlığımız vardı. O dakikaya kadar torpil kullanmamaya özen göstermiştim ama… Mecburen ACELE yazarak ona mesaj gönderdim. Durumu anlattım.

10 dakika geçmeden telefonla aradı. Benden de dinledi ve köpürdü. Teminat mektubu tutarından fazlasını bloke etmiş olmama rağmen 3 gündür beni kredi labirentlerine sokan şube müdürünün kulaklarını çınlattı.

Akşam saat 17.00 gibi şube beni aradı ve teminat mektubunu teslim etti.

Ertesi sabah Ankara’ya yola çıktım.

Kuklalar

Bir bankanın teftiş kurulunda çalışan MBA katılımcısına sordum. Teminat mektubunda kredi süreçlerinin takip edilmesi gerektiğini söyledi. Yani teftiş kurulu da mantık değil prosedür diyor. Kukla gibi… Özetle o bankanın veya şube müdürünün marifeti değil, bankacıların genel özelliği…

  • Şimdi bana neden ilk seferinde GMY arkadaşımı aramadığımı soracaksınız. İşin mantığında ilerleyeceğini ummuştum. Torpil yapmak istememiştim. Filan…

Kendimi sorguladım. Bankacılık dönemimde böyle mi yapıyordum?… Sanırım (benim ve ekibimin) bunca yeniliği yapmamızın nedeni, mantığımızı dinleyip yanlış prosedürleri değiştirme çabamızdı.

  • Ezberinden kurtulamayan, mantığını kullanamayan bankacılık sektörü öykülerim bitmedi.

🙁

13 Mayıs 2011 Cuma

Zaman, kalite ve ahlak denklemi – 2

Yine anı, gözlem ve yorum üçlüsüyle devam ediyorum:

😉

Bir anı:

Devrim Demirel’in Bilkent’teki konuşmasını izledim.

Soru-yanıt bölümünde katılımcılardan biri, “Yazılım evi kurduk. Firmalar bizi değil, Hindistan veya Rusya’yı tercih ediyor. Türkiye’deki firmalar böyle yaparsa yazılım bu ülkede nasıl gelişecek?” diye sordu.

🙁

Bir gözlem:

Herkes kodlamacı arıyor. Yeni mezun delikanlı işe giriyor. 6 ay çalışıyor. Sonra “onu zengin edeceğime, kendim zengin olurum” diyerek ayrılıyor.

Aradan bir süre geçiyor. Aldığı maaş kadar kazanamıyor. Eski patronuna gidip iş istiyor.

Ben seni daha önce işe aldım. 6 ay boyunca işi öğrettim. Tam verimli olacakken bırakıp gittin. Şimdi sana nasıl güveneyim” diye soruyor, eski patronu.

Bu öyküyü en az 20 ayrı kişiden duydum.

😉

Benim yorumum:

Söz verdiği zamanda ve kalitede iş yapılmamasını haklı bulan IT’ci bakış açısı, aslında kendi mesleğine zarar verir.

Türkiye’de yazılım evlerine neden iş verilmiyor? Neden işler yurt dışına yaptırılıyor?” diye sorarlar. Yanıtını kendi meslekleri içinde çözmeleri gerekirken girişimcilerden medet umarlar.

Şunu da ekleyeyim:

Ahlaksızlıkla o parayı kazansalar bile, bir sonraki aşamada daha sonra kendi projeleri için aynı durumu yaşarlar. 30 yılı aşkın iş yaşamım, bir dümenle patron olanların en çok kendileri gibi insanlar tarafından kazıklandığını göstermiştir.

😀