"spor" etiketli yazılar:

07 Mayıs 2025 Çarşamba

Mağaza Segmentasyonu – 2

Uzun süreden beri bir ofisim yok. Evde veya rahat ettiğim bir yerde çalışmayı tercih ediyorum.

Önemli not – 1:

Henüz pandemi filan yokken, uzaktan çalışma bu kadar yaygın değilken üçüncü yer (3rd place) kavramı ortaya çıkmıştı. “Dostlarınızla buluştuğunuz, kendinizi  yabancısı hissetmediğiniz, sosyalleşmenizde bir şekilde katkısını hissettiğiniz, tanıdıklarınızla hatta tanımadıklarınızla rahatça temas kurabildiğiniz kafe, restoran, bar, alışveriş merkezi, spor salonu, vb. gibi yerler” için söyleniyor. Anladığınız gibi, ilk iki yer: ev ve işyeri…

Sonra ikinci yer denilmeye başlandı. “İşyeri o kadar da zevkli bir yer değil. Donanımını al, gel… Burada çalış.“

Pandemi sonrasında ikinci yer öne çıktı. Bu konuda tartışmayı, taaa pandemi öncesinden 15 yıllık şu yazının yorumlarında da sürdürebiliriz. Değişimi daha iyi vurgulayabiliriz.

Bende zaten ofis olmadığı için uzun süreden beri ikinci yeri önemsiyorum.

Kafeterya Zinciri

Aslında evde çalışmayı tercih ederim. Ne var ki, iş gereği ayrı adreslere gitmek gerekiyor. Sevdiğim bir arkadaşım o dönemde bir kafeterya-pastane zincirinin dijital iletişimini yönetiyordu. “Uğur abi. Oraya git. Hem geri bildirim verirsin, hem de rahat çalışırsın” dedi.

İster istemez, farklı yerlerdeki dükkanlara farklı zamanlarda gidip çalışmaya başladım. Şunu fark ettim. Bazı dükkanlar cirosunun büyük bölümünü, çevredeki plazalarda çalışan ve öğle yemeği için gelen beyaz yakalı müşterilerden yapıyor. Bazıları ise, çoğunlukla öğleden sonraları (eskiden evlerde yapılan) kadınlar günü toplantılarının kafeteryanın dükkanlarına taşınması ile yapıyor. Birkaç kere, aynı markanın farklı kafeteryalarında en az 5 – 6 masada çok sayıda orta yaşta hanımefendiler vardı. Bildiğiniz “altın günü” toplantılarının benzerinin kafeteryalara taşınmış olduğunu gözledim. Artık evde hazırlık yapmak, saatlerce uğraşmak istemiyorlardı. Kafeteryada oldukları zaman, çay koy, pasta yap, devamlı mutfağa git-gel de ortadan kalkıyordu. Pazarlamacı olarak, önemli bir davranış değişikliğini yerinde gözlediğime çok sevindim.

Bazı dükkanlar, her iki gruba da hizmet veriyordu. Öğlenleri beyaz yakalılara, öğleden sonraları ise altın günü toplantılarına.

Muhtemelen bir kısım dükkanları bu kadar net ayrımlara sokamayız. Sabah erken saatlerde yola düşmediğim için gözlemek fırsatım olmadı ama… Hem sabahları kahvaltı için gelenlere, hem öğle yemeklerine, öğleden sonra kadınlara, akşam iş çıkışı atıştırmasına hizmet veren kafeteryalar da olabilir.

Bu sayede bazı kavramları irdeledim. Sadakat kavramını “müdavim” (devam eden) sıfatına kadar dönüştüren de olabilir. Günde bir kereden fazla uğrayan müşteri… (Bence, “abone” kelimesi müdavim kadar etkili değil. Elbette kişisel görüşüm. Tartışmaya açık.)

Fırsatı Deneyim’e Dönüştürmek

İzlenimimi, kafeterya zincirini tavsiye eden arkadaşıma anlattım. O da bana şunu anlattı.

Sosyal medya izlemesi (tracking) sırasında “X kafeteryada şu arkadaşımızın doğum gününü kutlamak için toplandık” mesajını görüyorlar. Hemen o dükkana haber veriyorlar. Masaya, üzerinde mum olan küçük bir pasta ve kişi sayısı kadar çay gidiyor ve “Doğum gününüz kutlu olsun. Pasta ve çaylar bizden” diyorlar. Sonra, o mekan çevredeki tüm benzer etkinliklerde toplanma yeri oluyor. Kulaktan kulağa pazarlama sayesinde…

(Biliyorum, konu dışı ama buraya eklemeden duramadım. Farkındalık ve sosyal medyada erken uyarı sistemlerinin önemi konusunda eğitim malzemesi olur.)

Zaman’ın Anlamlandırılması

Çoğunlukla müşteriyi tanımak için kullandığımız zaman anlamlandırma konularını

  • Günün saatleri
  • Haftanın günleri
  • Hazır giyimde sezon başı, ortası, sonu
  • İndirim dönemleri
  • 11/11, Kara Cuma, vb.
  • Anneler günü, Sevgililer günü, vb. özel günler…
  • Öğretmenler günü, Avukatlar günü, vb. mesleklere atanmış günler…
  • Yılbaşı / Bayram
  • Tatil dönemleri
  • Adli tatil gibi özel tatil dönemleri
  • Okula dönüş dönemi,
  • Üniversitelerin ara sınav ve final sınavı dönemleri (eve servis yapan lokantalar için önemli veri)
  • Ürünlere göre değişen hasat dönemleri

mağaza segmentasyonunda da kullanabiliriz.

Örneğin spor salonunda

      • Sabah işe gitmeden önce gelenler,
      • Akşam iş çıkışında gelenler,
      • Mesai saatlerinde gelenler (çoğunlukla evden çalışanlar, emekliler ve ev kadınları),
      • Haftada bir gün toplanıp basketbol veya minyatür kale futbol oynamaya gelenler,
      • Haftada 2-3 kere, önceden belli programlara (aerobik, zumba, pilates, vb.) gelenler,
      • Sadece hafta sonlarında gelenler

gibi veriler, gelecekteki yatırımlarınızın doğru yapılmasını sağlar ve veriminizi artırır.

Diğer Anlamlandırıcılar

Elbette sadece zaman ile sınırlı değiliz.

  • Daha fazla tüketilen ürünler,
  • Bir defada alışveriş yapılan ürün sayısı (sepet hacmi),
  • Bir defada ödenen tutar ortalaması (sepet cirosu),
  • Tekrarlanan ziyaret sıklığı,
  • (Lokanta gibi yerlerde) bir masanın hesabının kaça bölündüğü [genellikle göz ardı edilen bir veridir]

gibi veriler, mağaza segmentasyonu için önemlidir.

İşin ilginç tarafı, binlerce farklı ürünü satan süpermarketlerin büyük kısmı yukarıda saydığımdan fazlasını inceleyip mağaza segmentasyonu yaparken, daha az sayıda mağazası olanların basit karşılaştırmaları bile yapmamasıdır.

(Devamı var. Basit, excel tabanlı bir yöntem, sonraki yazıda)

Eş zamanlı Linkedin’de yayımşandı.

14 Haziran 2018 Perşembe

2018 Dünya Kupası

Beni yakından tanıyanlar, futbol konusunda bir yazı başlığı görünce şaşırmışlardır.”Hangi takımı tuttuğumu” soranlara, “Futbola ilgim, mikrobiyolojiye olan ilgimden daha az” diye yanıt veririm. Takım tutmam ve futbolla da pek ilgilenmem.

2018 dünya kupası ile ilgili görsel sonucu

Bu kupayla ne işim olduğunu soracak olursanız, sadece 2 eski yazımı hatırlatmak istedim.

Birincisi, 27 Şubat 2014’de SAP’nin (o zamanki) Inovasyon Takım Lideri Cenk Sezgin ile sohbetimi yazmıştım. Bu uzun yazının son paragraflarında SAP’nin kurucularından biri olan  Dietmar Hopp’un gençliğinde oynadığı 3.300 kişinin yaşadığı küçük bir köy kulübü olan TSG 1899 Hoffenheim’ı 2000 yılında Alman 5.liginden devralıp 8 senede Alman birinci ligi olan Bundesliga’da oynamasını sağlayan “bilgi yönetimi“nden söz edilmişti.

SAP-analytics-1302

İkinci yazı ise, 13 Temmuz 2014‘de yayınladığım “Finali Büyük Veri Kazanır mı?” yazısı. Alman milli takımının 7 – 1’lik Brezilya galibiyeti sonrasında yayınlanan “12’inci oyuncu büyük data’ydı” (Germany’s 12th Man at the World Cup: Big Data) yazısına değinmiştim.

Sizce finali duygusal söylemler ve motivasyon mu, veri bilimini spora uygulayabilenler mi kazanır.

😉

EKLEME: Sosyal Mecralarda görebildiğim tahmin linkleri:

.

19 Haziran 2016 Pazar

Suç kimde?

Bence adama fazla yükleniliyor.

😀

Kime gitseniz, “Al şu kadar parayı da takımın başına geç” deseniz…

Önce “Emin misiniz? Son kararınız mı?” diye sorar. Sonra da “Siz istediniz. Peki, madem” der.

Maçlardan sonra da “What can I do sometimes” deyiverir.

futbol

Neymiş? O kadar para almış, ama takım hep kaybediyormuş.

Yahu, onu o göreve getirenin ve o kadar parayı verenin değil de alanın mı suçu var?

Bu topraklarda kaç kişi “O iş bana birkaç numara büyük” diyor?

Kaç kişi “Ben o işi yapamam” deyip görevi hak edene bırakıyor?

Hanginiz o paraya “HAYIR” derdiniz?

😉