"spor" etiketli yazılar:

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Entegre iletişim

TV varolmadan önce, medyanın çarpıttığı haberler konusunda bir örnek anlatmış ve iletişimin TV naklen yayını ile artan gücü sayesinde bugün Dünya’da başarılı spor takımlarmız olduğunu vurgulamıştım.

Şimdi de TV ile internetin çelişkileri yaşanıyor.

ABD kökenli NBC şirketi, olimpiyat açılışını anında değil de ABD’nin ekran başında yoğun olduğu saatte yayınlamak istemiş. Bireysel gazeteciliğin gücünü hafife almış. Herkesin naklen yayın yapabileceğini unutmuş.Bu arada kendi resmi twitter hesabından mesajlar da göndermiş.

Sevgili Hakkı Özmoralı’nın twit‘i sayesinde haberim oldu.

TechCrunch’dan Ryan Lawler “Seremoniyi yoğun saatlerde göster. Ama anında ne olup bittiğini de haber ver.” diye NBC’ye öğüt veriyor. (Yazının aslı burada)

😛

Entegre iletişim kavramının global iletişim şirketlerinde bile eksik olmasına ne demeliyiz?

 

 

02 Temmuz 2012 Pazartesi

Uzmanlık / özen

Avrupa Futbol Şampiyonası İspanya’nın başarısıyla bitti. Her futbol karşılaşması sırasında yıllar önce Altan Erbulak‘ın yazdığı bir röportaj aklıma gelir.

Maçtan 24 saat önce final maçının oynanacağı stadyuma gitmiş. Sahada 14 – 15 yaşlarında birçok çocuk varmış. Kalelerden birinde oynuyorlar. Adamın biri, tribünün üst katlarından onlara talimat veriyor. Sonra çocuklar oyuna devam ediyorlar.

Altan Erbulak, adama “Burada ne oluyor?” diye sormuş.

“Ben kale arkası kameramanıyım.” demiş adam. “En iyi görüntünün nereden alınacağını anlamak için çalışıyorum.”

😉

Neredeyse 40 sene önce okuduğum bu yazı aklımda yer etmiş.

Maçtan bir gün önce stadyumda çalışmak için izin alacaksın, 8 – 10 tane genç bulacaksın, koca kamerayı taşıyacaksın…

İşine özen göstermeden, kendini adamadan uzman olunmuyor.

😀

Meraklısına, uzmanlık konulu diğer yazılar:

 

 

26 Nisan 2012 Perşembe

Karşılaştırma

Basketbol, voleybol ve tenis maçlarını TV’den izlemeyi seviyorum. Bir de, bizde delikli bilardo diye adlandırılan snooker seyrediyorum.

Snooker sırasında sunucular konuşurken “Akşam seansında Kaan Kural da bizimle olacak. Ona “snooker’ın LeBron James’i ve Kobe’si kimdir” diye sorarız” dediler.

Basketbola düşkün biri olarak ben de yanıt aradım. Yanıtı bulamadım ama şunu buldum: Karşılaştırma yapabilmek için önce kavramları (sıfatları) belirlemek, sonra da tanımlamak gerekiyor. Tıpkı etiketlemek (tag) gibi.

LeBron James ile Kobe’yi karşılaştırsak… Kişisel yetenek, beceri, hırs, fiziksel güç… Bence LeBron James sadece fiziksel güç konusunda Kobe’yi geçer. LeBron’un ortaya koyduğu şekilde bir fiziksel gücü bilardo ve snooker’da göremeyeceğimiz için, karşılaştırma olmaz diye düşündüm.

🙂

Sunucunun bir cümlesi sayesinde, karşılaştırmalarda etiket (tag) ve kavram tanımlarının önemini hatırladım.

Biliyor musunuz, segmentasyonda da etiketlemek en önemli aşamalardan biridir.

Resim şuradan alınmıştır.