"strateji" etiketli yazılar:

06 Eylül 2015 Pazar

Müşteriden kaçmak

İtiraf edeyim: Pazarlama kariyerimin ilk yıllarında “Pazarlama sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” cümlesine çok alınırdım. “Bana, yetersizsin demek mi istiyor?” diye kendimi sorgulardım.

Yıllar geçti.

😉

Bir şirket var. Yaz kış faaliyetler sürdürüyorlar. Yazın ciroları azalıyor. Arttırmak için çare düşünüyorlar.

  • Not: Çalıştığım şirketleri vermiyorum. Ama rahat anlaşılması için spor salonu örneğini kullanabiliriz.

Yaz gelince müşteri azalıyor. Açık alanları da var ama yeterince etkin kullanamıyorlar. Geçen yıl yaptıkları birkaç deneme başarısızlıkla sonuçlanmış. Yaz başında “Bu sene ne yapmalı?” diye düşünüyorlardı. Toplantıda konu gündeme geldi.

3 – 4 yıldır faaliyet gösterdikleri için ellerinde bir miktar müşteri verisi var.

Kendi mevcut müşterileriyle konuşmalarını önerdim. “Yazın gelmeyen müşterilerin ne kadarı başka yere gidiyor? Eğer tatile 3 ay boyunca çıkmıyorlarsa, neden bu süre boyunca sizi tercih etmiyorlar? Bu süreyi nasıl değerlendiriyorlar? Müşterilerinizle görüşün. Anket filan yapmayın, yüzyüze görüşün, sohbet edin. Müşteri içgörüsü toplayın. Sonra bir araya gelip karar verin” dedim.

Bence bu konu bitmiş olmalıydı. Maalesef devam edildi. Mağaza müdürleri “Bu kimin görevi olmalı” diye sordular, “Bizim görevimiz değil. Pazarlama departmanı yapmalı” dediler…

korlük

Genel Müdür ise “Pazarlama kadrosunun gençliğinden ve tecrübesizliğinden” bahsetti.

Şaşırdım. Yönetim kadrosundakiler faaliyet gösterdikleri 3 – 4 yıl boyunca, şikayet olmadıkça hiç birebir müşteri görüşmesi yapmamışlar, şimdi de “başkası yapsın” diye bahane arıyorlar.

“Organizasyon şeması açısından kimin bu işi yapması gerektiği” bana soruldu. “Bu pazarlamanın değil, herkesin görevi olmalı… Özellikle yönetim kadrosundaki herkesin… ” diye yanıtladım. Ve  ekledim “Pazarlama sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir

😉

12 Ekim 2014 Pazar

Arkasında ne var?

Bugün Ürün Geliştirme dersinde yoklama alırken sayfanın arkasında (tüm sayfayı kapsayacak büyüklükte) şu resim vardı.

absolute

Yoklama kağıdı bana geri dönünce sordum. İmza atan 13 öğrencinin hiçbiri resmi farketmemişti.

Nasıl yorumlamalıyım bilemedim ama onlara bir Muhan Soysal öyküsü anlattım.

😛

Muhan hocam, bizden 3 sene önceki son sınıfa Business Policy sınavında oldukça zor bir vaka analizi sormuş. Sınıf çılgınca çözmeye çalışıyor. Muhan hocam yoklama kağıdını eline almış, teker teker imzalatıyor.

O yıllardaki İdari İlimler anfisinde sıralar arasından geçmek oldukça zor. Her bir öğrencinin teker teker kalkıp yol vermesi gerek. Oysa Muhan hoca, daha önce yoklamayı sınıfın resmini çekerek yapmış bir kişidir. Etkin ve verimli çözümleri hemen üretebilir.

Bir öğrenci durumun – hocanın herkesi teker teker rahatsız etmesinin – garipliğini farkediyor. Muhan hocayı izliyor. Kağıdı tutuşundaki farklılığı anlamaya çalışıyor. Sıra kendisine gelince, kağıdı çevirip arkasına bakıyor.

Yeterli veri olmazsa hiçbir vaka çözülemez” yazdığını görüyor.

Gözlerini kaldırıp Muhan hocaya bakınca “sus” işaretini alıyor. Yoklama bitene kadar bekliyor. Daha önce yazdıklarını silip, sınav kağıdına sadece “Yeterli veri olmazsa hiçbir vaka çözülemez” diye yazıyor ve teslim ediyor.

100 üzerinden 100 alıyor.

🙂

Ders bunun neresinde diye sorarsanız… İşletmecilik son sınıf öğrencisi imza attığı kağıdın önüne arkasına bakmalıdır.

😉

 

07 Ağustos 2012 Salı

Gizli GOYA formülü

Dün Milliyet gazetesinde bir röportaj vardı. Songül Hatısaru “GİZLİ ‘GOYA’ FORMÜLÜ 385 MİLYON TL GETİRDİ” diye yazmış.  Merak ettim okudum.

GOYAGez, Oturma, Yeter, Artık” demekmiş. (Aralara virgül koyulması ve dilbilgisi düzeyi bana ait değildir. Yazıdan aynen alıntıladım.)

Biliyorsunuz, bu gibi yaklaşımların strateji zannedilmesine tepki gösteririm. Zaten yapması gerekeni yapanların “önemli birşey yapıyor” gibi davranmalarına da şaşırırım.

Ben yine Goya’yı ressam olarak hatırlayacağım.

İspanya İç Savaşı’nı anlatan “3 Mayıs 1908 idamları” resmi

🙁

Bundan 10 yıl kadar önceydi. Sınıf arkadaşımız Ahmet Bozer‘in evine gitmiştik. Erken gitmişiz, eksik bir-iki şey varmış. Alışverişe birlikte çıktık. (Ahmet Bozer hakkında  [1] , [2][3] , [4] , [5] yazılarımı okuyun. )

Dükkanlarda sorular sordu, rafların düzenini inceledi, Coca Cola ürünleri hakkıında görüşlerini aldı. Tekrarlıyorum. 10 sene önce…

Yeni başlayanlar “gizli GOYA formülü” diyorlar da… Hoşgeldiniiiiz….

  • Not: GOYA formülünü boş geçin. Yazıda süpermarket davranışları konusunda bilgiler var. Onlar önemli. Yakında bir yazıda o bilgileri kullanacağım.

😛

Ahmet Bozer şimdi ne durumda diye merak ediyorsanız… Coca Cola International’ın başına geçiyor. ABD dışındaki tüm Coca Cola faaliyetlerinden sorumlu olacak. Belki Muhtar Kent’den sonra… Kimbilir…

😀