"sürdürülebilirlik" etiketli yazılar:

24 Eylül 2021 Cuma

Standart ve Sürdürülebilirlik

İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA programının değerli katılımcılarından Kübra Engin, Linkedin’de önemli bir paylaşımda bulunmuş.

Bugün de güzel bir gelişmenin haberini aldık.
Her geçen gün giderek artan elektronik cihaz kullanımıyla birlikte, çekmelerimizde fazladan fazladan biriken şarj kablolarına artık bir standart getiriliyor. Şarj bağlantıları standart hale getirilecek ve USB-C bağlantı olacak. Hem üretimden hem de imha/bertarafından oluşan ekonomik kaybın ve çevresel zararın önüne geçilmesinin yanı sıra kullanıcılar için de büyük kolaylık olacak. Ayrıca şarj aletlerinin, elektronik aletlerden ayrı olarak satışı gerçekleşecek.

Sevgili Kübra Engin’in özetlediği Avrupa Komisyonu haberinin aslı şurada.

Resim, evdeki şarj kabloları

Avrupa Komisyonunun bu kararı çok önemli bir gelişme.

Her yeni PC veya telefon modelinin şarj girişlerinin farklılaştırılması, böylece daha fazla “aksesuar” satışının zorunlu olması engellenmeliydi.
Zaten bu “her seferinde değişiklik yaparak daha fazla tüketim özendirme“nin sanayi devrimi kavramı olduğunu ve teknoloji şirketlerine yakışmadığını nicedir söylüyordum.

Girişimcilerin Bilişim Dönemine uyum sağlaması konusundaki – 8 yıl önceki – şu yazımda

Bilişimle uğraşsalar bile, Sanayi Dönemi kültüründeki Gates, Jobs, Brandon örneklerinden öte gidemeyen Türk girişimcisi misiniz; yoksa bilişim dönemini yakalamış biri mi?

cümleme takılan yorumcuya verdiğim şu yanıtta

Apple shop’da, 2 önceki modelin şarj cihazını sorduğumda “Onu çöpe atın ve yenisini alın diye üretmiyoruz” diyorsa, her Apple markalı cihazın şarj ünitesi birbirinden farklıysa sizce Bilişim Dönemi mantığında mıdır?

Tekrarlıyorum, para kazanma biçimi Sanayi veya Bilişim Döneminde olduğunu belirliyor. Yaptıkları bağışları konuşursak, “çalıyor ama yol yapıyor” noktasına geliriz. Sanayi Dönemi’nin örneklerini aklıyor gibi de görünebiliriz.

yazmıştım.

Sevgili Kübra Engin şöyle yazmış:

Teknoloji şirketlerine yakışmadığı konusuna yüzde yüz katılıyorum. Tüketici olarak şarj aleti yüzünden yaşadığımız tatsız deneyimler de var.

Geçen hafta bilgisayarımın şarj aletini unutup şirkete gittim ve onlarca bilgisayar arasından şarjı benimkine uyan tek bir bilgisayar olmadığı için pilim bittikten sonra verimsiz (bilgisayarsız) geçen bir 3 saat yaşadım. Üstelik bir tanesi neredeyse birebir benimkiyle aynı model olmasına rağmen şarj girişi farklıydı 😅 .

Evlerde çekmeceleri dolduran tatsız kablo görüntüleri de cabası. Gereksiz olan finansal maliyeti ve çevresel zararı zaten ortada…

Dikkatinizi çekmek istiyorum: “neredeyse birebir benimkiyle aynı model olmasına rağmen şarj girişi farklıydı” diyor.

🙁

Birkaç sene önceye kadar Samsung’un tüm ürünleri birbirine uyan kablolarla bağlanabiliyordu. Cep telefonunun şarj kablosu Samsung fotoğraf makinesine de  uyumluydu. Cep telefonunu bilgisayara bağladığın kabloyla TV cihazını da bağlayabiliyordun. Sonra Samsung da bu akıma kapıldı ve -maalesef- sürekli kablo değişikliklerine başladı. Gözümde ciddi değer kaybına neden oldu.

🙁

Sizi bilişimin nimetlerinden yararlandırmak yerine, sürekli katma değersiz değişikliklerle tüketime ve kaynakların anlamsız kullanımına zorlayan kurumlar, bilişim satsalar bile Bilişim Dönemi değil Sanayi Dönemi kurumlarıdır.

İşte, sürdürülebilirlik konuşan tüm kurumlara sormamız gereken soru karşımızda…

😉

08 Ekim 2016 Cumartesi

Durumsallık

ODTÜ İşletmecilik’te okurken en önemli bakış açısının “durumsallık” (contingency) olduğu öğretilmişti.

Bunu “mutlak doğru yoktur” diye alabilirsiniz.

Sevgili Simto Alev sayesinde gördüğüm bu gif durumu anlatıyor.

Değişen koşullar karşısında, her zaman davrandığın gibi yapmaya devam edersen hem müşterini kaybedersin, hem de kendin düşersin.

😉

31 Ocak 2016 Pazar

Patlat Bir “El Sistema” Görelim

Reklam duayenlerimizden Sayın Serdar Erener’in “Patlat bir Uber de görelim” demeci üzerine sosyal mecralarda çok sayıda tepki yazısı çıktı.

Serdar Erener’in girişimcilik ile reklamcılığı karıştırdığı söylendi. Diğer yandan, hayatında hiç reklamcılık yapmamış olanların Serdar Erener’i kınaması da eleştirildi. (Diğer eleştirileri ve karşıt görüşleri, Google’dan bulabilirsiniz.)

Benim fikrimi sorarsanız, Sayın Serdar Erener’in “Fikir aklına gelse müşterine verir misin?” sorusuna verdiği “Müşterime fikir bende kaynak sende gel beraber yapalım derim.” yanıt cümlesiyle zaten gerekli düzeltmeyi yaptığı kanaatindeyim.

  • Merak edenler için: Hiç reklam ajansında çalışmadım, 25 seneden fazla süre boyunca reklamveren tarafında pazarlamanın çeşitli departmanlarını (hatta 6 sene tamamını) yönettim.

🙂

Benim reklamcıya daha yakışır bulduğum bir önerim var. Hani “Köşeyi döndürecek bir girişim fikri” değil, “Reklamı boşgeç, biz buna yatırım yapalım” olayı da değil ama bir kurumun gerçekten onyıllarca fanatiği olunacak bir öneri. Dünyanın diğer tarafında bile olsa, bizi duygulandıran bir çalışma.

El Sistema

sistema

Venezuela’da, fakir ailelerin sokaklarda büyüyen çocuklarını müzikle buluşturan bir sosyal sorumluluk projesi.

Bu yıl “Kardelenler” yapalım, önümüzdeki sene de “4×4 anlatırız” projesi değil. Uzun vadeli bir adanmışlık. Elini taşın altına koyup yıllarca hem doğrudan dokunulan, hem de işiten veya gören herkesi kendine bağlayacak bir çalışma.

Benim reklam ajanslarına önerim, “Patlat bir “El Sistema” da görelim.

😉