"taraftarlık" etiketli yazılar:

22 Eylül 2013 Pazar

Ne içindeyim zamanın…

Siz Beşiktaş – Galatasaray maçını seyrediyordunuz (büyük ihtimalle…)

Ben bir blog yazısına odaklanmıştım.

Yayınladım ve kadim dostum Murat Ermert’ten şöyle bir tweet geldi.

Usta, mac seyrederken, niteliksel arastirma metodlari konusu bizi aşar:))) Yapma bize bunu!

Yazıyı yayınladıktan sonra yine maçı seyretmedim. Eurosport’da serbest kar sörfü seyrederken yarışmacıların yapay kar doldurulmuş pistlerde kışlık giysiler içinde, spikerin ise şort giydiğini gördüm. Güldüm ama düşündüm. Hava soğuk değildi. Kar yağmamıştı… Yine de gerçekleştiriliyordu o etkinlik.

Kanallar arasında gezerken bitmemiş maçın skorunu bir alt yazı ile birlikte gördüm.

——————————–

BJK: 1
GS:  2

Beşiktaş Seyircisi sahaya girdiği için maç durdu

———————————

“BJK seyircisi en centilmen seyirci seçildi” diyen tweet’i hatırladım.

Tam o anda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bir şiirinin ilk dizeleri geldi aklıma.

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;

🙂

Sizi bilmem ama, ben bazen tam bu dizelerin dediği gibi kalırım ortalıkta.

BJK – GS maçının içinde değilim, ama tümden dışlayamıyorum da… Dedim ya, ne tümden içindeyim zamanın (maçla pek ilgim yok), ne de büsbütün dışında (yine de “Beşiktaş seyircisi sahaya girdi”yi görünce aklıma maçla ilgili bir tweet geliyor. Adeta muz orta… ).

😉

Ahhh! N’olacak benim halim? Ben n’olacam? Yine arada kaldım. Yine kişisel sorgulamalardayım…

😛

12 Aralık 2012 Çarşamba

Taraftarlık 2

Körü körüne taraftarlık konusunda çok yazdım. (Listesi yazının sonunda)

Az önce tekerlekli basketbol maçındaki olaylar konusunda Kenan Başaran’ın “Koy deplasman yasağı gitsin” yazısında Doç. Dr. Ahmet Talimciler’in “Onlar futbol taraftarı” dediğini okuyunca, bir anı tazelendi.

😉

1970’lerin sonlarındaydık. Büyük İstanbul kulüplerinden birinin Ankara’da basketbol maçı var. (Gereksiz saldırı olmasın diye takımın adını yazmıyorum.) Fanatik futbol taraftarları bir tribünü doldurdu. Maç başlamadan tezahürat başladı. Oynanan spordan anlamadıkları için seyretmiyorlar da… Çoğunluk sırtını sahaya dönmüş, tribünde üstte oturanlara bakıyor. Merkezi saha değil üst-tribün olan bir yarım daire oluştu.

İstanbul takımında bir Amerikalı oyuncu var. Birkaç tane de basketbol şöhreti. Ankara takımının tüm oyuncuları üniversite öğrencisi. Spor ile harçlıklarını çıkarıyorlar. Gerçek anlamda profesyonel hiçbir sporcusu yok. (Hatırladığım kadarıyla okul bittikten sonra da sporcu olarak devam etmediler.)

Tribündeki fanatiklerin anlamadan geldikleri ve seyretmedikleri o maç nasıl bitti biliyor musunuz? Öğrenciler as’ları yendiler.

Maç bitti. Fanatik taraftarlar da kendi sporcularına ana avrat sövmeye başladı.

😛

Bari maçı seyretseydiniz. Bağırmak ve marş söylemek yerine zor anlarında takımınızı  motive etseydiniz. Hani?..

😉

 

EK NOT:

Taraftarlık yazıları:

 

13 Eylül 2012 Perşembe

Olgular, Duygular ve Taraftarlık

Karar verirken olguları ve duyguları ayırmayı [1] , [2] önerdim.

Şu nokta önemli. “Tarafsız olun” demiyorum, “Tarafsız değerlendirin” diyorum. Elbette ki duyguları işin içine katacaksınız. Ama önce olguları olabildiğince tarafsız değerlendirin; sonra tuzunu, biberini, limonunu, zeytinyağını ekleyin. Ağzınıza göre tadlandırın. Yeter ki kendinizi kandırmayın.

🙂

Sakın, bu da yanlış anlaşılmasın. “Bi taraf olan bertaraf olur” gibi değil. Bu cümle, bugünlerin bir olgusunu (maalesef) ifade etse de “sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” diye özetlediğim ahlakın temel ilkesine karşıdır. Dolayısıyla dürüst bulmadığım bir yaklaşımdır.

Kendinizi kandırmayın da… İsterseniz, yine tarafsız olun. Hatta kararsız da olabilirsiniz.

İnsanız sonuçta.