"temas noktası" etiketli yazılar:

02 Mart 2021 Salı

Multi – Omni Kanal konusu

Bir yazılım şirketinin  “omni-kanal strateji rehberi” türünden yayınıyla karşılaştım. Yazılım şirketlerinin kendilerini öven yayınlarını biliyorum. Ne var ki, belki eğitimlerimde kullanabileceğim birkaç güzel cümle, iyi açıklanmış birkaç kavram, bir konuyu anlamayı kolaylaştıran şekil veya resim bulurum diye mutlaka gözden geçiriyorum. İyi bir içerik görürsem, “reklam kısımlarını dikkate almayın, geri kalanı yararlı” diyerek paylaşıyorum.

Okuduğum e-bültende şöyle yazıyordu:

Çok kanallı müşteri etkileşimi, telefon, e-posta ve canlı sohbet gibi birden çok, ama her biri kendi platformunda yönetilen kanallarla müşterilerle etkileşimde bulunan şirketleri ifade eder.
Omnichannel müşteri etkileşimi, birden çok kanalı kaynaştırır ve hepsini tek bir birleşik konsoldan yönetir. Bu daha bütünleşik yaklaşım, hem müşteri hem de temsilci için cihazlar ve temas noktaları arasında uyumlu ve kesintisiz bir deneyim sağlar.

Orijinali (daha güzel bir tercüme yaparsanız, değiştirelim):

Multichannel customer engagement refers to companies interacting with customers through multiple channels, such as phone, email, and live chat, with each channel managed in its own platform.
Omnichannel customer engagement blends multiple channels and manages them all from a single, unified console. This more integrated approach provides a cohesive and seamless experience for both the customer and the agent across devices and touchpoints.

Açıkçası, belki -kısmen- doğru ama oldukça eksik bir bakış açısı. Belgenin devamında “… diğer CRM yazılımları bunu beceremez…” gibi iddialı söylemler de var.

Öncelikle, müşteri temas noktalarını sadece “telefon, e-posta ve canlı sohbet” ile sınırlıyorsanız, bence omni kanal kavramını kesinlikle doğru anlamamışsınızdır. Bunlar, eskiden sadece çağrı merkezi bünyesinde olan ve artan teknoloji ile çeşitlenen birkaç iletişim noktası.

Oysa temas noktası dediğimizde… mağazalar, markanın satıldığı farklı e-pazaryerleri, kurumun kendi e-dükkanı, markaların sosyal mecralardaki sayfaları, varsa kiosklar (yukarıda Migros örneğindeki) gibi birçok temas ve etkileşim noktaları da var.

Gerçekten omni kanal olması, yani müşteri deneyiminin farklı temas noktaları arasında sürtünmesiz ve kesintisiz akması için yapılan çalışmalar şöyle:

Müşterinin marka ile deneyiminin kesintisiz ve sürtünmesiz olduğunu sağlıyorsanız (en azından bu yola çıkmışsanız) omni kanal konuşabiliriz. Yoksa, bir yazılımla sadece müşteri tekilleştirmesi yaparak omni kanal olunmaz. Zaten iletişimde tekilleştirmeyi yıllar önce yapmalıydınız.

😉

Bu yazıyı neden yazdım veya okuduğum bir yazıya tepkimi neden paylaşmak istedim?

CRM’in ilk yıllarında

  • Çağrı merkezi = CRM
  • E-posta pazarlaması = kampanya yönetimi
  • Bireysel, Ticari, Kurumsal bölümleri = segmentasyon
  • İndirim, taksit, puan = sadakat programı
  • Adı, soyadı, telefon numarası = veri tabanı
  • İleri satış teknikleri eğitimi = CRM eğitimi
  • CRM = yazılım

… zannedenler vardı. Yanlış bilgilenmenin nedeni çoğunlukla bir tek konuda hizmet sunan yazılım şirketlerinin CRM modasından yararlanma arzusuydu. Yıllardır bu yanlış algıları düzeltmeye çalışıyoruz.

Şimdi benzerini multi – omni kanal kavramlarında görüyoruz. Yine yazılım şirketleri, yine kullanıcıların bilgisizliği, yine yeni modanın kaldıraç etkisi…

Resim şuradan alıntıdır

.

26 Eylül 2020 Cumartesi

KişiselleştirMEme

Yıllar önce daha ortada KVKK yokken, çok sayıda markası olan bir kurumla CRM konusunda görüşmeye gittim. İnce uzun bir masanın bulunduğu toplantı odasına aldılar.

Masanın bir yanında pazarlama müdürü ve onun iki yanında ikişer tane marka yöneticileri; masanın diğer yanında marka müdürünün tam karşısında IT’den sorumlu müdür. Kadınlar bir tarafta, erkekler diğerinde… Bana, IT’den sorumlu müdürün bulunduğu tarafta, kenarda yer ayrılmıştı. Elle yer gösterdiler.

Konumumu görünce gülümsedim. Birbiriyle birlikte çalışması gereken IT ve Pazarlama arasında oldukça sıkı bir güç savaşı olduğu belliydi. Müzakere psikolojisi dersi alalı 40 sene olmuştu, kavramların çoğunu unutmuştum ama burada gerilim havada solunacak kadar yoğundu. Bana mecburen kenarda bir köşe kalmıştı.

Bazen, daha toplantı başlamadan “buradan bir şey çıkmaz” diye düşünürsünüz. Bunun ne kadarının önyargı, ne kadarının deneyimlerden damıtılmış düşünce olduğunu bilemiyorum. Her zaman kendini doğrulayan kehanetlerden çekinirim, bu nedenle toplantılarda önyargımı susturmaya çalışırım ama… bu sefer sanırım başarılı olamadım.

😉

Bana ayrılan köşeye geçtim oturdum. Geleneksel “hoşgeldiniz” konuşmaları ve kartvizit değişimleri sırasında çantamdan defterimi ve kalem kutumu çıkardım. Günün tarihini, ziyaret ettiğim kurumun adını yazdım. “Sizi dinliyorum” dedim.

Pazarlama müdürü hemen konuya girdi. “Burada veri ambarı kuruluyor. Biz her markanın ayrı veri ambarı olması gerektiğini düşünüyoruz. Siz ne dersiniz?” diye sordu. “Değerli hanımlar… Bu şimdiye kadar duyduğum en harika kötü fikirlerden biri” diye yanıtladım.

Masanın diğer tarafında bir şaşkınlık oldu. IT müdürü biraz kenara çekilip bana yer açtı ve sandalyesini döndürüp beni rahat görecek açıya getirdi.

Ben beklemeden devam ettim. “Yanlışsam düzeltin, sizin kadar bilemem. Gözlemlediğim kadarıyla genellikle bir kadın en pahalı ayakkabıyı alır, sonra ceket, sonra pantalon… en ucuz da tişört veya gömlek… Öyle değil mi?

“Eh… Yani… Evet ama…”

Bu ürünlerin hepsini ayrı markalar altında satıyorsunuz. Bir müşteriyi bütün olarak görmek yerine, tişörtcü marka olarak bakıp “ucuzcu” diye etiketliyorsunuz, veya cekete bakıp “lüks ve modayı takip eder” diyorsunuz. Oysa ikisi de aynı kişi… Neden müşteriyi bir bütün olarak görme fırsatını kaçırıyorsunuz ki?

“Bilgi güvenliği, filan…”

Bir marka müdürünün, kendi markasından hiç satın almayan bir müşteriyi görmesi engellenebilir. Hatta sadece kendi markasından satın alınan ürünleri görmesi, diğer bilgilere hiç ulaşamaması da sağlanır. Bunlar veri tabanı oluştururken yapılması gerekenler zaten… Aksi koşulda müşteri de rahatsız olur.

IT müdürü iyice bana döndü. Yanılıyor olabilirim ama yüzünde “ben zaten söylemiştim” gibi bir ifade var gibi geldi bana. Devam ettim.

Tekilleştirilmiş müşteri için tek bir tane müşteri veri tabanı oluşturun. Kimin, hangi müşterinin hangi alışverişini görebileceğine dair kuralları geliştirin. Her markanızın kartı, diğer markalarda da geçerli. Bu size müşteriyi tanıma fırsatı veriyor. En doğru teklifi, müşteriyi 360 derece tanıyarak yapabilirsiniz. Bunu kaybetmeyin. Yazık olur.

Toplantı kısa sürdü. Başka konu konuşmadık. Ben ayrıldım. “Belki ararlar” diye hiç umutlanmadım.

Yıllar sonra nereden aklıma geldiğini söyleyeyim.

Bütünleşik müşteri deneyimi” konulu ingilizce bir yazı okuyordum. “Bütünleşik müşteri deneyimi geleneksel kişiselleştirme tekniklerinin çok ötesindedir. Müşteri deneyim yolculuğu hakkındaki verileri tüm kanallardan, kaynaklardan ve sistemlerden toplar. Böylece müşterinin sadece o anlık veya o dükkandaki deneyimini değil kurumunuzla ilgili tüm deneyimini görmenizi sağlar” yazıyordu.

Daha geleneksel müşteri tekilleştirme aşamasından çıkamamış olan kurumların, müşteri deneyimlerini anlaması, mükemmel deneyim tasarlaması ve omni-channel olması imkansız.

😉

02 Nisan 2019 Salı

Memnuniyet Ölçümü ve Yönlendirme

Üç gün önce, Haydar Özkömürcü sayesinde şu tweet’i gördüm.

Fatih Kadir Akın‘ın tweet’ine yazılan yorumlar arasında şunlar da vardı:

@taylankupeli
Bizi de ‘1 ila 10 arası puanlayacaksiniz lakin 10u tuslayana kadar sistem 0 olarak algiliyor, puan alamiyoruz.9a basarsanız..‘ diye uyardıydı.Tabii hemen puanın ne işe yaradığını sormuş, hedefi tutturursa markette kullanabileceği bi kart veriolarmis. Servise 9, patrona 1 verdim.

@FazilKilicX
😂😂 aynısı bize de gelmişti. Aslında 0-10 aralıkta puanlama yapılıyor ama siz 9 verin dedi 10 tuşlayana kadar yanlış oluyor sıfır veriliyor yanlışlıkla diyordu 😂😂

@FatihSaritas1
Bana da ‘9 a basarsanız sevinirim’ demişti, ben de ‘niye 10 istemedi acaba’ diye düşünmüştüm. Bir hikmeti varmış:))

@FadimeCimci
Bizde geldi ve 9 un altındaki her oylamadan para cezası kesiyorlar, bu ay 150 TL ödedim dedi, üzüldüm.

@zoe70zoe
Bana gelen servise neden 9 dedim, 9 dan başka puan verirseniz işimizi değerlendirmeye almıyor sistem dedi. Nasıl yani koca firma böyle sistem mi olur dedim, maalesef söylemek istemiyorum ama öyle dedi. Memnundum 9 verdim. Yani çalışan çakallığı olmayabilir.

Bilmeyenler için kısa açıklama:

Bu ölçüm Net Tavsiye Skoru (Net Promoter Score – NPS) adlı bir “memnuniyet ölçümü”. 1 -10 arası not veriyorsunuz.

  • 0 – 6 arası OLUMSUZ
  • 7 – 8   PASİF
  • 9 – 10   SİZİ BAŞKALARINA TAVSİYE EDERİM

Skor şöyle belirleniyor: 9-10 değerlendirenlerin oranından, 0-6 değerlendirenlerin oranını çıkartıyorsunuz. 7-8, hiç önemli değil.

  • Bu yazının konusu NPS değil. Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak geri bildirim ölçümlerinin yanlış kullanımları ve sonuçları konusuna biraz dokunacağım.
  • NPS nedir?” diye arama motorlarına sorarsanız, daha ayrıntılı bilgi alırsınız.

😉

Bazı kurumlar, “her temas noktasında NPS ölçelim” diyorlar.

İşimi web sitesinde halledememişim. Mecburen çağrı merkezini aramışım. Çağrı merkezi “Bizim yetkimizde değil, şubenizle görüşün” demiş. Tek bir temas noktasında kesintisiz ve sürtünmesiz hizmet veremediğiniz için 3 temas noktası ile muhatap olmuşum.

Sizce ikinci ve üçüncü temas noktalarının skoru önemli mi? Tüm deneyimi değerlendirmek yerine, bölük pörçük oranları mı dikkate alacaksınız? Alt-yapı eksikliğiniz veya yetkilendirme hatanızdan ötürü, zoraki yönlendirildiğim temas noktalarında memnuniyet ölçümü olarak gerçekten NPS mi kullanmalısınız?

🙁

Kurumlar kendi iş süreçlerini daha iyi duruma getirmek yerine çalışanlarını geri bildirim savaşına sokuyorlar. Prim sistemini müşteri geri bildirimine bağlamakla övünüyorlar. Bu nedenle şöyle yaklaşımlarla karşılaşıyoruz.

Hizmetten memnun kaldınız değil mi? Adım Uğur. Unutmayın… Değerlendirme için aradıklarında 9 veya 10 verirsiniz artık. Ben, Uğur … Unutmazsınız değil mi?

Bu yaklaşımın olası sonuçlarını, yine Fatih Kadir Akın‘ın tweet’ine yazılan yorumlardan alalım:

@A11111982
Direkt 0 puan sebebi,hizmet iyise bile kotu niyet ve karsi tarafi aptal yerine koymaktan -3 -4 puan gider, gitmeli.

@ibrahimuzunj
Bu konuşmadan sonra kesin puan kırardım.

@sansadans
Verseydiniz 9 u ya ben de en para ile kibar konuşunca hemen ankete yönlendiriyorlar basıyorum 1 e

Elemanlarınız veya şubeleriniz / bayileriniz arasında geri bildirim yarışı yaptırmanız, kurumunuz açısından pek yararlı değildir. Yukarıdaki gibi aldatıcı kalkışmalar yarışı başlar. Siz gerçek sonuçları öğrenemezsiniz. Dikkat etmişseniz, elemanın hizmeti karşılığında “ne hak etmişse o puanı verme” davranışı olmuyor. Ya cezalandırmak için puan kırıyorlar, ya da “maaşı kesilmesin” veya “nedeni ben olmayayım” diye fazla puan veriyorlar.

Müşteri fazla puan verse de, kendisinde duygusal çelişki yaratan bu durumu sevmiyor, markadan soğuyor.

  • Hedefleri yanlış belirleyen kurumlar hakkında  [1][2] . [3] yazı okuyabilirsiniz.

😉

Müşteriye kaba davrananları sert cezalandırın. Burada mutabıkız.

Geri bildirim sistemi kurmaktaki amacınızın müşteri için sürtünmesiz ve kesintisiz bir deneyim süreci oluşturmak olduğunu unutmayın. Kendi iş süreçlerinizi mükemmelleştirmek ve çalışanlarınız için eğitim malzemesi çıkarmak için çaba sarfedeceğinize, müşteri geri bildirimlerini dayak sopası olarak kullanırsanız, doğru sonucu elde edemezsiniz.

Kendinizi kandırmak isterseniz… siz bilirsiniz.

.