"torpil" etiketli yazılar:

14 Şubat 2009 Cumartesi

Temel zayıfsa

Şirketlerde “türkilizce” konuşulmasını ben de sevmiyorum. Ama faydalı olduğu durumlar da yok değil.

Elemanın adı Funda idi. (Sadece örnek isim olarak seçilmiştir. Kimse ile ilgisi yoktur.) Yönetim Kurulu’nun bile üstünden torpili vardı. İşleri küçük parmağının ucuyla tutuyor, yanlış üstüne yanlış yapıyordu.

Bir sözleşmenin sonuna 48 aylık ödeme planı girilmişti. Ayın 8’i ve Cuma günü idi. Müşteri sözleşmeyi imzalayamadı. Ben de Funda’ya “İlk ödeme Pazartesi günü yapılacak. Bu tarihleri 8’i değil de ayın 11’i olacak şekilde değiştir” dedim.

Word’un “bul – değiştir” işlevini kulanıp, tüm sözleşmedeki 8’leri 11’e değiştirmişti.

  • Sözleşme maddeleri .. 6 – 7 – 11 – 9 – 10 – 11 – 12 … 16 – 17 – 111 – 19 …  26 – 27 – 211 – 29 …diye gidiyordu. Bütün diğer maddelere atıf yapan maddeler de değişmişti.
  • Müşterinin para yatıracağı hesap numarası 368975 yerine 3611975 olmuştu. Bankada böyle bir numara da olmadığından, sözleşme gereği müşteri para yatırmayabilirdi.
  • Elbette ödeme tarihleri de… 11/06/19XX – 11/07/19XX – 11/011/19XX – 11/09/19XX diye değişmişti.

Ben çıldırdım ve söylendim. Yarım saat geçmeden Genel Müdür fırçasını yedi. Büyük Torpil onu aramış ve “senin pazarlama müdürün yeğenime ne hakla söyleniyor” demişti.

Funda’nın hataları bitmiyordu. Genel Müdür gereğinde kullanmak üzere “birkaç örnek” istedi. Bir klasör dolusu örnek verdim.

Baktık ki Funda’ya kızmak yasak… Ortamı keyif alacak duruma getirdik.  O hata yapmaya devam ettikçe kızmıyor, kendi aramızda Türkçe okunuşu ile  “yine funda-mental bir hata olmuş” diye avunuyorduk.

Not:Anlamları şöyle:

  • mental = akıl, zekâ, zihinsel, ruhsal;
  • fundamental = temel, esaslı, mühim, birinci
  • Funda-mental = Siz nasıl anlarsanız…

🙂

24 Ekim 2008 Cuma

Gaz'lı içecekler…

Bugünlerde, Pepsi’nin yeni logosu tartışılıyor. Pepsi’nin logosu deyince paylaşmak istediğim bir anı var…

Bir bankanın “kart hizmetleri” şirketinde çalışıyordum. Kredi kartları konusunda sektörün en saygın isimlerinden biri Genel Müdürümüz idi.

Sonra Genel Müdür değişti. Büyük patron’un yakın tanıdığı olan bir hanımı Genel Müdür yaptılar. (Torpil konularından sonraki bir yazıda bahsedeceğim.) Daha önce Pepsi’de çalışmıştı. Pazarlama değil, finansman (hatta denetim – audit) kökenli idi.

Hanımefendi, her fırsatta herkese pazarlama dersi vermeye meraklıydı. (O sıralarda banka olarak bizim pazar payımız, Pepsi’nin pazar payından fazlaydı.) Yine bir toplantıda, belki Pepsi’ye uyabilen, ama bir bankaya hiç de yakışmayan bir pazarlama yöntemini övdü. Yine dayanamadım (benden bu sözü okumaya alıştınız, değil mi?)

“Bakın, sizin Pepsi’de tek bir rakibiniz vardı. Bizim piyasada 30 rakibimiz var. Sizin bir tek ürününüz vardı. Bizim Gold, Platinum, Klasik, Business kart, ATM kartı, Genç kart… Bir sürü ürünümüz var. Sizin şişenin şekli, logonuz, şişenin içindekinin formülü yıllardır değişmedi. Biz ise sürekli yenilikler yapmak zorundayız. Sizin üretim teknolojiniz basit. Biz sürekli olarak teknolojik yenilikleri izliyor ve uyguluyoruz.

Bir çok konuda bizi bağlayan yasalar ve uluslar arası Visa ve MasterCard kuralları var. Üzerinde su dolu bardakların bulunduğu bir yatağın üstünde ip atlamaya çalışıyor gibiyiz. Size gelince, odanızın pencereden baksanız. Coca Cola’nın ne yaptığını izleseniz, bir – iki gün arayla gündemi yakalarsınız. Sizin Pepsi’de yaptığınıza “pazarlama” demiyoruz, “sevkiyat kanalı yönetimi” diyoruz”

Sonunda ne mi oldu? Doğru söyleyeni…