"trend" etiketli yazılar:

21 Mayıs 2019 Salı

XCO’19 – Deneyim Tasarımı ve Yönetim Zirvesi

Önümüzdeki hafta 28 Mayıs Salı günü, Yapı Kredi bomontiada‘da Marketing Türkiye önderliğinde bu yıl dördüncü kez düzenlenen XCO’19 – Deneyim Tasarımı ve Yönetim Zirvesi var.

Müşteri ve kullanıcı deneyimine ilişkin geniş bir yelpazenin kapsanması amaçlandı. Geniş yelpaze derken, sadece 16 ayrı sektörden konuşmacılardan ve deneyim alanlarındaki workshoplardan bahsetmiyorum.

Müşteri odaklı bir kurumun yapması gerekenlerin sırası dikkate alınarak içerik planlandı. Kurumun genel stratejisi ve marka değeri çerçevesinde bir müşteri deneyimi stratejisi oluşturmasından başlıyor; müşterilerin ve temas noktalarında çalışanların beklenti ve taleplerinin anlaşılması ile devam ediyor; teknolojinin kullanılabileceği alanlar ile insan faktörü üzerinde duruluyor; mekanlardan kanallara kadar deneyim noktaları irdeleniyor; farklı ve markayla anılan deneyimin tasarlanması tartışılıyor; müşteri tepkilerinin ve geri bildirimlerinin ölçümü masaya yatırılıyor, dinamik çağda sadakat konuşuluyor…

Bu kadarla sınırlı değil.

Deneyim alanlarında hendi kokunuzu yaratmanız, kendi cıngıl müziğinizi düzenlemeniz, trendler konusunda çalıştaylara katılmanız da mümkün.

Ayrıca Nestle’nin bir lansman toplantısı var.

Hâlâ bitmedi.

18.30’dan sonra da A.L.F.A. Costumer Brand/Müşteri Markası Ödül Töreni var.

Akademetre tarafından Türkiye temsili bir örneklemle, 12 ilde 1200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda deneyimi en iyi tasarlayan ve yöneten “Müşteri Markaları / Customer Brands” A.L.F.A. Awards‘da ödüllerine kavuşacaklar.

🙂

  • Ben katılımcılar ve içerik hakkında daha çok bilgi almak istiyorum” derseniz, etkinlik uygulamasına şuradan;
  • Video’ya buradan;
  • Etkinlik detayına ve biletine buradan;

erişebilirsiniz.

Pazarlama yöneticilerinin, özellikle müşteri deneyimi profesyonellerinin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum. Gelirseniz görüşürüz.

.

22 Eylül 2015 Salı

Markalar da eskir

Türkiye’de “annenizin markası” hatta anneannenizin markası olan markalar olmaya başladı.

Geçenlerde, genç girişimci arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Bir markadan bahsettiler.

– Bilmez miyim? Bir devirler …. deyince akla onlar gelirdi” dedim. (İş kolunu özellikle yazmadım)
– Alınmayın ama onların da sorunu bu. “50 yaş üstü bizi biliyor, şimdiki gençler bir yana, yeni anne-babalar da hiç tanımıyor” dediler.” diye yanıtladı

Markayı hemen hatırlayan yaşta olduğum için alınmadım.

yeni_nesil-tr

Bireyleri inceleyip “bir sonra satın alınacak ürünün saptanması ve en doğru teklifin yapılması” ile iş bitmiyor. Kişiselleştirme işin önemli kısmı ama şirketin uzun vadeli geleceği için bireysel tercihlerin yanında genel eğilimlerin de izlenmesi ve geleceğe yönelik doğru adımların atılması şart.

Mevcut müşterilerinizin aşk markası olabilirsiniz. Ama “Markayım ben!” havalarına girerseniz, müşterideki değişimleri fark etmeyebilirsiniz. (Bu nedenle eskiyen o kadar çok marka var ki) Sonra da “annenizin markası” olur ve “genç anne-babalar bizden habersiz” diye karalar bağlarsınız.

Veriler Müşterinin Sesidir  yazısında, Airbnb’nin baş veri bilimcisi Riley Newman’ın bir blog yazısından cümleler aktarmıştım.

Her şirket yöneticisinin ve veri bilimcilerin okuması gereken yazıda birkaç cümle üzerinde duracağım.

İstatistikleri bireysel deneyimleri anlamak için kullanıyoruz ve toplumsal eğilimlerini saptamak için bu deneyimleri birleştiriyoruz. Bu eğilimler, işi ne yöne götüreceğimize ilişkin kararları şekillendiriyor.

*   *   *
Karar vericiler bir içgörünün olası sonuçlarını anlamazlarsa, buna uygun davranmazlar. Öyle yapınca da, içgörünün değeri kaybedilir.

Çözümü, karar vericilerle veri bilimcileri yakın çalıştırmakta bulduk.

Veriyi anlamlandırmak, sadece bireyi iyi tanımakla bitmez. Şirketin sürdürülebilir büyümesi için de verideki genel eğilim ve değişimlere dair ipuçlarını da anlamak gerekir. Markanın yaşlanması, ancak veri analizi ve müşteri deneyiminin anlaşılmasıyla engellenir.

😉

05 Aralık 2013 Perşembe

Plan ve Bütçe – 2

Bütçe’nin Türkiye’deki kullanımı genellikle “Bütçede yer almadığı için onaylanmadı” veya “Sene sonu yaklaştı, bütçeyi kullanmazsak gelecek sene para verilmez. Harcayalım” şeklinde ortaya çıkıyor. Özellikle kamu kuruluşlarının eğitim harcamaları ikinci örneğe fazlasıyla uyuyor. butce-2

Oysa Plan ve Bütçe yazısında vurguladığım gibi bütçe hem planlama hem de performans ölçme aracıdır.

En basit şekliyle anlatmaya çalışayım…

Diyelim ki bütçeyi şöyle hazırladınız. “10 liradan 10 adet üreteceğiz ve 12 liradan satacağız. 20 TL kar edeceğiz.”

Sene sonu geldiğinde gördünüz ki, 12 liradan 8 adet üretmişsiniz ama 15 liradan satmışsınız.  24 TL kar etmişsiniz.

😀

Sonuçları yorumlarsak:

  • Birim üretim maliyetiniz 10 TL varsayıldı, 12 TL oldu.
  • 10 adet üretebileceğinizi iddia ettiniz, ancak 8 adet üretebildiniz.
  • Toplam üretim maliyetiniz 100 TL değil 96 TL.
  • Birim satış fiyatı 12 TL olur dediniz ama 15 TL’den sattınız.
  • Cironuzu 120 TL tahmin etmiştiniz, bildiniz.
  • Beklediğinizden daha karlı çıktınız.

Nihayetinde 20 TL yerine 24 TL kâr ettiniz. Bununla mutlu olup rahat uyur musunuz? Veya kendinize

  • Satınalma ve üretim departmanları maliyetlerden haberdar değil mi?
  • Üretim departmanı kendi kapasitesini bilmiyor mu?
  • Satış departmanı daha fazlaya satabilecekken (“hedefleri geçtik” demek için) fiyatları sene başında düşük tutmuş mu?
  • 10 adet üretebilseydik (24 TL’den daha fazla) 30 TL kâr edebilir miydik?

diye sormaz mısınız?

😉

Hangisi? Başka?…

😮

Resim şuradan alıntıdır