"trend" etiketli yazılar:

22 Eylül 2015 Salı

Markalar da eskir

Türkiye’de “annenizin markası” hatta anneannenizin markası olan markalar olmaya başladı.

Geçenlerde, genç girişimci arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Bir markadan bahsettiler.

– Bilmez miyim? Bir devirler …. deyince akla onlar gelirdi” dedim. (İş kolunu özellikle yazmadım)
– Alınmayın ama onların da sorunu bu. “50 yaş üstü bizi biliyor, şimdiki gençler bir yana, yeni anne-babalar da hiç tanımıyor” dediler.” diye yanıtladı

Markayı hemen hatırlayan yaşta olduğum için alınmadım.

yeni_nesil-tr

Bireyleri inceleyip “bir sonra satın alınacak ürünün saptanması ve en doğru teklifin yapılması” ile iş bitmiyor. Kişiselleştirme işin önemli kısmı ama şirketin uzun vadeli geleceği için bireysel tercihlerin yanında genel eğilimlerin de izlenmesi ve geleceğe yönelik doğru adımların atılması şart.

Mevcut müşterilerinizin aşk markası olabilirsiniz. Ama “Markayım ben!” havalarına girerseniz, müşterideki değişimleri fark etmeyebilirsiniz. (Bu nedenle eskiyen o kadar çok marka var ki) Sonra da “annenizin markası” olur ve “genç anne-babalar bizden habersiz” diye karalar bağlarsınız.

Veriler Müşterinin Sesidir  yazısında, Airbnb’nin baş veri bilimcisi Riley Newman’ın bir blog yazısından cümleler aktarmıştım.

Her şirket yöneticisinin ve veri bilimcilerin okuması gereken yazıda birkaç cümle üzerinde duracağım.

İstatistikleri bireysel deneyimleri anlamak için kullanıyoruz ve toplumsal eğilimlerini saptamak için bu deneyimleri birleştiriyoruz. Bu eğilimler, işi ne yöne götüreceğimize ilişkin kararları şekillendiriyor.

*   *   *
Karar vericiler bir içgörünün olası sonuçlarını anlamazlarsa, buna uygun davranmazlar. Öyle yapınca da, içgörünün değeri kaybedilir.

Çözümü, karar vericilerle veri bilimcileri yakın çalıştırmakta bulduk.

Veriyi anlamlandırmak, sadece bireyi iyi tanımakla bitmez. Şirketin sürdürülebilir büyümesi için de verideki genel eğilim ve değişimlere dair ipuçlarını da anlamak gerekir. Markanın yaşlanması, ancak veri analizi ve müşteri deneyiminin anlaşılmasıyla engellenir.

😉

05 Aralık 2013 Perşembe

Plan ve Bütçe – 2

Bütçe’nin Türkiye’deki kullanımı genellikle “Bütçede yer almadığı için onaylanmadı” veya “Sene sonu yaklaştı, bütçeyi kullanmazsak gelecek sene para verilmez. Harcayalım” şeklinde ortaya çıkıyor. Özellikle kamu kuruluşlarının eğitim harcamaları ikinci örneğe fazlasıyla uyuyor. butce-2

Oysa Plan ve Bütçe yazısında vurguladığım gibi bütçe hem planlama hem de performans ölçme aracıdır.

En basit şekliyle anlatmaya çalışayım…

Diyelim ki bütçeyi şöyle hazırladınız. “10 liradan 10 adet üreteceğiz ve 12 liradan satacağız. 20 TL kar edeceğiz.”

Sene sonu geldiğinde gördünüz ki, 12 liradan 8 adet üretmişsiniz ama 15 liradan satmışsınız.  24 TL kar etmişsiniz.

😀

Sonuçları yorumlarsak:

  • Birim üretim maliyetiniz 10 TL varsayıldı, 12 TL oldu.
  • 10 adet üretebileceğinizi iddia ettiniz, ancak 8 adet üretebildiniz.
  • Toplam üretim maliyetiniz 100 TL değil 96 TL.
  • Birim satış fiyatı 12 TL olur dediniz ama 15 TL’den sattınız.
  • Cironuzu 120 TL tahmin etmiştiniz, bildiniz.
  • Beklediğinizden daha karlı çıktınız.

Nihayetinde 20 TL yerine 24 TL kâr ettiniz. Bununla mutlu olup rahat uyur musunuz? Veya kendinize

  • Satınalma ve üretim departmanları maliyetlerden haberdar değil mi?
  • Üretim departmanı kendi kapasitesini bilmiyor mu?
  • Satış departmanı daha fazlaya satabilecekken (“hedefleri geçtik” demek için) fiyatları sene başında düşük tutmuş mu?
  • 10 adet üretebilseydik (24 TL’den daha fazla) 30 TL kâr edebilir miydik?

diye sormaz mısınız?

😉

Hangisi? Başka?…

😮

Resim şuradan alıntıdır

01 Aralık 2013 Pazar

Plan ve Bütçe

Bu yazı muhtemelen geç kaldı. Birçok kişi şirketinin veya departmanının bütçesini hazırladı.

Ben yine de önemli unsurlardan bahsedeyim. Bu sene olmasa da gelecek seneye (unutulmazsa) yardımcı olur. Henüz bütçesini hazırlamamış olan girişimcilere de belki faydası dokunur. butce

🙂

Bütçe, hem çeşitli gelir ve giderlerin önceden belirlenen hedefler çerçevesinde yapılmasını sağlayan planlama aracı, hem de bu hedeflere ne kadar yaklaşıldığının değerlendirilmesini sağlayan performans ölçme aracıdır.

Hedefler

  • Pazar payı
  • Ciro
  • Karlılık

anabaşlıkları altında birbiriyle bağlantılı, ancak ayrı ayrı belirlenir. Böyle yapılmasının nedenleri şunlardır.

  • Pazar beklenenden fazla büyürse, ciro artış hedefi tutturulsa bile pazar payı kaybı mümkündür. Dolayısıyla aslında beklenmedik etmenlerden ötürü satış yapılmış, ama pazardan pay alınamamıştır. Yani hedeflerin gerisinde kalınmıştır.
  • Pazar (yasalar, krizler… gibi dış etmenlerden ötürü) beklenenden az büyümüşse, ciro hedeflerine ulaşılmamış olabilir. Ancak bu durumda bile pazar payı kazanılmışsa aslında hedeflere ulaşılmıştır.
  • Bir üründen 50 adet satılacak ve 500.000 TL kazanılacak diye bütçelediniz. 30 adet satıp 600.000 TL kazanmışsanız, varsayımlarınızı (1) gözden geçirin. Ciddi varsayım hatalarınız vardır ve onları düzeltmeden şirketinizin ne durumda olduğunu anlayamazsınız.
  • Döviz kurlarında beklenenin çok üzerinde artış olduğunda bazı sektörler yatırım kararlarını erteleyeceklerdir.  Yatırım ürünleri satan şirketlerin daha bütçe varsayımları sırasında bu unsuru da dikkate alması gerekir. Aksi koşulda şirket veya departmanın başarısızlığı diye yorumlanabilir. Böyle durumlarda pazar payı hedefi ve karlılık doğru performans ölçüleridir.
  • Geçmişte kriz dönemlerinde birçok firma, asıl faaliyetlerinden değil, parayı kullanıp repo yaparak para kazanmışlardır (2). Sene sonu kârları açısından hedefler aşılmış gibi görünse de, gerçekte sadece finansman departmanı işini yapmıştır. İşte bu nedenle karlılık hedefinin yanı sıra, ciro ve pazarpayı hedefleri de olmalıdır.
  • Yatırım kredisi veren veya müşterileriyle cari hesap sözleşmesiyle çalışan şirketlerde: ödeme güçlüğüne düşen, dava sonrasında temerrüt faiziyle birlikte ödeyen müşteri karlılığımızı arttırır. Ama kredi değerlendirme veya tahsilat ekiplerimizin yeterli olmadığını da gösterir. Bu nedenle hedeflerde departmanlara özgü noktalar da dikkate alınmalıdır.
  • Karlılık sadece TL veya US$ ile ölçülmez. Bu iş için ayrılan para veya zaman cinsinden de (yani % – yüzde – veya gün / saat olarak da) ölçülebilir. “Bir koyup beş almak” ve “kısa günün karı” deyimleri (veya IRR ve ROI hesapları) bu kavramdan yola çıkmaktadır.

😉

(1) Varsayımlar ve Planlama konusunda daha önce yazılmış yazıların listesi Planlama ve Senaryolar yazısında bulunabilir.

Bir de Fatmanur Erdoğan‘ın Geleceği Şekillendirmek İçin Makro Trendleri Farketmek Gerekir yazısına göz atın.

🙂

(2) Üzerimde çok emeği olan Osman A. Ataç hocam “Bir ekonomide, işletmeler paralarını paradan kazanıyorlarsa istatistikler güzel gözükse de o ekonomi sıkıntıdadır veya keskin bıçak sırtında gidiyordur. Nedeni çok basit: Üretim/pazarlama otomatik pilota alınacağından o ekonomi istihdam, katma değer ve hasıla yaratma gibi konularda sınıfta kalır. Şirket gayretlerini ‘fon’ yaratmaya kaydırır esas işini geri plana atar. Uluslararası rekabet şansı giderek azalır veya yok olur.diyor. Bence de haklıdır.

🙁

Resim şuradan alıntıdır.