"tüketici" etiketli yazılar:

30 Ağustos 2019 Cuma

Tüketici, Kullanıcı, Müşteri

Eğitimlerde Müşterinin Tanımı üzerinde [1] , [2] , [3] , [4] , [5] çokca duruyoruz.

Tüketici, kullanıcı ve müşteri tanımları maalesef çok net ayrımlar içermiyor. Kolay anlaşılması için kendimce bir örnek geliştirdim. Bu örneği tartışmaya açmayı ve en doğrusunu bulmayı amaçlıyorum.

🙂

Müberra teyze 70+ yaşında. Kendisinden 5 yaş büyük bir kocası Kamil amca, 45 yaşında oğlu Nihat ve 18 yaşında torunu Okan var.

Nihat, anne ve babasına iyi geleceğini düşündüğü için yaz sıcakları bittikten sonra onları bir tatil köyüne göndermek istiyor. Annesine en uygun tesisi öğrenmek için araştırma yapıyor. Yorumlara bakarak ve arkadaşlarından edindiği bilgiler doğrultusunda bir oteli seçiyor.

Annesinin ve babasının rızasını aldıktan sonra rezervasyon yaptırıyor.

Sonra oğlu Okan’a “en uygun yolculuk için araştırma yapmasını” söylüyor. Okan uygun uçak biletini buluyor. Babası Nihat’ın kredi kartına bağlı ek-kart ile satın alıyor.

Otelin servisi havaalanından transfer hizmeti de verdiği için ayrıca servis için çaba sarfetmiyorlar.

Müberra teyze ve Kamil amca otele ulaşınca kayıtlarını yaptırıp odalarına çekiliyorlar.

Otel seçimini Nihat yapıyor ama nihai onaylama kararını kim verdiyse asıl müşteri o. Anne-babası her zaman Nihat’ın kararına uyuyorlarsa müşteri Nihat.

  • Müşteri = nihai kararda en etkisi olan kişi(ler)

Uygun tesisi ararken kullanıcı Nihat; uygun uçak ararken kullanıcı Okan; otele vardıklarında kullanıcı resepsiyondaki otel çalışanı.

  • Kullanıcı = süreç içinde temas noktası veya ekran önünde işlem yapan kişi(ler)

Kamil amca ve Müberra teyze ise, bu süreçteki tüketiciler.

  • Tüketici = ürün ve hizmetlerden yararlanan kişi(ler)

Tüm süreçte ödeyici olan Nihat.

Eğer, nihai karar Kamil amcaya bağlıysa, müşteri, kullanıcı, tüketici ve ödeyici hep farklı olur.

Kocasının parasıyla bebeğine giysi alan kadın” senaryosunda da ödeyici, tüketici ve müşteri farklı oluyor. Kullanıcı zaten sürecin her aşamasında değişebiliyor.

😉

Eğer, müşteri, kullanıcı, tüketici ve ödeyici ayrımlarını daha belirgin yapan senaryolarınız varsa, paylaşırsanız sevinirim.

.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Mağazada video yayıncılığı

Dijital iletişim dünyasında büyük satın almalar, internet şirketleri ile sınırlı değil.

Mağaza içi yayıncılık yapan PRN (Premier Retail Network) NBS ile ortaklığı olan Thomson tarafından 2005 yılında 285 milyon ABD dolarına satın alınmıştı. O sırada 6500 mağazada, ayda 650 bin kişiye ulaşıyordu. Şimdi internet sitesinde 8550+ noktada olduklarını, ayda 181.1 milyon reklam gösterdiklerini ve reklamlardaki marka hatırlanma oranının %60’lara ulaştığını söylüyorlar.

10 bin 500 yerde bulunan ve ayda 150 bin tüketiciye ulaşan SignStorey, 2007’de CBS tarafından 71,5 milyon ABD dolarına satın alındı.  Firmanın adı CBS Outernet olarak değiştirildi.

Türkiye’de dijital pazarlama henüz “fan sayısı” düzeyinde devam ederken bahsettiğim projeler uçuk, hayali gelebilir. Daha sağlıklı değerlendirmek (sonra da yorumlamak için), Mağazada dijital iletişim isimli yazımı okumanızı öneririm.

Bu yüksek fiyatlı el değiştirmelere bakarak mağazada TV yayını yapan herkesin başarılı olmasını beklemek de mümkün değil. Satın alan yayın şirketleri alıştıkları tek yönlü yayına devam ederlerse, Neden Microsoft, Oracle ve SAP Bulut’da başarılı olamaz yazısında vurgulandığı gibi müşteri odaklı olmazlarsa ve CRM alt-yapısını kullanamazlarsa, yatırımlar boşa gidebilir.

😉

Teknolojinin perakendeciliğe katkıları konusundaki diğer yazılar:

🙂

25 Şubat 2011 Cuma

Luk at dı tabela*

Avrupa’da trafiğe kapalı bazı yaya ve alışveriş sokaklarında, dükkan tabelelarının satılan ürün veya hizmetleri göstermesi şart koşulmuş.

Ortaya yaratıcı ve güzel  tabelalar çıkmış. Yanda bunlardan sadece bir tanesi görülüyor.

Ekmek fırınları, elbise mağazaları ve kuyumcular da eğlenceli tabelalar yapmışlar.

Yaratıcılığın sınır tanımadığını, üstelik sınırlama getirilince daha da arttığını  ispatlıyorlar.

Hiç birşey satın almasanız da, sokakta gezmek bile keyifli oluyor.

🙂

  • Not: “Look at the tabela” deyimi, yenilgiden ne ders aldık diye sorulduğunda “Ders almam, ders veririm” diyen bir büyüğümüzün konuşma haznemize kattığı deyimlerden biridir.

😀