"tüketici" etiketli yazılar:

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Mağazada video yayıncılığı

Dijital iletişim dünyasında büyük satın almalar, internet şirketleri ile sınırlı değil.

Mağaza içi yayıncılık yapan PRN (Premier Retail Network) NBS ile ortaklığı olan Thomson tarafından 2005 yılında 285 milyon ABD dolarına satın alınmıştı. O sırada 6500 mağazada, ayda 650 bin kişiye ulaşıyordu. Şimdi internet sitesinde 8550+ noktada olduklarını, ayda 181.1 milyon reklam gösterdiklerini ve reklamlardaki marka hatırlanma oranının %60’lara ulaştığını söylüyorlar.

10 bin 500 yerde bulunan ve ayda 150 bin tüketiciye ulaşan SignStorey, 2007’de CBS tarafından 71,5 milyon ABD dolarına satın alındı.  Firmanın adı CBS Outernet olarak değiştirildi.

Türkiye’de dijital pazarlama henüz “fan sayısı” düzeyinde devam ederken bahsettiğim projeler uçuk, hayali gelebilir. Daha sağlıklı değerlendirmek (sonra da yorumlamak için), Mağazada dijital iletişim isimli yazımı okumanızı öneririm.

Bu yüksek fiyatlı el değiştirmelere bakarak mağazada TV yayını yapan herkesin başarılı olmasını beklemek de mümkün değil. Satın alan yayın şirketleri alıştıkları tek yönlü yayına devam ederlerse, Neden Microsoft, Oracle ve SAP Bulut’da başarılı olamaz yazısında vurgulandığı gibi müşteri odaklı olmazlarsa ve CRM alt-yapısını kullanamazlarsa, yatırımlar boşa gidebilir.

😉

Teknolojinin perakendeciliğe katkıları konusundaki diğer yazılar:

🙂

25 Şubat 2011 Cuma

Luk at dı tabela*

Avrupa’da trafiğe kapalı bazı yaya ve alışveriş sokaklarında, dükkan tabelelarının satılan ürün veya hizmetleri göstermesi şart koşulmuş.

Ortaya yaratıcı ve güzel  tabelalar çıkmış. Yanda bunlardan sadece bir tanesi görülüyor.

Ekmek fırınları, elbise mağazaları ve kuyumcular da eğlenceli tabelalar yapmışlar.

Yaratıcılığın sınır tanımadığını, üstelik sınırlama getirilince daha da arttığını  ispatlıyorlar.

Hiç birşey satın almasanız da, sokakta gezmek bile keyifli oluyor.

🙂

  • Not: “Look at the tabela” deyimi, yenilgiden ne ders aldık diye sorulduğunda “Ders almam, ders veririm” diyen bir büyüğümüzün konuşma haznemize kattığı deyimlerden biridir.

😀

20 Ekim 2010 Çarşamba

Öğrenmenin sonu yok

Geçenlerde Dinamo Eğitim‘in kurucusu Evrim Kuran ile muhabbet ettik. Evrim yıllardan beri Y Kuşağı üzerine çalışıyor.

O Y Kuşağı ki… Ben pek memnun değilim [1], [2], [3], [4], [5],  ama gözardı edilemezler.

Internet doğumlular… Onların tüketime katkıları, gerek çalışan gerekse müşteri olduklarında nasıl davranılması gerektiği, beklentileri, hevesleri, davranış biçimleri, öfkeleri, korkuları…

Önümüzdeki yıllarda hem yönetimin, hem de  tüketimin zirvesinde olacak bu kuşak…

🙂

  • Evrim’in eşi Fatih Kuran ile leasing yıllarımda tanışmıştık. Dostluğumuz hep sürdü. Geçenlerde tesadüfen katıldığım  etkinlikte Fatih’i tanıyıp tanımadığımı sordu bir kişi. Sonra da şöyle dedi: “Onu bir eğitimde izledim. Bu adamla arkadaş olmalıyım dedim. Adam gibi adam”

😀

Eğitim üzerine Evrim ile yaptığımız sohbette öğrendim. Evrim Y Kuşağından ilk bahsettiği yıllarda, eğitim sektörünün “ağabeyleri” ona tavsiyede bulunmuş.

– Kızım bırak bu Y Kuşağı filan gibi konuları… demişler. Hani “ağabeyler” hep racon keser ya! Kuşak deyince akıllarına ya pantalonlarını tutan kemer, ya da judo’daki seviyeler geliyor belki de…

Bugünlerde hepsi Y Kuşağı eğitimleri vermeye başlamış.

Eeeeeee…. Öğrenmenin sonu yok. Eğitim şirketleri için bile…

🙂

Resim Thomas Toth‘tan alıntıdır.