"tutarlılık" etiketli yazılar:

15 Şubat 2020 Cumartesi

Geeel, Bankaya Geeeel

Yazının başlığını, semt pazarında “Geeel, pırasaya geeeel” sesinde okuyun.

😀

MBA’de dersimi almış olanlarla arkadaşlığım devam eder. Pazarlama, CRM ve dijital dönüşüm konularında bana esin kaynağı olurlar. Aşağıdaki mesaj da böylece bana ulaştı.

Banka, genç arkadaşım Umut Altun’a göndermiş.

Umut Altun şöyle diyor:

Ekte bankacılığın geldiği nokta, bunu kıdemli müşteri yöneticisi kendi inisiyatifi ile mi yapıyor ki?

Bankaların genel e-postaları zaten can sıkıcı. Bir de böyleleri olursa yandık 🙂 Pazar mantığına dönüştürüp “gel abi gel gel gel akşam pazarı fiyatları indirdik” olur.

He bir de “değerli maaş müşterimiz” demişler ya… Havale eft vb. masraflar için konuştuğum zaman “aaaaa o ama hizmet karşılığı efendim” deniyor. Hani değerliydik 🙂

🙁

Bugünlerde, yanlış anlaşılan “izinli pazarlama” furyası ortalığı sardı. Kurumlar, izinli pazarlama ve KVKK’nın ilk çıktığı ve çokca kötü örneğin sosyal mecralara yansıdığı günlerinden daha kötü bir durumdalar. Merak ediyorum. Acaba avukatları hep bir ağızdan “izinli olan iletişimlere… hücummm” talimatı mı verdi? Eline herhangi bir iletişim bilgisi geçiren kurumlar, ilgili ilgisiz herkese mesaj üstüne mesaj göndermeye çalışıyor.

  • Elinde adres ve alışveriş verisi var diye mesaj gönderenlerin sonunu merak edenleri şu yazıyı okumaya davet ediyorum.

Anlamsız ve tutarsız mesajların sürekli gönderilmesi, sadece verilen iznin iptal edilmesini değil, kurum veya markadan nefret edilmesini de sağlıyor. “Kendi ayaklarına kurşun sıkıyorlar” demiyorum, “bir daha geri çıkamayacak kadar kendilerini gömüyorlar” diyorum.

Geçmişte denedik: Mesaj anlamlı olursa, izinli pazarlama olmasa bile, itiraz edip “nereden buldun adresimi veya telefon numaramı” diyenlerin oranı binde 5 – 8 arasında kalıyor. Mesaj anlamsız ise, şikayet edenlerin oranı yüzde 3,5 – 4 arasında oluyor.

Özetle, müşteri için mesajın ANLAMLI olması, İZİNLİ olmasından 6 – 8 kat daha önemli.

🙁

14 Şubat 2020 Cuma

Sürekli İletişim ve CRM

CRM’in tanımında

anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim” diye bir bölüm var.

Anlamlı ve tutarlı iletişim için ilgili [1] , [2] , [3] , [ve diğer]  yazılara bakabilirsiniz. Sürekli iletişim için ise… kurumlarımız çok örnek üretiyor ama, pek fazla görsel bulamıyordum.

Dün, derslerimde kullanabileceğim güzel bir örnek gördüm. Değerli arkadaşım, veri bilimci Burak Şendoğdu Twitter’da şöyle yazmış:

İkinci tweet’te bahsedilen yazı, “KVKK çıktı CRM öldü” diyenler, sahil kasabalarında sizi zorla dükkana sokmaya çalışanlar kadar pazarlamacıdır”  dediğim yazıdır. Burak Şendoğdu’nun da vurguladığı gibi, “CRM asıl şimdi başlıyor“.

😉

Eğitimlerimde “sürekli iletişim, ergen babası veya kaynana gibi sürekli vıdıvıdı etmek değildir” diyorum. Yukarıdaki 2 tweet’i eğitimlerimde “sürekli iletişim ne değildir” görseli olarak kullanacağım. Twitter’da Hepsiburada ve Burak Şendoğdu’ya teşekkür ettim.

Teşekkür mesajıma şöyle yanıt verdi.

Demek ki bu mesajlar sadece sürekli için değil, anlamlı ve tutarlı iletişim için de kötü örnekmiş.

😀

Bu vesileyle “sürekli iletişim nedir” diye sorarsanız… Zaman içinde müşterinin yaşam evresi değişir (mezun olur, işe girer, iş değiştirir, evlenir, çocukları olur, vb…) ve/veya yaşam tarzı değişir (daha lüks bir semte taşınır, daha farklı yerlerde yer – içer, farklı mekanlarda zaman geçirir, arabasını sıkça değiştirir, sıkça yolculuk yapar, vb…) .

Verileri anlamlandırıp müşterideki değişiklikleri anlamaya ve iletişimi koparmadan doğru zamanda doğru iletişim kurmaya “sürekli iletişim” deniyor; yukarıdaki Hepsiburada görselindekine değil.

🙂

21 Ekim 2014 Salı

Bireysel Kapitalist

Twitter’da kullanıcıların kendilerini tanımlama cümleleri dikkatimi çekiyor. İşini, mesleğini yazanlar var. Bir de… twitter-logo

– Hayal bulutları üreticisi
– Deneyim optimizatörü
– Dijitalliğe dönüştürme makinesi
– Trip törpüleyici
– Karizma kırıcı
– Takip etmeyenleri UNFlayıcı

diye yaratıcı cümlelerini yazanlar…

  • Not: Okuduklarım birebir aynısı değil. Kimseyi işaret etmemek için az değiştirdim. Aynısı varsa, gözümden kaçmıştır.

🙂

Bir genç arkadaş kendini bireysel kapitalist olarak nitelemiş. Hem takdir ettim, hem de yanlışı düzeltmek istedim.

Aslında -izm’siz düşünülmesini tercih ederim. İdeoloji her suçu haklı kılar ve aşırı taraftarlık da bir ideolojidir diye inanırım.

Yine de kapitalist olduğunu söylemesine hiç itirazım yok. “Neden?” diye sorarsanız… Onun yaşlarında herkes başka –ist’lere kapılır. Sosyalist, komünist, dinci, ulusalcı, milliyetçi, vb. olduğunu iddia eder. Diğerlerini kapitalist, faşist, nazi, vb. diye suçlar. Nedense eline yönetim gücü geçince daha önce başka –ist’lerin adanmış fanatikleri bile kapitalist oluverir.

  • İsterseniz MÜYAP’ın yönetimine göz atın. Oradaki arkadaşların geçmişini inceleyin. Biliyorum, böyle çok örnek var…MÜYAP ile sınırlı değil.

Genç arkadaşın şimdiden kendisini kapitalist olarak nitelemesini ve hedeflerini saptamasını takdir ettim.

😉

Gelelim işin yanlış bilinen kısmına…

Bireysel nitelemesini tartışmalıyız. Gerçek kapitalizm, bireysel değil birey olmayı öğütler. Bireysel üretimden (zenaat’ten) uzaklaşıp ortaklıkları (şirketleri ve kurumları) ortaya çıkaran kapitalizm için bireysel kavramı olumsuzdur. Vahşi kapitalizm denen ve aslında kapitalizmin sürdürülebilirliğini tehlikeye atan, giderek sıklaşan global krizleri yaratan bireysel düşünülmesidir.

Daha önce de yazdım, Değer = Para diye düşünüldüğü takdirde (ki kişisel serveti arttırmak nedeniyle tamamen bireysel bir bakış açısıdır) daha kısa sürelerde sorun yaşanması kaçınılmaz. Bireysellik, bencilliği arttırır. Dolayısıyla global krizler de sıklaşmaya başlar.

  • Takım oyunlarında birey olmak sakıncalı değil, bireysel oynamak sakıncalıdır.

Moves of her own: A little girl, identified as Jordyn, makes sure she's centre stage at her tap recitalÜzerine tıklayıp videoyu seyredin

Bireysel ile birey olma arasındaki farklardan biri, sürü davranışına kapılmama ve toplu hareketleri sorgulama becerisidir.

Olgun bireycilik” diye, kendisini ve başkalarını birey olarak kabul etmeye ve sürü gibi davranmamaya diyoruz. Doğal olarak olgun birey, başkalarını arkasından sürüklemeye de olumlu bakmıyor. Hem bireyliğini kaybetmekten, hem de başkasının bireyliğini kaybetmesinden hoşlanmıyor.

Herhangi bir -izm’e tutkun olmayı hiç onaylamıyorum. Ama bence, hangisi seçilirse seçilsin, bir –izm’in sürdürülebilirliği diğerlerinin de –ist olduğunu kabul etmekle mümkün.

Genç arkadaşa “bireysel kapitalist” değil, “kapitalist birey” olmasını öğütlerim. Hiç değilse tutarlı olur.

😉