"tutarlılık" etiketli yazılar:

21 Ekim 2014 Salı

Bireysel Kapitalist

Twitter’da kullanıcıların kendilerini tanımlama cümleleri dikkatimi çekiyor. İşini, mesleğini yazanlar var. Bir de… twitter-logo

– Hayal bulutları üreticisi
– Deneyim optimizatörü
– Dijitalliğe dönüştürme makinesi
– Trip törpüleyici
– Karizma kırıcı
– Takip etmeyenleri UNFlayıcı

diye yaratıcı cümlelerini yazanlar…

  • Not: Okuduklarım birebir aynısı değil. Kimseyi işaret etmemek için az değiştirdim. Aynısı varsa, gözümden kaçmıştır.

🙂

Bir genç arkadaş kendini bireysel kapitalist olarak nitelemiş. Hem takdir ettim, hem de yanlışı düzeltmek istedim.

Aslında -izm’siz düşünülmesini tercih ederim. İdeoloji her suçu haklı kılar ve aşırı taraftarlık da bir ideolojidir diye inanırım.

Yine de kapitalist olduğunu söylemesine hiç itirazım yok. “Neden?” diye sorarsanız… Onun yaşlarında herkes başka –ist’lere kapılır. Sosyalist, komünist, dinci, ulusalcı, milliyetçi, vb. olduğunu iddia eder. Diğerlerini kapitalist, faşist, nazi, vb. diye suçlar. Nedense eline yönetim gücü geçince daha önce başka –ist’lerin adanmış fanatikleri bile kapitalist oluverir.

  • İsterseniz MÜYAP’ın yönetimine göz atın. Oradaki arkadaşların geçmişini inceleyin. Biliyorum, böyle çok örnek var…MÜYAP ile sınırlı değil.

Genç arkadaşın şimdiden kendisini kapitalist olarak nitelemesini ve hedeflerini saptamasını takdir ettim.

😉

Gelelim işin yanlış bilinen kısmına…

Bireysel nitelemesini tartışmalıyız. Gerçek kapitalizm, bireysel değil birey olmayı öğütler. Bireysel üretimden (zenaat’ten) uzaklaşıp ortaklıkları (şirketleri ve kurumları) ortaya çıkaran kapitalizm için bireysel kavramı olumsuzdur. Vahşi kapitalizm denen ve aslında kapitalizmin sürdürülebilirliğini tehlikeye atan, giderek sıklaşan global krizleri yaratan bireysel düşünülmesidir.

Daha önce de yazdım, Değer = Para diye düşünüldüğü takdirde (ki kişisel serveti arttırmak nedeniyle tamamen bireysel bir bakış açısıdır) daha kısa sürelerde sorun yaşanması kaçınılmaz. Bireysellik, bencilliği arttırır. Dolayısıyla global krizler de sıklaşmaya başlar.

  • Takım oyunlarında birey olmak sakıncalı değil, bireysel oynamak sakıncalıdır.

Moves of her own: A little girl, identified as Jordyn, makes sure she's centre stage at her tap recitalÜzerine tıklayıp videoyu seyredin

Bireysel ile birey olma arasındaki farklardan biri, sürü davranışına kapılmama ve toplu hareketleri sorgulama becerisidir.

Olgun bireycilik” diye, kendisini ve başkalarını birey olarak kabul etmeye ve sürü gibi davranmamaya diyoruz. Doğal olarak olgun birey, başkalarını arkasından sürüklemeye de olumlu bakmıyor. Hem bireyliğini kaybetmekten, hem de başkasının bireyliğini kaybetmesinden hoşlanmıyor.

Herhangi bir -izm’e tutkun olmayı hiç onaylamıyorum. Ama bence, hangisi seçilirse seçilsin, bir –izm’in sürdürülebilirliği diğerlerinin de –ist olduğunu kabul etmekle mümkün.

Genç arkadaşa “bireysel kapitalist” değil, “kapitalist birey” olmasını öğütlerim. Hiç değilse tutarlı olur.

😉

 

28 Ağustos 2012 Salı

Uzmanlık / içselleştirme

Uzmanlığın bilinçli bir çaba ile kazanıldığını yazmıştım. Bu bilinçli çaba, düşünce yapısına ve davranışlara etki eder. Olan biteni uzmanlığı çerçevesinde görmesini ve yorumlamasını sağlar. Kavramsal konularda derinleştikçe, bilgisi yeterli olmayanların bulamadığı ilişkileri çözer.  Giderek daha fazla kaynaktan beslenir. Dolayısıyla bilgi birikimi daha hızlı derinleşir. Fark açılır.

  • Bazen meslek körlüğüne de neden olabilir. Tek aracı çekiç olanın herşeyi çivi zannetmesini sağlayabilir.

Osman Ata Ataç hocamın dediği gibi 15 yıllık tecrübe ile 1 yıllık tecrübenin 15 kere tekrarlanmasını karıştırmamak gerekir“.  Aradaki farkı yaratan şey alışkanlık değil, bilinçli çaba ile içselleştirmedir.

😉

Kimisi bir konuda sürekli konuşur. Davranışlarına bakarım. Söylemini içselleştiremeyenin güncel / popüler rüzgarlara kapıldığını düşünürüm. Ne kadar konuşursa konuşsun, davranışları ile söyledikleri tutarlı değilse uzman olduğuna inanmam. Muhtemelen yarın, bir başka popüler konunun uzmanı gibi konuşacaktır.

“20 yıldır hizmet sektöründeyim” diyen adam daha lokantaya girerken garsonu azarlıyorsa, anlarım ki henüz hizmet sektörü dinamiklerini öğrenememiştir.

😛

 

Meraklısına: Uzmanlık konusu bu blogda çok kez yer aldı:

 

19 Haziran 2012 Salı

Tutarlılık / samimiyet / liderlik

Sayın Tayfun Bayazıt gelişmiş ülkelerin Meksika – Los Cabos’taki toplantısından bir izlenimini  Facebook’ta yazdı. İzniyle paylaşıyorum. 

.

Los Cabos’tan bir B20 hikayesi…

Dünya Bankası, IMF ve OECD Başkanları sahneyi aldılar ve kendi kurumları perspektifinden krizden çıkış için ülkü ve inanç birliğinin gerekliliğine dem vurdular. Buraya kadar güzel.

Soru cevap kısmına geçildi. İlk soru bence on puanlıktı ve gelişmiş ülkelerin özelikle Avrupa tarım subvansiyonlarının yeni bütçe politikalarında yeri olup olmadığı ile ilgiliydi. Üç başkan da soruya doğrudan cevap vermeyip lafı araştırmalarında gelişmekte olan ülkelerin fosilli yakıtlara verdikleri teşviklerin asıl sorun olduğuna bunun sosyal, çevre ve eşitlik açılarından irdelenmesi gerektiğine getirip hazeruna öğüt verdiler. Hadi bu da güzel gerçi bu laf bize değil tabii ama tamam diyelim.

Sonra ne oldu? Toplantı bitti, herkes gibi ben de çıkışa yöneldiğimde gördüm ki üç başkan da otelden çıkıp üç ayrı 5lt motorlu dev benzinli dörtçekerlere binip muhtemelen beraber olacakları diğer toplantı merkezine hareket ettiler. Hani verdiğiniz dersler? Hani samimiyet?

Üstelik bu B20 toplantısı için Nissan onlarca elektrikli araba tahsis etmiş. Bu çok ünlü şahsiyetler kendilerine ayrılmış çevre canavarlarına binerken yan tarafta elektrikli, sıfır emisyon arabalardan 10 tanesi boşta bekliyordu.

Samimiyet olmaksızın liderlik olur mu, liderlik olmadan krize çözüm olur mu?