"Twitter" etiketli yazılar:

09 Temmuz 2016 Cumartesi

Kriz ve Sosyal Medya Algoritması

Bugün, Çiçek Sepeti’nin kampanya algoritmasının yanlışlığı üzerine ikinci yazıyı yayınladıktan sonra, Fast Company’nin şu yazısıyla karşılaştım.

Fast-co-algoritm

Özetlemeye çalışayım.

Dallas Polis Müdürlüğü, olaydan sonra sorgulanan ve serbest bırakılan Mark Huges’a ilişkin “Şüphelilerden biri. Bulmamıza yardım edin” tweet’i nedeniyle binlerce ölüm tehditi alıyor.

Suçsuz birinin bu duruma düşmesi nedeniyle Twitter’a (Fast Company’nin de dahil olduğu kurum ve kişiler tarafından) bir sürü şikayet geliyor. Dallas Polis Müdürlüğü (uyarılara rağmen) tweet’i kaldırmayı reddediyor. Sonuçta Twitter, algoritmayı bir yana bırakıp elle müdahale ediyor.

😉

Buradan “kriz zamanlarında algoritmanıza güvenmeyin” dersi alabilirsiniz. Almalısınız da…

Ben size, “algoritmayı düzenlemek için kriz çıkmasını beklemeyin[1] , [2] , [3] , [4] diyebilirim.

😉

05 Nisan 2013 Cuma

Bilgileriniz pazarda…

Kredi Kayıt Bürosu’ndan şöyle bir mesaj aldım.

KKB-1

 Gerçek boyutunda okumak için üzerine tıklayınız.

Kredi kullanım geçmişim tertemiz. Bir sıkıntım yok. Yine de mesajı okuyunca ürktüm.

1 – Kredi Kayıt Bürosu, benim kredi bilgilerimi bana sormadan, banka dışı kişi ve kurumların kullanımına sunuyor.

2 – Benden sadece kendi sicil bilgilerimi yine bana raporlamak için izin istiyor. Ama başkasına vermek için izin istemiyor. Garip değil mi?

3 – Bu mesaj bir e-posta pazarlama şirketinden geliyor. Benim e-posta adresimi neden bir başka şirketle paylaşıyorsun? Kredili ürün kullandığım bilgisini paylaştığına göre, nerede kaldı “Bankalar Yasası”nın gizlilik maddeleri?

4 – Bu mesajın altındaki Facebook, Linkedin, Twitter’da paylaş butonu nedir? Anlayabilen var mı? Neyi paylaşmamızı bekliyorsunuz?

🙁

Bu mesaj kredi kartı veya ev, araba, ihtiyaç kredisi kullanan kullanan herkesi ilgilendiriyor.

Dehşete kapılmadınız mı??

??

 

23 Mart 2013 Cumartesi

Sosyal medya klişeleri

LinkedIn konusundaki yazımda “Herkesin Tweet’lerini, Facebook paylaşımlarını, iç dökmelerini yayınladığı yeni bir kanal oldu” demiştim.

Bu eğilim giderek arttı. Bir uzmanlık (örneğin CRMgrubu oluşturuluyor. Orada çeşitli düşünceler, kavramlar paylaşılıyor. Biri gelip konuyla ilgisiz yazıyı ekliyor. Diğeri kendi şirketinin reklam videosunu koyuyor. 

CRM ile ne ilgisi var?” diye sorduğumda, “Sosyal medyada istediğini istediği yere yazabileceğini” söylüyor. Beni de “Sosyal medyaya ayar verme heveslisi” olarak suçluyor. “Siz beğenmeseniz bile başkasına karışmayın” diyor. (3 ayrı klişe cümlesi bir arada…)

Yazıyı beğenip beğenmeme sorunu değil, yayınlanma yerinin CRM grubu olup olmadığını soruyorum.” diyorum ama nafile. 3 klişe cümle tekrarlanıyor. “Aynı düzeyde sanılmamak için onlarla tartışmamayı” öğütleyen kişiye hak veriyorum.

Sosyal mecralarda neyin nerede ve nasıl durması gerektiğini bilen tüm arkadaşlar, benzer suçlamalarla karşılaşmış. Arsızlık prim yapıyor demek ki…

😉

Perşembe günü iki kişiye kulak misafiri oldum.

– Bize yalan söylüyorlar. İstanbul’un nüfusu 23 milyon.

– Sen nereden biliyorsun?

– İçinde yaşıyorum. Nasıl bilmem…

😉

Aynı bilinç düzeyi.

😛