"üniversite" etiketli yazılar:

05 Temmuz 2015 Pazar

Geleceğin Mesleği

Az önce İsmail Hakkı Polat’ın facebook’a yazdığı bir önermeyi okudum.

meslek

Bu önermenin altında ciddi bir tartışma yaşandı.

Bu gibi cümlelere kanmayın. Sevdiğiniz işi yapın” diyenler, “Geleceğin mesleği hep ileride kalıyor. Gençlik bir kez yaşanıyor” diyenler… Ayrıca, “Gençler şimdi bir işi sevdiklerini sanıp, sonra pişman olabiliyor” diyenler, “Gece yatarken hep o ‘düşle’ yatıp sabah gerçeğe uyanıyoruz” diyenler…

😉

Bu blogdaki bindörtyüz küsür yazıdan en çok okunan ve en fazla yorum yazılanı “30’dan Sonra Meslek Değiştirmek” başlıklı yazıdır.

Aile zoruyla meslek seçenler kadar olmasa bile, gençken hayalini kurduğu mesleği seçenlerin hayal kırıklıkları da yorumlarda yer alıyor. Yani biri veya diğeri çözüm olmayabilir.

🙁

İsterseniz, LinkedIn’de hangi mesleklerin daha çok aranılır olduğuna bakalım. Bilgi yönetimi ağırlıklı işlerin cazibesini arttığını göreceksiniz. Mc Kinsey de aynı fikirde

Bence… Geleceğin mesleği deyince, şunu atlamamak gerek. Bugünkü mesleklerin bir çoğu devam edecek. Üzerine bilgi yönetimi eklenecek. Örneğin Pazarlama mesleği (strateji’den iletişim’e kadar tümü) “çığırtkanlık”tan tümden uzaklaşacak, müşteri verilerinin analiz edildiği ve karar vermekte kullanıldığı bir disiplin haline gelecek.

Tüm mühendislik branşları, veri modelleri ile uğraşacak.

Yani mesleğin ne olduğundan çok, bakış açınızın ne olduğu ve öğrenmeye ne kadar istekli olduğunuz önemli.

Bir big data konferansında söylediklerimi tekrarlıyorum: Okuldan mezun olduğu zaman beyaz yakalı olabilir. Ama bilgiyle yıkanmayan her yaka mavileşecek.

😀

 

 

 

 

15 Haziran 2015 Pazartesi

Yine mi Üniversite?

Dün Facebook’ta Yunus Baran’ın bir mesajını gördüm.

İst-Tic-Univ

Logonun tasarımına, akıl karışıklığına girmeyeceğim. Kesinlikle anlamadığım bir konu…

😉

Bu vesileyle aklıma gelen bir anıyı paylaşacağım.

Yıllar önceydi. İhracatcı birliklerinden birinin Genel Sekreteri arkadaşımdı. Bana “Bir tekstil üniversitesi kurmayı düşündüklerini” anlattı.

“Neden?” diye sordum.

“Mevcut okulların eğitimini beğenmediklerinden” bahsetti.

“Bence nedeni, “Bizim de bir üniversitemiz var“dan başka şey olamaz” diye üsteledim.

Anlattım.

Eğer mevcut okulların eğitimlerini beğenmiyorsan, gider onlarla görüşürsün. Sadece tek bir okulu değil, tüm İstanbul’daki okulları hedeflersin. Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin tekstil konusunda eğitim veren branşlarının bölgenin, hatta dünyanın en iyi okulları olması için yapılacak parasal ve bilimsel desteği sağlarsın.

Bu okulların tekstil branşlarındaki iyi öğrencilerine staj imkanı verirsin. Bazılarını yurt dışında eğitime gönderirsin.

Tüm bu dediklerimi yapsan, yeni bir üniversite binası almak, yeni rektöre ve diğer zevata makam arabası almak, onlara her ay maaş ödemek, su – elektrik – servis – bakım harcamaları yapmak gibi maliyetlerden hem daha ucuza gelir, hem de (eğer söylediğin amaç gerçekse) hedefine ulaşmış olur.

Zaten kulaklarınızdan para taşarken, asıl işinizi daha iyi yapmanın koşullarını araştırmanızı öneririm. Amacınız, para kazanmaksa o başka… O zaman da, “yetişmiş eleman yok” diye kendinizi ve bizi kandırmayın.

🙂

Bu yazıyı yazarken internet sitelerine baktım.

Bir moda akademisi ve birçok meslek lisesi kurmuşlar. Bir meslek okuluyla da işbirliği içindeler.

Bence asıl işi üniversite açmak olmayan her meslek kuruluşunun, odanın, birliğin yapması gereken yeni bir okul açmak değil, varolan devlet okullarının hem kalitesini, hem de kapasitesini artırmak olmalı.

 

 

 

18 Şubat 2013 Pazartesi

Tarih ve Unvan Değişikliği

1981 yılında, YÖK çıktı. Önce İTİA’ları (İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerini) üniversite yapıverdi. Bir gün içinde… Okullar konusunda ilginç tasarrufları vardı.

Öylesine ki…

Kandilli Rasathanesi, Boğaziçi Üniversitesi’ne ve yüzlerce yıllık geçmişi olan Kayseri Gevher Nesibe Doğumevi Hacettepe Üniversitesi’ne bağlandı. Hacettepe Üniversitesi kendisini “Dünyanın en eski üniversitesi” ilan etti.

Kısa süre sonra Erciyes Üniversitesi oluşturuldu ve Gevher Nesibe Doğumevi oraya bağlandı. Ne oldu? Erciyes Üniversitesi “Dünyanın en eski üniversitesi biziz” demeye başladı. (Bir önceki kadar tutarlı bir önerme idi.)

🙂

Bir yazı için Google’da Gevher Nesibe Doğumevi diye aradım.

Anadolu’nun en eski sağlık merkezlerinden biri diye biliyordum. Bırakın kuruluş tarihini, yakın geçmişini bile göremedim.

Artık sadece “adres tarifi” olmuş.

🙁

İlk paragraflarda yazdığım anılarımdan daha üzücü. Sığ malumat, gerçek bilgiyi örtüyor. Bir nesil de, ilk gördüğünü evrensel gerçek sanıyor.

🙁

Sorgulamalarım sürüyor

EKLEME:

Google’a sadece Gevher Nesibe yazıldığı takdirde bilgiye ulaşılıyormuş.

Gevher-Nesibe-2

Daha da genişletilmesini umduğum bilgiyi şurada bulabilirsiniz.

😉