"ürün" etiketli yazılar:

23 Ekim 2023 Pazartesi

Enerji Dağıtımında Dijital Dönüşüm – 6

Bu sefer, keyifli bir konu…

Yıllar önce öğrendiğim “Her mecra, içeriği kadar değerlidir” cümlesini dikkate alırım. Sadece şikayet yazarsam, bir süre sonra huysuz ihtiyarın sitesi olarak tanınacağını ve bilgi edinmek için okunmayacağını biliyorum. İşini layıkıyla yapmayan kurumları konu almaktan da bıkmıştım.

😉

Elektrik – elektronik mühendisliğinden yeni mezun Gizem, blogdaki son 2 yazıyı [1] ve [2] birleştirip bir önermede bulundu. (Yorumunu Linkedin’de doğrudan bana gönderdiği için isminin tamamını yazmıyorum)

Bazı beyaz eşya markalarının, o makinenin ne kadar süre boyunca çalıştığı, ne kadar elektrik harcadığı gibi bilgileri veren uygulamaları var. Elektrik dağıtıcısı, bu şirketlerle ortak uygulamalar geliştirse, hem de şu saatler arası yıkarsanız bu kadar az öderdiniz diye hatırlatsa“…

Muhtemelen Gizem’in kafasında çok daha derin bilgiler ve önermeler vardır. Bir enerji dağıtım şirketinin akıllı ev projelerine ne kadar katkısı olabileceğini düşünüyordur.

Linkedin’de yorum yapan sayın Ercan Güden ise “Enerji kullanımımızın çevreyi nasıl etkilediğini ölçen Karbon Ayak İzi göstergesini gösterseler, en azından bu konuda bilinçli olanların aylık tüketimlerini azaltarak küresel ısınmayla mücadele etmesine yardımcı olabilirler” yazmıştı.

Enerji dağıtımı konulu yazılardan birine arkadaşım Zeynep Karaburçak’ın “Kanada da bir evde parti yaptık. Klimalar bütün gün açıktı gece de tüm ışıklar. Ertesi gün elektrik idaresinden uyarı geldi standart kullanımınıza göre şu kadar fazla ne oluyor? Evde ne var diye” yorumunu eklemiştim.

Gizem’in yazdıklarını bunlarla eşleştirdim. Enerji dağıtım şirketinin sunabileceği hizmetleri düşündüm. Gizem’in bu önerisi, Serhat Akkılıç’la birlikte tartıştığımız ürünlerin hizmete dönüşmesi [a] ve [b] podcast’lerini hatırlattı. Dinlemesini önerdim. Podcast’leri dinledikten sonra, Gizem ile yazışmaya devam ettik.

Sohbetimiz Elektrik Dağıtımında Dijital Dönüşüm yazısının devamı gibi oldu.

Burada vurgulamak isterim. Bu ilk yazıdaki önerilerimden biri, elektrik dağıtım şirketlerinden biri tarafından hayata geçiriliyor. (Belki de gerçekleştirilmiştir bile…) Bana “Üst yönetime sunarken, yılda 2-4 milyon TL tasarruf yapacağımızı rakamla gösterdik” diye anlattılar ve teşekkür ettiler. Başında ben olmasam da, bir önerimin hayata geçmesi ve tüm taraflara (müşteri + kurum) kolaylık sağlaması çok güzel.

Ukalalık edeceğim ama önerilerimden diğerlerinin de gerçekleştirilmesi, ilgili tarafların hayatlarını kolaylaştıracaktır.

Ürünlerin hizmete dönüştürülmesi denildiğinde, bazen kafa karışıklığı olabiliyor. Enerji dağıtımı bir hizmet gibi algılanıyor. Tıpkı konaklama veya ulaşım gibi… Oysa AirBnb’nin ve Uber’in çıkması kavramsal çerçeveden bakıldığında ürünün hizmete dönüşmesidir.

İsterseniz bunu tartışabiliriz. Keyifli ve verimli olur. 😀

Bu çerçevede eve kadar gelen elektrik de bir üründür, elektrik kullanan beyaz eşyalar da üründür. Eğer, “ne yaparsanız elektriği daha verimli kullanırsınız, ne yaparsanız karbon ayak izini azaltırsınız” gibi konularda bilgi verilirse… ürünler hizmete dönüşmeye başlamıştır.

Elektrikli araçlara hizmet vermek için, elektrik direklerine priz takmak ve ödemeyi de cep telefonundan QR kod ile almak, bir ürün satışıdır. Çapraz satış diye nitelendirebiliriz. Aracınızın enerji kullanımı hakkında bilgi (DİKKAT edilsin: VERİ demiyorum, BİLGİ diyorum) veriliyorsa,  ürün hizmete dönüşmeye başlamıştır.

Bunun için çoğunlukla, 3 – 4 stratejik ortağın bir araya gelmesi gerekir.

Not: YÖK’ün ilk yıllarını ti’ye alan karikatür 40+ yıllıktır.

13 Mayıs 2022 Cuma

Eline Yapışır

İnsanın işine gösterdiği özen (veya özensizlik) zamanla eline yapışır.

😉

Özen, çocuklara küçük yaştan verilmesi gereken bir alışkanlık olmalı. Örneğin, sadece ödevlerini yapmak değil, güzel yazmak… Kendi eşyalarını ve oyuncaklarını toplamasını sağlamak. Size evde iş yaparken veya mutfakta yardım ettiğinde, düzenli bırakmayı öğretmek… Zamanla eline yapışır, alışkanlık haline gelir.

İş hayatında, bazen “doğru işi yapmak” ve “işi doğru yapmak” arasında tartışmalar olur. Doğru işi yapanların çoğunlukla özensiz davranıp “yaptım işte, daha ne istiyorsunuz” dediğini görmüşümdür.  Siz çocuklarınıza daha küçük yaştan “doğru işi yapmakla yetinmemeli, onu da doğru yapmalısın” diye öğretmelisiniz.

🙂

Dün dostlarla oturduk, sohbet sohbeti açtı. Birçok konu konuşuldu. Bu arada bir yazılımcıdan da bahsettik. Arkadaşlarımızdan biri “Sanırım çok iyi yazılımcı… epey pahalı” dedi. Diğeri “Pek iyi sayılmaz… yazdığı kodu gördüm” deyince konuyu irdeledik. Öznemiz, bir ajansın müşterisi için çalışmış. Öylesine, müşterinin o anda sorununu çözen “günü kurtarır” bir iş yapmış.

Kişi özelinde durmayıp, genel eğilimi konuştuk. Bazı ajanslarda çalışan yazılımcıların advergame, app, facebook uygulamaları gibi işlerde günü kurtarır çözümleri alışkanlık haline getirdiğini, aynı ajansın başka müşterisinde bile kullanılacak bir ürün oluşturmadığını ve zamanla bu tutumun yazılımcının eline yapıştığını tartıştık. Daha sonra hemen her işlerinde, öylesine (anlık, geçici) bir çözüm üretiyorlar ve kalıcılığını pek umursamıyorlar.

Yazılım ürünü oluşturma konusunu, birkaç sene önce eski arkadaşım İlhan Bağören ile yazışmıştık. Türkiye’de “yetenekli yazılımcılar olduğunu ama genelde müşteriye özel işler yapıldığını, başka yerlerde (hatta yurt dışında) kullanılacak ürün oluşturma konusunda pek zayıf olunduğunu” söylemişti. Dün masamızda konuşulanlar da benzer idi.

😮

Aşağıdaki resimde torunumla nane fidesi yetiştirme çalışmamızı görüyorsunuz. Sapına zarar vermeden yaprakları ayırıyoruz, sonra da taç yapraklı kısmını üstünde sapların geçebileceği kadar delikler olan içi su dolu kaba yerleştiriyoruz. Bir dede olarak torunumu germeden ve sıkmadan, her konuda özen göstermenin önemini örneklerle ve uygulamalı şekilde aktarmaya çalışıyorum.

Bir süre sonra bana “Dede, sen sadece kes getir. Yapraklarını ayırıp deliklere yerleştirme işini ben yapacağım” dedi. “Yaprakları koparırken sapını kırmamak çok önemli” diye anlatma fırsatı buldum.

😀

Küfürlü konuşmak da insanın diline yapışır, bir süre sonra düzgün konuşamaz. İçinde “mq” geçmeyen cümle kuramayanlar veya sadece “yâni… aynen…” kelimeleri ile konuşalar var ya… Öyle…

😉

Burada, “eline, diline…” klişesinden bahsetmeyeyim. Bir işi düzgün ve özenli yapmak, kişinin kendisine saygısının ifadesidir.

Diğer şekilde yaparsanız, elinize ve/veya dilinize yapışır. Kolay söküp atamazsınız.

.

 

 

 

27 Mayıs 2018 Pazar

Müşteri Deneyimi’nde Yeni An’lar

10 sene önce, “müşteri deneyimi yönetimi” konusunda birşeyler öğrendikçe, yeni kavramlar ve deyimlerle karşılaştığımı yazmıştım. (Daha sonra tüm CRM ve CEM yazılarını www.uzaktanCRMegitimi.com altında topladım. Yazıyı orada da yayınladım.)

Bunlardan birini (aslında “Moment of TruthMoT diye geçiyor) “gerçekleşme anı” olarak tercüme ettiğimi ama “en iyi ifade eden” deyimi aradığımı da belirtmiştim. Sevgili Serbay Arda Ayzıt, “etkileşim anı” demişti. (Yazının yorumlarında yer alıyor.)

O yıllarda, bir marka ile ilişkinizin en önemli (en duygu yoğun) zamanı için söyleniyordu.

🙂

Sonra “anlar“ın (MoT’lerin) sayısı arttı. Giderek Serbay’ın “etkileşim anı” deyimi bana da daha doğru görünmeye başladı.

Marka ile ilk etkileşime geçilen zamana (First Moment of Truth) “İlk Etkileşim Anı”, ürünü deneyimlediği zamana ise (Second Moment of Truth) “İkinci Etkileşim Anı” denilmeye başlandı.

moment of truth ile ilgili görsel sonucu

Yetmedi…

Google, satın alma işleminin öncesindeki aşamada, ürünün aranması sürecine (Zero Moment of Truth) “Sıfırıncı Etkileşim Anı” denilmesini savundu.

İlgili resim

Açık arttırma devam etti. İnsanların ürüne ve deneyimlerine ilişkin ayrıntıları paylaştığı ana ise (Third Moment of Truth) “Üçüncü Etkileşim Anı” denilmeye başlandı.

Dublin’deki Trinity Business School hocaları olan Laurent Muzellec ve Eamonn O’Raghallaigh ise “mobil teknolojiler, bu anların çoğunun veya tamamının eş zamanlı veya birkaç saniyede yaşanmasını mümkün kılıyor” demişler. Bu doğrultuda (Ultimate Moment of Truth – UMoT) “Nihai Etkileşim Anı” kavramını ortaya atmışlar.

  • Örnek olarak da Starbucks ABD’nin, dükkandaki kuyrukları da geçip içeceğini hemen almayı sağlayan “Order &Pay” (İste ve Öde) mobil uygulamasını göstermişler. Lansmandan sonraki 2 sene içinde, satışların %7’si bu uygulama üzerinden yapılıyormuş.

Yazarlar, “Nihai Etkileşim Anı”nı savunan makalede kuramsal ve finansal sonuçları vurgulamışlar ve “UMoT olmazsa, müşteriyle doğrudan temas olmaz. Dolayısıyla ürünlerin deneyime veya hizmete dönüşmesi de zorlaşır” demişler.

  • Ürünlerin hizmete dönüşmesi konulu yazılarım [1] ve [2]

Siz bu “etkileşim anları” konuda ne düşünüyorsunuz?

.