"üst yönetim" etiketli yazılar:

31 Ağustos 2023 Perşembe

Fikrinizi çalarlar mı?

Bu soruya, aslında aynı anlama gelen – birbirine zıt – iki yanıt vereceğim. Her iki yanıt için de birkaç örnek sunacağım. Bazı eski (15 yıllık) yazılarımdan referans da vereceğim.

Önce, FİKRİNİZİ ÇALAMAZLAR örnekleri…

(1)

O dönemde Türkiye’nin en büyük bireysel bankacılık pazar payı olan bankasında çalışıyordum. Türkiye’nin ilk taksitli kredi kartı fikrini ortaya attım. Genel Müdür fikri beğendi. Hayata geçirilmesi için onay verdi. Sonra sürekli itiraz eden ve 18 ayda ancak ortaya çıkartan IT, “Büyük bankalar böyle yenilikler peşinde koşmaz. Küçük bankalar denerler. İyiyse biz hemen kopyalar ve daha iyisini yaparız” diyen Genel Müdür Yardımcıları… “Taksitcard bankanın daha fazla kar elde etmesini engelliyor” diye diğer Genel Müdür Yardımcıları… Üst düzeydeki kadın yöneticiler arasında bir “kedi döğüşü”…

Ayda 80 bin başvuru olur” diye varsayarken 200 bin başvuru gelmesi. Kredi değerlendirme süreçlerinde düzenlemeler yapmamız. Krediler departmanının 2.5 ay sonra normal mesai düzenine dönebilmesi. Müşterilerin gösterdiği ilgi ile üst yönetim düşüncelerinin çelişmesi… Benim kovulmam ve “Taksitcard’ı öldürmeliyiz” kararı…

Kovulduğumda en yakın rakibin iki katı pazar payımız vardı. Bizimkiler taksitten kaçarken, rakip banka taksit kavramına sahip çıktı. Pazar payı bizimkileri geçince anladılar. 5 yıl sonra taksitli olmaya karar verdiler.

Meraklısına, ilgili bazı eski yazılar: [1] , [2] , [3] , [4]

Diyeceğim şu: Bırakın fikrinizi çalmalarını, açık açık ortaya koysanız bile işe yaramayabilir. Hatta başlayan ve tutulan bir projeyi yok edebilirler bile…

 

 

Bazılarınız “bu yazı fikrin çalınması değil, kurumlaşma çıkmazı konusunda” diyebilirsiniz. O da var… Onu da tartışalım.

🙁

25 Ağustos 2021 Çarşamba

Grup Dolduruşunun Etkileri

Dünkü Acil Durumda Karar Verme yazısında, J.F. Kennedy’nin toplantı yönetimine yaptığı bir katkıdan söz etmiştim. Bu konuyu biraz açmak istiyorum.

😉

ABD, burnunun dibindeki Küba’ya iyi bir ders vermek ister. Kennedy’nin başkanlığında toplanan komite karar verir. Düşüncelerine göre, Küba’nın Domuzlar Körfezi’ne çıkarma yapacaklar ve en çok bir-iki gün içinde başarıyla Fidel Castro’yu etkisiz hâle getireceklerdir. Grup bu fikri şahane bulur, heyecana kapılır.

Daha önce Küba’dan kaçanlardan oluşturulan ve CIA tarafından desteklenen birliklerle Domuzlar Körfezi’ne çıkarma yaparlar ve… hezimet. Yüzün üzerinde ölü, binden fazla esir… (Ayrıntıyı Vikipedi’deki Domuzlar Körfezi Çıkarması bahsinden okuyabilirsiniz.)

Bay of Pigs Invasion

Resim şuradan alıntıdır.

Gelelim işin yönetim bilimlerine katkı kısmına… Hezimetten sonra, olan biteni geriye dönüp incelediklerinde şunu fark ederler. Fikir hepsine şahane gelince grup dolduruşu oluşmuştur. “Abartmayın“, “bu kadar kolay olmaz” diyenler dinlenmemiştir. Hatta onların bazıları da grup etkisi yönünde fikir değiştirmişler. Oysa fikir aslında çok kötüymüş. Tüm varsayımlar yanlışmış.

Bunun üzerine Kennedy grubun tamamı bir fikri çok beğenmeye başladığında, karşı fikir bulmak ve savunmak için birini görevlendirir. Görevlendirdiği kişi de, okulda öğrendiğimiz kadarıyla (o tarihlerde sayısı oldukça az olan) zenci generallerden biri…

😉

Alınacak ders şu: Herkes hızla aynı fikirde olunca, karşıt düşünceler pek duyulmuyor. Grup dolduruşu, etraflıca düşünmeyi engelliyor. Bu durumda hezimetlerle karşılaşılıyor. Grupta birinin karşıt fikirleri savunması, hezimetten kurtulmayı, en azından gerekli önlemleri almayı sağlayabilir.

Karar vermede Kennedy yöntemi, erteleme değil karşıt fikirleri de dinlemek olarak alınmalı.

Sabahları ilk iş olarak aynayı öpen tüm yöneticilere önerimdir.

😀

 

14 Şubat 2021 Pazar

Saçmalıklar Tombalası

Kötü bir giriş olacak ama başlarken şunu belirteyim: Bu yazının yazılma nedeni, güncel bir olgu değil. Aksine…

Linkedin’de Dr. Sertaç Doğanay‘ın bir iletisini okudum. Şu görsel ile süslenmiş iletiyi görünce yorumda eski bir yazımı referans vermek istedim.

Geçmişte bu konuda yazmıştım. O zaman alıntı yaptığım kaynakların artık “404 – ULAŞILAMADI” olduğunu görünce, “zamanda yolculuk gibi olacak ama iş başa düştü” dedim ve yazmaya karar verdim.

😛

Bazı yöneticiler toplantılarda hep aynı klişeleri kullanırlar. Bu toplantıları takip etmek, gerekli gereksiz kullanılan kavramlar ve klişeler arasından işe yarayacakları ayırt etmek zor olabilir. Konsantrasyonun azalmasını engellemek için (yönetim bilimlerinin doğduğu yerde – Kuzey Amerika’da) şunu keşfetmişler.

Saçmalıklar tombalası (bull shit bingo). Toplantıya girmeden önce hangi üst düzey yöneticilerin katılacağına bakıyorsunuz. Zamanla her birinin klişesini zaten ezberlediğiniz için tombala kartelalarını hemen düzenliyorsunuz. Örneğin:

Bülent bey toplantıda olacak… Demek ki defalarca

  1. sinerji
  2. baktığın zaman
  3. diğer yandan

kullanacak.

Mustafa bey de toplantıda… Öyleyse hemen her cümlesinde

4. geniş perspektif
5. kutunun dışında düşünmek
6. … vel hasılı (veya) özetlersek …

diyecek.

Şimdi tıpkı tombala gibi 3 satırlı kartelalar hazırlanır. Siz 1-3 ve 5’inci kavramları seçersiniz, diğeri “Bülent bey sözü aldı mı bırakmaz” deyip 1-2-3 seçer. Bir başkası 2-4-5 der. Herkes seçimini yaptıktan sonra toplantıya girersiniz.

Pür dikkat dinlersiniz tüm toplantıyı. Tombala kartelanızda olan kelime / kavram geçince bir tık atarsınız. O satırda 5 tane olunca ÇİNKO, hepsi tamamlanınca TOMBALA olur.

😉

Gerçek tombala oynar gibi yüksek sesle bağırmanızı önermem. Toplu işten çıkarma konusu olabilirsiniz. Toplantıyı tüm dikkatinizle dinlemeyi öğretirken kovulmanızı istemem. Aranızda anlaşacağınız bir davranış veya cümle belirleyin. Hatta isterseniz, siz de gelecekte yönetici olacağınız zaman kullanacağınız kendi klişelerinizi şimdiden yaratın.

😀

Meraklısına… TOPLANTI konulu eski  yazılar  . [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6] , [7] , [8] , [9]

Verimli toplantılar diliyorum.

.