"usta" etiketli yazılar:

22 Ocak 2011 Cumartesi

En iyi CRM yazılımı 2

Sevgili Ahmet Kırtok‘un twitter kaydında gördüm.

İş’te Kaynakİş hayatı soru ve cevap kaynağı isimli sitede  “CRM Yazılımları ve tavsiyeleriniz” diye sorulmuş.

Geçmişte bu konuda çok yazdım.

Bazıları şöyle:

😀

Tekrarlıyorum. Bana “CRM yazılımlarının en iyisi” sorulduğunda, karşıt soru ile yanıtlarım. “En iyi araba hangisidir?” Çoğunluk Ferrari veya Porsche der. Ben yine sorarım. “Ferrari ile Karadeniz yaylalarına çıkabilir misin?”

Aracın en iyisi kullananın kim olduğuna, ödeyebileceğiniz paraya, gideceğiniz yere ve o araçla ne yapacağınıza bağlı olarak değişir.

CRM yazılımı seçmeden önce yapılması gereken birçok zorunlu hareket vardır. Bunları yapmadan yazılım seçenler, yazılımı kendilerine uyduracaklarına yazılıma uymaya çalışır. İş yapış yöntemlerinden iletişim bçimlerine kadar her şeyi değiştirirler. Sonra da yazılımı beğenmezler.

Unutmayalım. Yazılım bir amaç değil, sizi hedefinize taşıyacak bir araçtır.

😀

15 Ekim 2010 Cuma

Uzmanlık

Efsane ekibin İzmir kadrosu ile buluştuğumuzda Halim Subaşı hatırlattı. Yıllar önceye ait bir anı.

Bankanın POS cihazını vermediğimiz yemek, giyim, vb…. dükkanı kalmamış.  Pazarı genişleteceğiz. Sanayi bölgesindeki kaportacılara gitmişler. Bütün gün dolaşmışlar, hiç iş çıkmamış.

Bana söylemişler. Bunun üzerine şu fıkrayı anlatmışım.

😀

Fransız ressam muhteşem bir at resmi yapmış. Dörtnala koşan bir at. Yeleleri uçuşuyor. Ağzından köpükler saçıyor. Hani neredeyse canlanıp yanınızdan geçip gidecek, ayak seslerini duyacaksınız.  Herkes bayılmış. Gazeteciler resmini çekiyor, insanlar hayranlıklarını belirtiyor.  Övgüler ard arda sıralanıyor.

Kıyafetinden o ortama alışkın olmadığı belli bir adam “Olmamış” demiş.

Herkeste bir tepki… Adama yüklenmişler. Sen kimsin? Resimden anlar mısın? Ne okudun? Ne biliyorsun?

Adam sakince yanıtlamış. “Ben çiftçiyim. Pek okumuş olduğum söylenemez. Resimden de hiç anlamam. Ama attan anlarım ve gem vurulmamış atın ağzı köpürmez.”

😀

20 Eylül 2010 Pazartesi

Ustalık

Yıllar önce bir arkadaş, Picasso’nun yandaki gibi bir resmine bakıp şunu söylemişti:

Bu kadar şöhret olduktan sonra böyle bir resim yap. Her kadına da “Sevgilim, bu sensin. Bana verdiğin ilham ile yaptım” de… Kim farkedebilir ki?..

😀

İşin gerçeği öyle değil.

Bu kadar az çizgi ile Don Kişot’u çizebiliyorsan… 

bir mürekkep lekesi ile boğa güreşini anlatabiliyorsan…

zaten…

😀