"web sitesi" etiketli yazılar:

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Yorumların Kişiselleştirilmesi

Sayın Derya Ertok‘un blog yazısının girişini Linkedin’de gördüm. “Sık seyahat ettiğimden otel, restaurant tavsiye sitelerinden yararlanıyordum. Artık biraz temkinliyim çünkü insanların beklentileri ve standartları çok farklı” diye başlayan yazıyı okudum.

Derya Ertok, “beklentiler ve ihtiyaçlar farklı iken başkasının görüşüyle karar almak ne kadar doğru olabilir” diye sorguluyor. Ben de (Derya hanımın dediği gibi) yorumların “yaş, medeni durum, çocuk olup olmaması, fiziksel durum, maddi durum gibi bilgiler” ışığında kişiselleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Linkedin’de yorumlarda bu görüşümü belirttim.

Bu nedenle konaklama sektöründe “çocuk dostu“, “ergen dostu“, “yaşlı dostu” diye sınıflamalar ortaya çıktı. Bu sınıflamaların sayısı da giderek artacaktır

Böyle dememin nedeni, ETS’nin Misafir Deneyimi İlişki Yönetimi ve Kalite Direktörü Ayşıl Arıcı‘yı dinlediğimde öğrendiklerim.

Bir otel “bebek dostu” ise:

  • hazır mama vardır,
  • mamayı kendin yapmak istersen şef yardımcı olur,
  • stelizatör bulunur,
  • bebek koltukları vardır,
  • bebek küveti vardır,
  • sahilde rahat emzirebileceği huzurlu bir köşe ayrılmıştır,
  • eşyaların (masa, sandalye, vb.) sivri köşeleri yoktur,
  • prizler kapaklıdır,
  • halılar anti-bakteriyeldir,
  • havuzların klorlama üniteleri düzgün çalışır,
  • sahil kumluktur ve deniz hemen derinleşmiyordur,
  • vb…

Derya hanım gitmeden önce oteli “bebek dostu” diye kontrol etmiş. Ne var ki

  • asansör kullanım dışıymış
  • bebek sandalyeleri kullanılmaz durumdaymış
  • bebekler için yemek de yokmuş.

Yani teoride bebek için ortam var ama pratikte yok idi. Bir kaç bebekli aile yorumu okuyabilseydim ben oraya gitmezdim” diyor.

😉

Burada iki noktayı işaret etmek isterim:

  1. Konaklama tesislerine “çocuk dostu”, “ergen dostu”, “+65 yaş dostu” gibi sıfatlamalar yapıldığında, kontrol edecek bir mekanizma olmalı. Güvenilir bir tur operatörünün sitesi veya wiki tarzında web sitesi de olabilir;
  2. Yorumlar, içinde geçen kavram ve anahtar kelimelere göre etiketlenmeli. Böylece “başkasının farklı beklenti ve ihtiyaçları” nedeniyle yanılma azaltılmalı.

😉

19 Şubat 2019 Salı

Ticaret, E-ticaret ve E-Perakende

Geçenlerde, değerli bir okurumdan şu mesajı aldım

Kriz Zamanlarında E Ticaret” makalenizi okurken bir kez daha eski sorular yumağı aklımda yer etmeye başladı. 

Malum internetle birlikte tüm pazarlama, yönetim vb. sosyal bilimlere ait kavramlar tekrar tanımlanmaya ve tartışılmaya başlandı. Sizin E ticaret tanımızı görünce, kavramları da önemsediğinizi bildiğimde şunu sormak istiyorum. 

Sizin yaptığınız E ticaret tanımı, E Business tanımı olmuş. Belli ki siz zaten ikisi arasında bir ayrım yapmıyorsunuz. 

Sorum şu, E– Ticaret, E – Business (E–İş), E– Pazarlama, E – Satış gibi kavramları irdelediğiniz ve aralarındaki nüansları belirttiğiniz bir yazınız var mı? Yoksa offline dünyada ayrımları olan bu kavramlara ilişkin başına “E” getirildiğinde ne değişir? Elbette iş dünyasında ticari bir amacı gerçekleştirmek için geleneksel ve sanal yöntemler karma bir şekilde kullanılıyor ama yine de Ticaret, satış ve pazarlama gibi kavramlar bir “değer değişimini” ifade eden kavramlar. “İş” (Business) kavramı daha kapsamlı bir stratejik modele işaret etmez mi?

Kendi aramızda birkaç kez yazıştık. Burada ayrıntılı olarak görüşlerimi yazayım.

Değerli okurum kesinlikle haklı. Kavramları ve tanımları çok önemserim.

Her şeyden önce, tanımlar üzerinde belli bir karara varmadan yaptığımız tartışmaların kimseye faydası olmaz. Tomlin’in dediğiTeşhissiz tanım belki ilim olabilir ama tanımsız teşhis, suiistimaldir” cümlesini hepimizin rehber edinmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu doğrultuda, aramızda ortak tanım olmadığı için, kendi tanımlarımdan yola çıkacağım.

Benim yazdığım e-ticaret tanımı “E-ticaret, tedarik zincirinden müşteri ilişkilerine kadar olan süreçlerin, internet ve bilgisayar teknolojilerinin desteğiyle yeniden yapılandırılması ve ilgili tüm taraflara değer katmasıdır” idi. Eşim Şule Özmen’in kitabından alıntıydı. Bugünkü çerçevede e-iş (e-business)’e benzediğini kabul ediyorum. Ama…

Biliyorum, Türkiye’de e-ticaret deyince akla sadece internet sitelerinden yapılan perakende alışveriş geliyor. Ne var ki bugün de yukarıdaki tanımın e-ticaret için en doğru tanım olduğunu düşünüyorum.

“Neden?” diye sorarsanız… Nasıl ki, ticaret dediğimizde aklımıza sadece dükkanlarda ve tüketiciye yönelik web sitelerinde satışlar gelmiyorsa, ticaret ≠ perakende; aynı şekilde e-ticaret ≠ e-perakende olduğunu düşünüyorum.

Eğer sizin, perakende alışverişi tanımlamak için ticaret dışında bir kelimeniz varsa, e-‘nin arkasına o kelimeyi ekleyelim. Böylece herkes tarafından bilinen ticaret kavramını bozmadan, yeni bir kavrama sahip olalım.

😉

Gelelim işin tarihçesine. E-ticaret (aslında İngilizce bir belge ile başladığım için E-commerce) ile ilk karşılaştığımda 1990’ların başındaydık.  Hatırladığım kadarıyla MasterCard’dan gelen bir belge vardı ve “e-commerce’de kredi kartı kullanımının kolaylıklarına ve risklerine” dikkat çekiyordu. Dünya’da elektronik ticaret başlamıştı. Önceden kataloglar üzerinden yapılan satışlar, belli kodları girerek banka hesapları üzerinden yapılıyordu. Katalog üzerinden satışlarda kart kullanımı da başlamıştı.

  • Belgeyi okudum ve eşime “Dünya’nın bu yöne gideceğini, bunda uzmanlaşmanın verimli olacağını” söyledim.

😀

1980’lerin son yıllarında zaten Türkiye’de bile bankacılık sistemleri elektronik alt-yapı kullanmaya başlamıştı. Yapı Kredi Bankası on-line bankacılığa başlamıştı ve “Tele-işlem” sözleri konuşuluyordu. ATM’lerin sayısı da hızla artıyordu.

  • Bu nedenle yıllarca, ATM’lere İş Bankasının markası Bankamatik; ATM kartlarına ise YKB’nin verdiği isim Telekart denildi.

Yani geçmişi bilmeyip “tarihi kendisiyle başlıyor zanneden” nesil ortaya çıkmadan ve internette perakende işlemler yaygınlaşmadan çok önce Dünya’da e-ticaret başlamıştı. Türkiye’de bile ilk otomatik elektrik, su, havagazı ödemeleri 1992’de yapılmaya başlandı.

  • Çok iyi biliyorum, çünkü ilk anlaşmaların görüşmelerini İSKİ ile, Türk Elektrik Kurumu ile, Ankara’da yerleşik birçok devlet / kamu kurumu ile vb. Yapı Kredi Bankası adına ben yaptım. O dönemden bir anıyı da 2011’de şurada paylaşmıştım.

Aynı yıllarda birçok büyük kurum fatura kesme ve ödeme işlemlerini bankaların elektronik altyapısı üzerinden yapıyordu. Yazıda referans verdiğim, 1990’ların sonunda veya 2000’lerin başında (Arçelik, Migros, Coca Cola, vb.)  firmaların yaptıkları ticaret değil mi?

Özetle, e-ticaret’in tanımı bugüne uymuyor derseniz, önce “ticaretin tanımını konuşmamız gerekir” derim.

  • Değerli okurumun diğer sorularını, sonraki yazılarda ele alacağım.

.

29 Haziran 2016 Çarşamba

Krizlerde Kamu’nun Internet Kullanımı

Krizler sırasında kamu kurumlarının düzgün ve zamanında bilgilendirme yapması, ister istemez paydaş olanların yararınadır.

Benim Brüksel havalimanının bombalanması gününde yaşadığım da bunun bir örneği. Sabah bavulları topladık. Kahvaltımızı yaptık. Otelden ayrılmak üzereydik. Belçika ve Hollanda’daki arkadaşlarımızdan telefon geldi.

bruksel-airport

Resim: 22 Mart 2016 – Briksel Hava Limanı

İlk anda olayın büyüklüğünü anlamadık. İnternet’e girip baktık. Patlamanın resimlerine bakınca Brüksel havalimanının uzun süre kapalı olacağını düşündük. Brüksel hava alanının resmi twitter hesabına baktık. “Havaalanı geliş ve gidişlere kapalıdır. Havaalanına gelmeyin” diye belirtilmişti.

Hemen diğer dönüş seçeneklerine baktık. Amsterdam’dan İstanbul’a bir uçak baktık. Dört saat sonraki bir uçağa bilet bulduk. Satın aldık. Hemen yola çıktık. 2 saat sonra Amsterdam havaalanındaydık.

Brüksel Hava Limanının sosyal mecra hesapları sayesinde mağdur olmadan ve ilave masraflar yapmadan ülkemize döndük.

Özetle, kamu kurumlarının hızlı ve doğru bilgilendirmesi sayesinde, önemli bir mağduriyet yaşamadan olayı atlattık.

 

🙁

Dün, bir blog yazısını hazırladığım sırada sosyal mecralarla ilgilenmedim. Yazının konusu da (tesadüf eseri)  “Hızlı İletişim” idi.  “Yayınla” komutunu verdikten sonra sosyal mecralardan Atatürk Hava Limanı’ndaki üzücü olayı okudum.

Hemen (Twitter ve Facebook yasaklanmadan önce) Atatürk Hava Limanı ve Türk Hava Yollarının twitter hesaplarının görüntülerini aldım.

Atatürk Hava Limanı’nın resmi Twitter hesabı varsa, bulamadım. Sadece aşağıdakini gördüm.

ataturk-hava-limani-twitter

Bu hesap, 24 Ağustos 2013’den beri güncellenmemiş. (Yukarıdaki eğer resmi hesap değilse, Atatürk Hava Limanı’nın resmi hesabının neden hemen bulunamadığını da sorgulamamız gerekir.)

.

Türk Hava Yolları’nın hesabındaki içerik ise şöyleydi.

thy-twitter

Belirsizliği azaltan veya bilgi veren hiçbir içerik yoktu.

Kriz esnasında Twitter ve Facebook iletişimini kesmek yerine sosyal mecralardan düzgün ve hızlı bilgilendirme yapmak, konuyla doğrudan ve dolaylı ilgilenen herkesin yararınadır. Belirsizliği azaltır ve doğru bilginin iletilmesini kolaylaştırır.

.

EKLEME:

29 Haziran 2016 saat 18.17’de aşağıdaki mesaj geldi

thy-twitter-2

Keşke, üzücü olayın hemen hr aşamasında benzer şeklide bilgilendirme yapılsaydı.

🙁

EKLEME 2:

Olaydan 9 gün sonra, Brüksel hava Limanı şu tweet’i göndermiş. Mehmet Ali Orhan (@orhanma)’a teşekkürler

bruksel-airport-twitter