"yabancı sermaye" etiketli yazılar:

23 Aralık 2009 Çarşamba

Olmayanı satmak

Globalleşme…  Yurtdışı bağlantılar… Kriz… derken… Özel bir kurumda yabancılar büyük ortak durumuna geliyor. Yabancı sermaye tarafından atanan yeni yönetim, kimliğini kanıtlama çabası peşinde…

“Eski yönetimin adamı” diye Pazarlama Müdürü’nü yıpratmaya çalışıyor. O Pazarlama Müdürü, müşteri sayısını iki yıl üst üste  %20 civarında artırmış. Bu dönemde fiyatlarda indirim de yapmamış…

Ne var ki “bizden değil” mantığı çalışıyor. Pazarlama Müdürü’nü onurlandırarak göndermek yerine küçük düşürme çabası içinde… Hatta “Başkan”, pazarlama bölümündeki genç kadrolara, “Müdürünüz yakında gönderilecek” diye bizzat mesaj veriyor.

🙁

“Başkan”, bir yemekte bol miktarda “uluslararası bağlantılar, yurt dışı olanakları, …cağız, ….ceğiz, bundan sonra … caktır…” gibi cümlelerle konuşuyor. Bu özelliğin iletişimde (reklamlarda) kullanılmasını istiyor.

Pazarlama Müdürü, şu anda elde yeterli altyapı olmadığını ve bu konuda yasal çalışmaların da tamamlanması gerektiğini söylüyor. “Şu anda bu şekilde konuşursak, yalan söylemiş oluruz. Kamu yetkilileriyle de sorun yaşarız.” diyor. Başkan “Pazarlama zaten olmayanı satmak değil midir?” diye üsteliyor.

Pazarlama Müdürü “Benim babam esnaftı” diyor. “Bana, olmayanı satmanın pazarlama değil dolandırıcılık olduğu öğretildi…”

Kulağa küpe bir cümle…

😀

Pazarlama Müdürü görevden alınıyor.

😉

Not: Çok sayıda ilginç olaya yakından şahit oldum/oluyorum. Bu öyküdeki Pazarlama Müdürü ben değilim

😀

23 Mart 2009 Pazartesi

Akıl fıtığı

Aşağıdan bakınca… yazısına yorum yapan Melih Cılga “organize rehavet” dayanışması kavramını ortaya koymuş. Mutlaka okuyun…

Yorumlarda da belirttim. Patron “iyi insan” ise, bu rehavet çöküveriyor.

Dahası var. İşler “bir şekilde” yürürken yeni öneri getirenleri, patron değil de (ne de olsa iyi insan) diğer çalışanlar sert karşılar. Yani, Melih Cılga’nın dediği gibi:

  • “Gerektiğinde patronu erkenden uyarmak ya da yönetim sorumluluğunun bir kısmına aday olarak taşın altına elini koymak gibi davranışlar …  işleri oluruna bırakarak rehavet duygusunu rekabetin belirsizliğine tercih edenler” tarafından engellenir.

Sonra da patronu suçlarlar… (Bu konuda başka örnekler konuşacağız zamanla…)

Ben, diğer uçtan bir örneği de masaya koymak istedim. Yönetimdeki belirsizliğin yarattığı hastalıklar…

Aslında eski bir yazı… Ama benim internet sitemin blog tarafında değil de SANDIKTAKİLER tarafında…

Akıl fıtığı…  Daha önce okumamışsanız bir göz atıverin… Tecrübeliler, çoook ortak nokta bulacaklardır.

😉

09 Eylül 2008 Salı

Yeni Unvanlar

Yabancı sermayeli şirketler ile Türkiye’ye girdikçe yeni unvanlar ortaya çıkıyor.

Bunlar neler?

Risk Kontrol: Daha önceleri, sadece finansman kurumları için düşündüğümüz bir kavram idi. Şimdi yeniden yorumlandı. Düşük sayıda eleman çalıştırmanın riski, uzman çalışanları yedeklememenin riski, vb. derken sadece İnsan Kaynakları için bile elli tane risk sayabilirsiniz. Diğer departmanları da eklediğinizde risklerin sayısı binleri buluyor. Eskiden nasıl da habersizce yaşarmışız? Neyse, endişelenmeyelim. Artık, bunları izlemekten ve öneriler sunmaktan sorumlu bir merci var.

Uyum (compliance): Yapılan işlerin yasalara, yönetmeliklere, mesleki veya sektörel oluşumlara, SPK, İMKB ve ana şirketin kurallarına uygun olup olmadığını kontrol eder. Eskiden, kendiniz pişirip kendiniz yiyebilirdiniz. Ama dünyanın dört bir tarafında şirketleri olan uluslar arası bir dev tarafından satın alınmışsanız, burada yaptıklarınız Avrupa veya ABD’de hisselere olumsuz etki yapabilir. Bu departman söz konusu tehlikeleri engeller. Uyumlu davranmanızı sağlar.

Performans: Yeni (tercihen uluslararası) patrona sözler verdiniz. Onlar da şirketinizi satın aldı. Sözünüzü tutuyor musunuz? Bütçelerin gerisinde misiniz? Kaynakları iyi kullanıyor musunuz? Bunları kim denetleyecek. Elbette Performans Yönetimi. Her kulvara birer tane yerleşir. Kurumsal’da, Ticari’de, Perakende’de, Operasyonlar’da (başka ne varsa…) birer tane performans yöneticisi oluverir. Bir yandan kulvarın -genellikle ünvanı Genel Müdür Yardımcısı olan- üst yöneticisine, diğer yandan CFO (chief financial officier – Finansman Genel Müdür Yardımcısı)’na bağlı çalışırlar. Kısa zamanda birkaç adam daha alırlar ve koca departmanlar haline gelirler. Onların performans ölçüsü nedir, bilen kimseye rastlayamadım.

Bunlar benim bildiğim yeni unvanlar. Sizin ekleyecekleriniz var mı?