"yalakalık" etiketli yazılar:

01 Kasım 2023 Çarşamba

Sosyal Medyadan Öğrenmek – 2

Sosyal mecralarda yaygın olan bir kartal öyküsü var.

Neymiş…

Kartal Yaşlandığında tüyleri zayıflarmış ve onu olması gerektiği kadar hızlı ve yükseğe çıkaramazmış. Bu durum ölmesine neden olabilirmiş. Bu yüzden dağların çok uzağında bir yere çekilirmiş. Orada zayıf tüyleri yolar, gagasını ve pençelerini kayalarda kırarmış. Bu 150 gün sürebilen çok acılı bir süreçmiş. Yeni tüyler, gaga ve pençeler çıkana kadar bu saklanma yerinde kalırmış. Sonra kanatlanarak eskisinden daha yükseğe çıkarmış.

Daha uzun ve ayrıntılı hikaye isteyenler şuraya bakabilirler.

TED-Reset’te bunu anlatan da var, gazete ve dergilerde defalarca yazan da… Bu kişilerin okur veya izleyici çekmek için çeşitli davranışlarına şahit olduk, oluyoruz. Gerçeği arayanların [1] ve [2] ve [3]  yazılarına bakanlar azınlıkta.

😛

Acaba “Gagası ve pençeleri olmayan kartal, bırakalım 150 günü, 2 – 3 hafta nasıl yaşayabilir” diye sormak aklınıza gelmiyor mu? Bence, sorgulamak = insan olmaktır.

Bu saçmalıklara zaman ayırmayı pek istemiyorum. Her yanlışı düzeltmeye zaman da, blog da yetmez. CRM, dönüşüm, müşteri deneyimi ve pazarlama ile doğrudan veya dolaylı ilgili olan konuları tercih ediyorum. Maalesef, torunum da bu arka-taş gibi saçmalıkları tekrarlayınca… konuya dahil, hatta müdahil olmam gerektiğini düşündüm.

Çocuklar bu yaşlarda hoşlarına giden öyküleri gerçek sanıyorlar. Doğrusunu söyleyince kabul etmek istemiyorlar. Daha önce yanlış olduğu defalarca söylenmiş konuyu blog’uma taşıma nedenim de bu. Ona doğrudan “buradan oku” demek istiyorum. (Whatapp’dan paylaşan arkadaşım olursa da… )

Hani, “her renk… lacivert” diye bir deyim var 😀 . Bir süre sonra İK’cılar da bu palavrayı tekrarlamaya başlıyor. Üstelik, palavra olduğu defalarca yazıldıktan sonra… Yukarıdaki kartal öyküsü bize çok önemli dersler veriyormuş.

Bazen ne kadar zor olursa olsun eski alışkanlıklarımızdan kurtulmamız gerekirmiş. Bize yük olan, hayatımıza değer katmayan şeylerden vazgeçmeliymişiz.

Bu cümlelere katılırım. Sadece katılmakla da kalmam. Defalarca yaptığımı da söylerim. Zaten bu blogun en çok okunan ve yorum alan yazısı 30’dan sonra meslek değiştirmek konuludur. 40, hatta 50 yaşından sonra bile meslek ve/veya kariyer değiştirilir. Tamamen sizin azminiz ve birikiminizle ilgilidir.

Bu hayali öyküyü ve benzerlerini paylaşıp istediğiniz kadar palavra anlatabilirsiniz. Bir fıkrada anlatıldığı gibi “tıbben mahsuru yok“. Birçok izleyiciniz “ayyy, çok ilham verici” diyebilir. Siz de gidip aynayı defalarca öpebilirsiniz… ama bir palavranın arkasına sığınırsanız, başkasına öğütleseniz bile siz bunu gerçekleştiremezsiniz.

😉

Sosyal mecralarda çokça rastlıyoruz. Tüm sermayesi cehalet olanlar var.  Ya başkalarının cehaleti, ya da kendilerinin…

.

01 Ağustos 2015 Cumartesi

Kimin Dalkavuğu

Yıllar önce duyduğum bir fıkra vardır.

Padişaha hünkar beğendi vermişler. Tadına bakmış. Çok beğenmiş.

– Nedir bunun içindeki?” diye sormuş.
– Patlıcan”.
– Yahu ne güzel bir şeymiş şu patlıcan” deyince dalkavuk başlamış saymaya…

“Patlıcan şöyle güzeldir, böyle hoştur, öyle iyidir… Dolması olur, türlüsü şahanedir, karnıyarığı yiyen kendinden geçer, kızartması ağızda unutulmaz tatlar bırakır, reçeli bile yapılır…”

padisah-yemek

– Pek iyi” demiş padişah. “Bir de karnıyarık getirsinler bakayım”

Maalesef karnıyarıkın acı suyunu yeterince akıtmamışlar. Padişahın ağzını dalamış.

– Ne kötü bir şey bu!” der demez dalkavuk saymaya başlamış.

“Patlıcan şöyle fenadır, böyle kötüdür, öyle tatsızdır… Tazesi iyi olsaydı kuru dolma yapmazlardı, başka şey yokmuş gibi reçelini bile yapmışlar. imam bayıldı ama tadından ötürü değil acısından bayıldı…”

Padişah dalkavuğun sözünü kesmiş. “Hele dur biraz. Az önce patlıcanı övüp göklere çıkaran sen değil miydin?”

Dalkavuk yanıtlamış: “Ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum”

🙂

Eskiden iş hayatı için anlattığım bu fıkrayı bugünlerde sosyal mecralardaki bazı kişiler nedeniyle sıkça hatırlıyorum.

Partisinin “terörün soruşturulması” konusunda değişen oyunu savunanları görünce…

😉

28 Aralık 2011 Çarşamba

Rakamlar 8

İnternette birçok kaynaktan okudum. “Bedelli askerlik talep görmedi” diye yazmışlar. Hemen hepsinde aynı cümleler…

Yaklaşık 420 bin kişi bu kapsama giriyormuş. 70 bin kişinin (yüzde 16.6) başvurması bekleniyormuş. 4 bin başvuru olmuş. Böyle devam ederse, 13 milyar TL yerine 2 milyar TL toplanacakmış.

Gerekçe olarak 30 bin liralık bedel ücretinin yüksekliği ve sadece iki taksit ile sınırlandırılmasının olumsuz etkisi gösteriliyor.

Önce şunu aydınlatalım. Haberlerdeki rakamlar birbirini tutmuyor.

13 milyar TL’yi 30 bin’e bölersek 433 bin kişi çıkıyor. Yani bu kapsama giren 420 bin kişinin tamamı başvursa bile 13 milyar TL olmuyor.

2 milyar TL’yi 30 bin’e böldüğümüzde ise yaklaşık 67 bin kişi oluyor. Yani o durumda 70 bin diye hesaplanan “hedefler tutuyor” denilmeli.

Basit çarpmayı ve bölmeyi bilmeyenler hesaplamışsa, tahminlerin yanlış çıkmasına şaşırmamalı.

😉

Not: Rakamlar dizisinin eski yazıları:

😀