"Yapı Kredi Bankası" etiketli yazılar:

13 Eylül 2012 Perşembe

Reklam mı, iddia mı?

Az önce bir arkadaşım şu linki gönderdi.

Finansbank “İlk taksitli kredi kartından dünyanın taksit yapan ilk banka kartına” diye yazmış. “1999 yılında ilk taksitli kredi kartı Galaxy Card’ı piyasaya sundu… 2009 yılında ise “dünyanın taksit yapan ilk banka kartı” CardFinans Nakit’i piyasaya sundu.“ diye anlatmış.

Sadece meraktan soruyorum. Galaxy Card’dan bir yıl önce, 1998’de çıkan Taksitcard’ı hangi sınıfa sokuyorsunuz? Taksitcard bir kredi kartı değilse, neydi?

Bana bir anlatıverseniz, diyorum…

😉

23 Eylül 2011 Cuma

Rakamlar 3

Kredi kartında büyüklüğün ölçüsü kart hamillerinden alınacak para (alacaklı bakiyesi), risk’in ölçüsü de batık oranıdır.

Yönettiğimiz portföyün alacaklı bakiyesi 1 milyar doların üzerindeydi. O dönemde 1 miyar doları geçen ilk bankayız. Rakibimiz %40’ımıza yeni ulaşmış. Sorunlu alacaklar % 3 – 4 arasında, batık oranımız da binde 4 – 5 civarında (Sadece önemli rakiplerimiz değil, niş pazarlara odaklanmış birçok küçük banka bile bu oranı tutturamamış.)

Ego’muz tavan yapıyor. Kendimizi müthiş beğeniyoruz.

😛

Risklerin azaltılmasını sağlayan bir yazılımı satmak için geldiler. Daha önce sorunlu veya batık olan müşterilerin kredi kartı davranış biçimlerini inceliyor, benzer davranışları gösteren mevcut müşterileri bulup bankayı uyarıyor. Böylece erken önlem alıp riskleri azaltacağız.

Fiyatı 200 bin dolar. Bunun sisteme entegre edilmesi, bakımı, vb deyince toplamı 300 bin doları geçer.

Biz zaten “en iyiyiz” ya! Yapılacak bir şey varsa zaten yapmışızdır. (Tipik büyük şirket yöneticisi egosunu gösteriyoruz.) Duyar duymaz “pahalı” olduğunu söyledik.

İçimizden biri bizi uyardı.

Yüzde oranlarımız düşük. Ancak öylesine büyük bir parayı yönetiyoruz ki, düşük oranın değerine bakınca bile uçuk rakamlar çıkıyor.

  • Sorunlu alacaklar 1 milyar doların %4’ü 40 milyon dolar ediyor.
  • Batık oranı binde 4, o da 4 milyon dolar.

Bu yazılımı alsak, batıkları %10 azaltsa (400 bin dolar yapar) zaten yıl dolmadan kâra geçiyoruz.

Aynı zamanda hem yüzde, hem de gerçek değer ile düşünmeyi öğrendim.

😉

21 Eylül 2011 Çarşamba

Rakamlar

Türkiye’nin en büyük kredi kartı bankasının işyeri pazarlamasını yönetiyordum. Küçük bir leasing firmasına geçtim. O sırada leasing firmasının pazar payı binde 3 civarındaydı.

Şirket Funda-mental [1], [2], [3] torpillilerle doluydu. Ana bankanın yöneticileri, kendi torpilli akrabalarıyla ilgilendiklerinin yarısı kadar şirketi düşünmüyorlardı.

😉

Torpilli ekibin performansı çok düşüktü. Ne yapıldığına baktım. Müşteri arıyor. İhtiyacını söylüyor. Bizimkiler bir fiyat veriyor. Sonra müşteri “Teşekkür ederim. Ben sizi ararım” diyor. Çoğunlukla da bir daha aramıyor.

Bir form hazırladım. Müşteri arayınca, kimin aradığı, telefon numarası, mal cinsi, toplam fiyatı, ne kadar kredi istediği, vb. bilgiler üzerine yazılacaktı.

Müşteri bizden almayacağını söyleyene kadar bu formlar masanızda duracak. Müşteriyi 2 – 3 günde bir arayıp “kararınızı verdiniz mi”, “yardımcı olacağımız bir şey var mı” diye soracaksınız. Bizimle bağlanmayan her işin, hangi rakibimize ve hangi faiz oranı ile gittiğini de öğreneceksiniz. Bu formlara yazacaksınız ve bana vereceksiniz.” dedim.

Ben de her akşam masalarda bekleyen işleri takip etmeye başladım.

Ciromuz bir ay gibi kısa bir zamanda 3 katına çıktı.

😀

Büyük başarı gibi görünüyor değil mi? Pazar payımız hâlâ %1’in altındaydı.

;-P