"yaratıcılık" etiketli yazılar:

29 Ocak 2019 Salı

Cazip Meslekler 4

Linkedin her sene sonunda veya sonraki senenin ilk günlerinde geçmiş yılın en çok aranan mesleklerini bildirirdi.

Ben de bu listeyi okurlarıma duyurmaya çalışırdım.

eski yazılardan görebilirsiniz.

2017 sonunda “bu listeyi yayınlamadı” diye meraklanmıştım. Meğerse listeyi farkı bir şekilde duyurmuş.

Bu sefer “Linkedin’e gelen talepler doğrultusunda, 2018’de cazip olacak beceriler” diye 2 ayrı liste yayınlamış. İngilizce’de soft skills ve hard skills diye adlandırılan bu iki listeyi, beceriler (soft skills) ve işler (hard skills) diye sunuyorum. Daha iyi öneriye açığım.

Ocak 2018’deki ve Ocak 2019’daki listelere göre:

Beceriler (“The most in-demand soft skills” diye geçiyor)

     Ocak 2018 Listesi

  1. Leadership
  2. Communication
  3. Collaboration
  4. Time Management
     Ocak 2019 Listesi

  1. Creativity
  2. Persuasion
  3. Collaboration
  4. Adaptability
  5. Time Management
  • Daha önceki yıllarda beceriler konusuna eğilmediğim için, bir yorum yapamayacağım. Ama sizin yorumlarınız olursa sevinirim.

😉

İşler (“The most in-demand hard skills” diye geçiyor)

     Ocak 2018 Listesi

  1. Cloud and Distributed Computing
  2. Statistical Analysis and Data Mining
  3. Middleware and Integration Software
  4. Web Architecture and Development Framework
  5. User Interface Design
  6. Software Revision Control Systems
  7. Data Presentation
  8.  SEO/SEM Marketing
  9. Mobile Development
  10. Network and Information Security
  11. Marketing Campaign Management
  12. Data Engineering and Data Warehousing
  13. Storage Systems and Management
  14. Electronic and Electrical Engineering
  15. Algorithm Design
  16. Perl/Python/Ruby
  17. Shell Scripting Languages
  18. Mac, Linux and Unix Systems
  19. Java Development
  20. Business Intelligence
  21. Software QA and User Testing
  22. Virtualization
  23. Automotive Services, Parts and Design
  24. Economics
  25. Database Management and Software
     Ocak 2019 Listesi

  1. Cloud Computing
  2. Artificial Intelligence
  3. Analytical Reasoning
  4. People Management
  5. UX Design
  6. Mobile Application Development
  7. Video Production
  8. Sales Leadership
  9. Translation
  10. Audio Production
  11. Natural Language Processing
  12. Scientific Computing
  13. Game Development
  14. Social Media Marketing
  15. Animation
  16. Business Analysis
  17. Journalism
  18. Digital Marketing
  19. Industrial Design
  20. Competitive Strategies
  21. Customer Service Systems
  22. Software Testing
  23. Data Science
  24. Computer Graphics
  25. Corporate Communications

Geçmiş yıllara dönüp baktığımızda, Ocak 2019 listesinin birden farklılaştığını görürüz.

Son 5 yılın listelerinde “veriye dayalı meslekler” öne çıkmaktaydı. Yukarıda Ocak 2018 listesinde de, ilk 10 işin neredeyse tamamı doğrudan veya dolaylı olarak veri konusuyla ilgili.

Ocak 2019 listesinde yine veriye dayalı işlerin ağırlığı var ama, geçen yıllara göre oldukça hafiflemiş. Bu sefer gerek ilk 10, gerekse ilk 25’te yaratıcılık ve insan yönetimine dayalı meslekler yer almaya başlamış.

  • Açıkçası, bu sefer Linkedin’in isimlendirmede değişik bir yol izlediğini düşünüyorum. Yıllardır aranan bazı işlerin / mesleklerin farklı isimler altında (Statistical Analysis and Data Mining 2019 listesinde yok ama yeni listede Analytical Reasoning, Business Analysis ve Data Science‘ın) farklı yerlerde olduğunu görüyorum.
  • Aynı şekilde “Gazetecilik” listede yer almış. Güncel ve kaliteli içerik üretimi” yazmak yerine “Gazetecilik” diye belirtmelerinin nedeni “yazılı içeriği video düzenleme-prodüksiyon tarafından ayırmak ve araştırma-değerlendirme-yazma yeteneğini vurgulamak” (Dilara Eldaş Baş’ın katkısı) olabilir.

Kaynak yazılar:

Son 5 liste çok benzer olmuştu. Bu sefer isimlendirmeyi değiştirmelerinin nedeni olarak, hep benzer listeleri yayınlamaktan sıkıldıklarını ve yazıların başlığına (bu işler için gerekli eğitimler) uygun olarak, o iş yapanın bilmesi gerekenlere göre yeni bir liste ile çeşni katmaya çalıştıklarını varsaydım. Şurada, 2018 listesinin yanında unvanlar da yer alıyor.

Sizin yorumlarınızı merak ettim.

.

30 Aralık 2018 Pazar

People Make The Brand – 2018

Bir ay önce, 30 Kasım günü People Make The Brand etkinliği vardı.

  • Sonraki günler çok yoğun geçti. Blog yazısını etkinliğin hemen arkasından yazamadım. Etkinlik konusunda henüz bilgilerim tazeyken yazamayınca, maalesef yazdığım notların arasını dolduracak anılar da hafızadan gidiveriyor. 🙁 Bıraktığı tat aklımda kalsa da, cümlelerin arasını tamamlayacak kavramlar, ancak bir başkasını (veya yine o sırada sahnede olanları, başka bir etkinlikte) dinlerken bir anda ortaya çıkacak.

O güne kadar beklemek istemedim. Birbirinden kopuk olsa da, not aldığım cümleleri yayınlamaya karar verdim. Belki zamanla, aralarını doldurur, kavramsal akışı elde ederim. En kötü ihtimalle, bir anı defteri olarak kalır.

😉

Gelelim aldığım notlara:

Konferansın konusu KÜLTÜR idi.

Edgar Schein’in “Kültür stratejiyi kahvaltıda yer” cümlesi tartışıldı.

  • Bir konuşmacı, “kültür stratejiyi yemek diye yer” şeklinde söyledi. Bence burada “kahvaltıda yer” sözünün anlamı, “daha güne başlarken” demektir. Yani vurgulanan kısmı yemek değil, “sabahın ilk saatleri” kısacası ZAMAN boyutudur.

People Make The Brand’in yaratıcısı ve küratörü Evrim Kuran, açılış konuşmasında “Bir işi nasıl yaptığın, her işi nasıl yaptığını anlatır” dedi.

  • Bu cümleyi iyi anlamak gerek. Özellikle Gates, Zuckerberg, vb. gibi isimlere öykünerek okulunu bırakmak isteyenlere ve “okulda aldığın dereceler hiç önemli değildir” diyenlere ufak bir hatırlatma notu burada dursun.

Etkinliğin moderatörü Serdar Turan, her seferinde birkaç dakikalık aralarda yaptığı konuşmalarla bilgimi arttırmaya devam etti.

  • Daha önce de yazmıştım. Serdar Turan, etkinliklerde örnek alınacak bir moderatörlük yapar.

Kültür stratejiyi kahvaltıda yer” sözü artık herkesin ağzında olan Edgar Schein’in Organizasyonel Kültürün 3 Seviyesi’nden bahsedildi. “Soğan modeli” diye bilinen bu modeli şöyle tanımlayabiliriz.

Birinci düzey (yukarıda “Artifacts” diye geçiyor) organizasyonun görünen yüzü: logosu, mimarisi, yapısı, müşterinin gördüğü süreçleri, kurumsal giysisi. Bunlar sadece çalışanların değil, dışarıdakilerin de gördükleri şeylerdir. (Serdar Turgut, burada “Buzdağının görünen kısmı… klişesini söylemeden sunum olmaz” esprisini yaptı.)

İkinci düzey (yukarıda “Values” diye geçiyor), standartlar, değerler ve uyulması zorunlu kuralları kapsıyor. Yöneticilerin davranışları ve varsayımları, kurumun temel varsayımlarına uymayınca sorun çıkıyor.

Üçüncü düzey (yukarıda “Assumptions” diye geçiyor) yazılı olmasa bile kurumdakilerin neredeyse dokunabileceği kadar somut olarak hissettikleri kural ve varsayımlar.

🙂

Sonra Hofstede’in “Kültürel Boyutlar” kavramı anlatıldı.

Yukarıdan aşağıya:

  • Güçlü olanı seven – Eşitlikçi
  • Risk istemez – Risk alır
  • Bireyci – Kolektivist
  • Güç ve başarı ile motive olan – Mutluluk ve huzuru tercih eden
  • Geleneksel ve kısa vadeli beklentiler – Geleceğe yatırım yapar ve uzun vadeli düşünür
  • Bizim mahalleden olmayanı kabul etmeme – Herkes özgür olmalı

Türkiye sonuçları ilginç gelebilir. Gençler “mutluluk ve huzur” diyorlar; ancak yılmazlıkları (dayanıklı olmaları – “resilience“) çok az. Kendinden olmayanı kabul etme, zaman zaman artsa da genelde az.

Evrim Kuran “İlham veren amaç giderek daha çekici olmaya başladı. Amaç ve araç ayırt edilmezse, “robotlar işimizi elimizden alır mı?” diye konuşuruz” diye noktayı koydu.

🙂

Arada başka konuşmalar oldu ama, beni etkileyen konuşmacılardan notlar aktaracağım.

  • Notlarıma sonradan bakınca arasını tamamlayamadığım noktalar var. Kavramlar birbirin izlmiyorsa, benim tembelliğim nedeniyledir.

Akan Abdula

İnsanı değil, algoritmayı ikna etmek zorunda kalacağız.

Kapitalizm öngörülebilirliği sever. Sizi öngörmeye değil, yöneterek zaten öngörülebilir olmaya itiyor.

  • Aradaki ayrım, veri kullanımını ve Cambridge Analytica’yı ne güzel anlatıyor.

Hepimiz yankı odasındayız. Kendi sesimizi veya bizimle aynı düşüncede olanları duyuyoruz, başkalarını dinlemiyoruz. Bir süre sonra “hiper-normalleşme” oluyor. “Ben normalim. Diğerleri kötü, bölücü..”. gibi gelmeye başlıyor.

Bu küresel bir davranış biçimi. Herkese göre tek normal kendileri. Haz / Hız / His… Bu 3 cephede de savaşı kaybediyorlar.

Akan Abdula, “Hollanda Açlık Kışı” (Dutch Hunger Winter) ı anlattı.

Kasım 1944 – Mayıs 1945 arasında, Batı Avrupa’da Alman işgali henüz sürerken korkunç bir kış oluyor. Almanlar, Hollanda’ya gıda girişini engelliyor. İnsanlar çimenleri, laleleri, hatta ev eşyalarını yiyerek hayatta kalmaya alışıyor. Mayıs 1945’de gıda ulaşımı sağlanana kadar 20 bin kişi ölüyor.

O sırada anne karnında olanlar (sonradan okuduğuma göre, özellikle hamileliğin ilk 3 ayında açlığa maruz kalan annelerin bebekleri), 30 sene sonra obez oluyor. İlginç olanı, genlerde değişiklik olması ve onların çocuklarının da obez olması.

Hangi segment büyüyor diye bakmak gerek. Evlerinde her şey yeni, hikayesi yok, adam zaten kendi evine ait değil. Her an kaçabilir. 

ABD’de çok iyi öğrenciler (notları 4.00 üzerinden 4.00 olanlar) üniversiteye başvuruyor, görüşmelere çağırılıyorlar. Harvard, Stanford, Yale, MIT gibi okulların dekanları zamanla şunu farkediyor. Bu çocuklar hem zeki, hem de çalışkan. Her dekanın beklentisi birbirinden farklı olsa da, çocuklar tam istenildiği gibi görünmeyi beceriyorlar. Bunun üzerine dekanlar, CV’lerdeki ince detaylar (spor, koleksiyon, vb.) üzerine giderek – hatta zorlayarak – gerçekten nasıl kişilikleri olduğunu  anlamaya çalışıyorlar.

Evrim Hizaler

Olağan şeyleri olağanüstü iyi yapın

Faruk Eczacıbaşı

Artık başka çaresi yok. Herkes Deli Emin olmak zorunda.

  • Faruk Eczacıbaşı, Teknososyolog Zeynep Tüfekçi ile tanışmasını anlattı. Aynı zamanlarda (2011 yılı) ben de teknoloji kökenli kurumların veri işleme becerilerinin tehlikesine dikkat çekmeye çalışıyordum. “Endişem odur ki biz, gerçekleri anlamak için ısrarcı olmazsak gelecekte bizi yönetenleri Facebook, Google, Amazon seçecek. Bizim için en iyisinin onlar olduğuna inanacağız. Kendi seçimimiz sanarak…” diyordum.

  • Faruk Eczacıbaşı’nın yazdığı “Daha Yeni Başlıyor” kitabı tüm konuklara verildi. Yıllardır çevreme aktarmaya çalıştığım endişelerimi, benzer dönemlerde Faruk Eczacıbaşı da yaşamış. Bir yansıma görünce çok sevindim.

Internet’in bize bırakacağı etkiye hazır mıyız?

Farklı davranışlar gerektiriyor. Disruption sigortaları söküyor. Yerine yenilerini koymak gerekli.Size gelen bilgi sizi aşırı uçlara itiyor.

Yeni hukuk modeline, yeni politika modeline ihtiyacımız var.

Sonuç odaklılık ile çözüm odaklılık aynı şey değil. İnsanlar, çözüm aramadıkları için kötümser. Çözüm arayışının ortağı olma çabası zaten iyimser yapar.

Richard Mosley

Evet bugün defalarca yenildin. Ama her seferinde geri kalktın. Bu nedenle takdiri hak ediyorsun.

Bazen muhalefet etme zorunluğu vardır. Bir arkadaşınızın, müşterinizin, ortağınızın veya dostunuzun yanlış yaptığını biliyorsanız, olumsuz görünmeyi göze alıp uhalefet etmelisiniz.

Erin Willet

Önce kendinize dürüst olun. Hatalarınızı kabul edin. Sonra başkasından istemeye hakkınız olsun.

Serdar Kuzuloğlu

Gömlekte ilik uymuyor. Bir kere yanlış iliklenince hep yanlış gidiyor. Hiç birimiz bundan utanç duymuyor.

Sürekli bir dönüşüm güzellemesi yapılıyor. Oysa, çürüme de bir dönüşümdür. Mutlu masallar peşinde koşuyoruz.

İlk görgü kitabı, hani şu öğrenci değişim programlarına adı verilen Erasmus tarafından 1530 yılında yazılmış. Hayatta kalmamızın bir parçası olan beslenme konusunda bir sürü kural geliştirilmiş.

Öleceğini bilen tek canlı insan. Dolayısıyla, teknolojiyi geliştiren ve gelecek planı yapan tek canlı da insan.

Silikon vadisinde birkaç bin kişi global standartları belirliyor. “Kaç saniye haset duyacağımıza” bile onlar karar veriyor. Bunu yapanlar mühendis. Beşeri bilimlerden habersiz.

Aç kalmamak için ürettiğimiz teknoloji sayesinde daha çok para, daha çok hırs, daha çok verim için çalışıyoruz. Teknolojiden en nasiplenmesi gereken toplumlar en az nasipleniyor.

Öndeki gemi, Kristof Kolomb’un İspanya’dan Amerika’ya gittiği gemi. Arkadaki gemi ise, aynı yıllarda Çinlilerin okyanusta ticaret yaptığı yüzlerce gemilerden biri. Oranları aynı.(Demek ki o yıllarda Çin’de yapılan gemiler, uzunluk ve genişlik olarak Avrupa’nın 3 katından fazlaymış)

Kültür bu gemiyi tasarlamak ve yapmaktır. Araçlarımız teknoloji değildir.

😉

Serdar Kuzuloğlu’nun (ve diğer konuşmacıların) anlattıklarını tam olarak yansıtamamış olabilirim. Ancak en son anlattığı konuda, ben de yıllardır bir şeyler söylemeye çalışıyorum.

Enerji kaynağı değişince (at yerine petrol ile çalışan araba veya buhar yerine elektrik ile çalışan motor) sanayi devrimi olmadığını, bu değişimin olanakları kullanılmaya başlandığında ilerleme yapıldığını yazılarımda ve derslerimde anlatmaya çalışıyorum.

Bozucu yaratıcılık” denilen kavramın bir kültür olduğunu söylüyorum.

🙂

People Make The Brand, her sene mutlaka katılmak istediğim etkinliklerden biridir. Size de öneririm.

.

 

 

30 Temmuz 2018 Pazartesi

Veri ve Yaratıcılık İşbirliği

18 Nisan 2018 tarihli “Verinin Yaratıcı Kullanımı” başlıklı yazıya “Bu blogu takip edenler, 10 yıldan uzun bir süreden beri,  “veriyi kullanamayan pazarlamacı olmaz” cümlesini sıkça söylediğimi biliyor” diye başlamıştım.

Son zamanlarda içinde veri ve/veya müşteri deneyimi geçmeyen pazarlama yazısı görmemeye başladık. Bundan sonra uzun süre de böyle gidecek.

Bugün, veri ve yaratıcılığın bütünleşmesi konusunda McKinsey’in “En mükemmel birliktelik” başlıklı bir araştırmasından söz edeceğim.

Cannes’da ve New York merkezli Ulusal Reklamcılar Derneği’nde [Association of National Advertisers (ANA)] 25+’i CMO (Üst düzey yönetici) olan 200’ün üstünde pazarlama yöneticisi ile görüşmüşler. Ayrıca kurumların performanslarını incelemişler. Sonra araştırmayı Cannes’da 2018 Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nde anlatmışlar.

Bulgulara göre:

Veri ve yaratıcılığı entegre eden kurumlar, diğerlerinin iki katı büyüme oranına sahip. Veri ve yaratıcılığı ayrı ele alan kurumlar %5 büyüyorsa, ikisini bütünleştirenler %10 büyüyor. 

Veri ve yaratıcılığın bütünleşmesi, her ikisinin de (diğer kurumlara oranla) %30 – 35 daha verimli kullanılmasını sağlıyor.   Müşteri içgörülerinin daha iyi anlaşılmasına ve müşteri deneyim yolculuğunun mükemmelleşmesine yarıyor.

Sadece teknoloji yeterli değil elbette. Bu kurumlar hızlı, çevik, farklı işlevlerden oluşan ve kısmen bağımsız ekipler oluşturmuşlar. Bu ekipler belli hedeflerle doğrudan sorunla ilgileniyor.

Bütünleşme üç noktada yararlı oluyor: Öncelikle, veri uzmanları, cephedeki pazarlama ekibinin parçası olmaya başlıyor. İkinci olarak bütünleşik ekipler daha hızlı davranıyor. İşlerin yavaşlamasına neden olan, departmanlar arası onay bekleme süreci  gibi faaliyetler olmuyor. Son olarak, teknoloji çözümleri daha hızlı ve doğru şekilde hayata geçiriliyor. Böylece dönüşüm hızlanıyor.

Bütünleştirmeyi beceren kurumlar, daha yetenekli kişilerle çalışıyorlar. (McKinsey yazısında “hem sağ beynini, hem de sol beynini kullanabilen” diye tarif etmişler.) Yazılım şirketlerinde mühendislerin ürüne ve pazarlamaya katkısını özellikle vurgulamışlar.

İnsan ile veri analizinin bir arada kullanılması, pazarlama değer zincirinin tüm – marka stratejisi, müşteri içgörüsü, müşteri deneyimi, ürün, fiyatlama, içerik geliştirme, medya hatta ölçüm – işlevlerine yararlı oluyor.

Yaratıcılık ve veri analizinin bütünleşmesi her konuda avantaj sağlıyor ama… müşteri deneyimini iyileştirme, müşteri içgörülerini anlama, çevik uygulamalar yapma ve yetenek konusunda gösterdiği büyük farkı medya işlerinde ve ölçümlerde gösteremiyor.

Demek ki orada da yapacak çok iş var.

😉

Zaten yıllardır söylüyordum. Artık araştırmalarla kanıtlanmış olması mutluluk veriyor.

.

Not: Meraklısına, veriye dayalı yaratıcılık konusundaki eski yazılar

  • Veri ve Reklam yazısında, danışmanlık kökenli kurumların dijital pazarlamadaki ağırlığının artmasına değinmiştim.
  • Veri’ye Kristal Elma yazısında ise, verinin yaratıcı kullanımı konusunda bazı örnkleri aktarmıştım.
  • Yaratıcılık ve Yapay Zeka yazısında, hangi aşamada yaratıcılık gerekeceğini Alemşah Öztürk’ten naklen yayınlamıştım.
  • Verinin Yaratıcı Kullanımı yazısında, veri ve yaratıcılığın bir araya geldiğinde bilanço etkisi yüksek kampanyalar ürettiğini anlatmıştım.

.