"yönetim bilimleri" etiketli yazılar:

01 Ekim 2015 Perşembe

Yeni C?O Koltukları

Bilişim Devrimi’nin en büyük değişimleri Yönetim Bilimleri alanında yaptığını daha önce de iddia etmiştim.

Bunların bazıları:

Nedeni şu: “Sanayi devrimi sonrasında oluşan işletmecilik (ve MBA) eğitimi, az becerikli ve az yetenekli insanların üretime katılmasını sağlamak için yapılmıştı”.

org-customer-4Bilimsel İşletmecilik ve Endüstri Mühendisliğinin atası
Fredrick Taylor‘un çalışmaları…
Kürek resimlerine dikkat çekmek isterim.

Bilişim devrimi sayesinde paradigma değişti. Şimdi çok becerikli ve yetenekli insanları şirkette tutmak ve sürdürülebilir katkı sağlamak için bambaşka  öğretiler gerekiyor

Bu Yeni Dünya’da çok sayıda yeni unvan ortaya çıktı. Eskiden sadece finansman, üretim, pazarlama, idari işler ile sınırlı olan  temel yönetim silolarının sayısı arttı.

  • Bilgisayarlar artınca  Chief Technology Officier unvanı görülmeye başlandı.
  • Internet iş hayatında etkin olunca Chief Information Officier (Bazı Chief Technology Officier’lar da bu arada Chief Information Officier oluverdiler. Hatta bu ikisinin aynı işi yaptığını savundular 😀 )
  • Çok Kanallı Hizmetler hayatımıza girdi Chief ADC Officier (özellikle bankalarda) ortaya çıktı.
  • Uluslararası Şirketlerin sayısı arttı uyum sorunlarını gidermek için Chief Compliance Officier unvanlılar arttı.

Şimdi EN / ÖZ / MAXİ yeni unvanlar konuşuluyor.

Şunları mutlaka duymuşsunuzdur:

  • Chief Customer Officier,
  • Chief Experience Officier,
  • Chief Change Officier,
  • Chief Knowledge Officier,
  • Chief Environment Officier,
  • Chief Innovation Officier
  • İsmail Hakkı Polat Chief Digital Officier hakkında yazdı. (İlk uygulamalardan biri CEO’nun koltuğunu alınca, artık CEO’lar CDO istemeyebilir 😉 )
  • Ercüment Büyükşener “Görüyorum ve arttırıyorum” diyerek Chief Ciber Ecosystem Officier olması gerektiğini Temmuz 2013’de söylediğini hatırlattı.

Bu unvanlar veya koltuklar gelecek ve hem değişime uyum sağlayacağız, hem de müşteri odaklı olacağız.

😛

Ah! Müşteri odaklı organizasyon deyince aklıma geldi. Bu konuda da çok sayıda sunum görmüşsünüzdür.

En çok rastlanılanlar şöyledir: Organizasyonun yapısında, bildiğimiz

org-customer-1

piramitin tersine döneceği ve müşterinin lider olacağı

org-customer-2

galiba işlerin çoğunu Genel Müdür’ün yapacağı organizasyonlar konuşuldu.

  • (Hep şu soruyu sordum. Normalde işini iyi yapamayıp, amuda kalkınca çok iyi iş çıkaran bir şirket olabilir mi? Ben bulamadım. Bilen var mı?)

Bunların yanında, müşteri odaklı organizasyon deyince müşterinin merkezde olduğu daireler

org-customer-3

olacağı rivayetlerini yüzlerce kez görmüşsünüzdür. Bu şemayı anlatanlara, “Sabahın saat 06.30’unda, (müşterinin bir tarafında pireler uçuşurken) işçileri fabrikaya götürecek olan servisin nerelerde duracağına kim karar verir” diye sorarım. Henüz, anlamlı yanıt veren çıkmadı.

Muhtemelen siz de bu şemayı veya amuda kalkan organizasyonu görünce, “Acaba nasıl mümkün olabilir?” diye kendinize sormuşsunuzdur.

😉

Size bir iyi, bir de kötü haberim var.

İyi haberim şu: organizasyon yapısındaki kutuların başlıkları değişse de (yani Chief Digital Officier, Chief Customer Officier, Chief Experience Officier, Chief Knowledge Officier, Chief Blabla Officier gibi unvanlardan bahsedilse de), kutu yapısı pek değişmiyor. “Hiç değişmiyor” diyemem, ama organizasyon amuda kalkmıyor veya elele tutuşup daire oluşturmuyor.

Kötü haberim ise şu: Kutuların arasındaki ilişkiler değişiyor. Hem de çok değişiyor. Tıpkı, bilişim döneminden ötürü yönetim bilimleri öğretilerinin değiştiği gibi.

Örneğin iç müşteri kavramı ortadan kalkıyor. Tümden silo tipi yönetimin bir eseri olan bu kavram yok oluyor. “Siz iş isteği yapın, biz değerlendirelim” tarzı tarihe gömülüyor. Artık IT’ye iş isteği yapılmıyor. Sorun birlikte gözden geçiriliyor. Çözüm birlikte aranıyor.

Bakın 123 yıldan beri yenilikçi olan GE ne diyor:ibrahim_gokcen_02C?O seviyesinde, bir siloyu temsil ettiğini sanmak (ki biliyorum çoğunluk görevini böyle zannediyor), sadece bilişim dönemini anlamayanlar için geçerli olabilir.

Bir şirketi müşteri odaklı yapan altyapısıyla, süreçleriyle, ekranlarıyla, hedefleriyle, stratejik ortakların seçimi ve birlikte yapılanlarla işlemlerin,  ilişkilerin ve bakış açılarının yeniden düzenlenmesidir.

Siz zaten (verilerin karar vermede kullanılmasıyla, altyapısıyla, hedefleriyle, performans ölçüm sistemiyle, müşteri temas noktalarıyla, müşteri deneyiminin iyileştirilmesiyle, süreçleriyle, stratejik ilişkileri düzgün yürütmesiyle…) çağa uygun bir organizasyon oluşturmuşsanız Chief Digital Officier, Chief Customer Officier, Chief Experience Officier, Chief Knowledge Officier, Chief Blabla Officier gibi pozisyonlara ihtiyacınız olmaz.

Şimdi soruyorum: Sizin organizasyonunuz bilişim çağına uygun mu?

😉

07 Nisan 2015 Salı

Dijital Düşünce’ye Giriş

Kamu-Banka-KOBİ yazısına gelen bir yorumu paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşım Canan Onat yazmış:

Yıllar önce çalıştığım bir firmada müşterilerimize elektronik çözümler satıyor, her fırsatta iş akışı programları, kağıtsız ofis çözümleri anlatıyorduk. İşe aldığım yeni personele ortak sunucuda bir alan açılması için Bilgi İşlem’e Intranet üzerinden bir kayıt açtım. Bana telefonla geri dönüp bu iş için bir form doldurmamı ve ıslak imzamın gerektiğini söylediler…

😉

Neresinden tutsan elinde kalıyor.

  • Şirket “kağıtsız ortam” satıyor.
  • Şirketin teknoloji departmanı firmalara bu konuda yardımcı oluyor.
  • Aynı teknoloji departmanı “ıslak imza” istiyor.

Islak-imza

Hep söylüyorum. Önce teknoloji departmanları dijital çağa uyum sağlamalı. Yoksa…

Az gittik, uz gittik. Bir de dönüp arkamıza baktık ki, bir arpa boyu yol gitmişiz.

 

11 Eylül 2013 Çarşamba

Hesap ve Bahane

Son zamanlarda bir yönetim tarzıyla giderek sıklaşan aralıklarla karşılaşıyorum.

Eğer iş batarsa, kime nasıl hesap soracağına odaklanmak.

Bence bu bakış açısı, bahanesiz düşünememe becerisi olanların yönetici olması durumunda ortaya çıkıyor.

Genç arkadaşların bahanesiz düşünemediğini yazıp “Bahanesiz Düşünme Eğitimi mi versek?” diye sormuştum. Eksik düşünmüşüm. Bir önceki nesilde de çok sayıda varmış.

  • 30+ yıllık iş hayatımda karşılaşırdım, ama şimdilerde çok arttılar.

🙁

Oysa “Bu işin başarılı olması için ne yapılması gerekir” diye düşünülse ve yapılması gerekenler yerine getirilse, hesap sormak gerekmeyecek.

  • Önemli not: Bu konu son günlerdeki gelişmelerden ötürü aklıma gelmedi. Yakın dostlarımla yaptığımız sohbetlerde bir süredir bahsediyordum zaten. Kına çok sonra ısmarlandı. Ben yine önceden yazmadığıma pişman oldum.

😉