"Yönetim Kurulu" etiketli yazılar:

27 Mart 2009 Cuma

Rakamları anla(t)mak

Eski iş yerlerimden birinde…

Bayideki mal stoku konusunda ayrıntılı bir proje yürütülüyor. Günün her anında, o bayide ne kadar mal olduğunu Genel Müdürlük’ten izleyeceğiz.

Ölçümün yapılabilmesi için deponun önce sıfırlanması gerek. Arkasından dolum yapılırken ölçülecek. Sonra her giren ve çıkan mal da ölçülerek an be an denetim sağlanacak. Hileli mal karıştırmayı engelleyeceğiz.

1000’e yakın bayie uygulanmış. 450 tanesinde tam başarı var. Geri kalanlarda ise çeşitli sıkıntılar. (Bazı ürünler az satıldığı için depo uzun süredir sıfırlanamamış. Bazı bayiler, hileli karışımlar eklemek için ayarları bozmuşlar, vb…)

Üst yönetime her ay raporluyorlar. Her ay, %50 başarı bile olmadığı için fırçayı yiyorlar.

Hazırlık toplantısına beni de çağırdılar. Perakende Genel Müdür Yardımcısı, Satış Müdürü, Proje Müdürü, IT Müdürü ve ben… Konu ile doğrudan ilgim yok. Sadece “ticari lisandan IT’ceye tercümanlıkta” başarılı olduğum için… 🙂

Yukarıda yazdıklarım yeniden anlatıldı. Sordum:

– Çok satılan ürünlerde ölçüm yüzdemiz kaç?
– Şu üründe %92; bu üründe %89; diğer üründe %94
– Bu üç ürün şirketin satışının yüzde kaçını oluşturuyor?
– Yüzde 90’dan fazlasını…
– Öyleyse bunu raporlayın.
– Nasıl?
– Yönetim Kurulu aslında gerçek gelirlerin ne kadarının tam denetim altında olduğunu öğrenmek ister. Gelirlerdeki payı yüzde 2 – 3 olan ürünlerde kontrol olsa ne olur, olmasa ne fark eder.
– Yalan söylemiş olmaz mıyız?
– Size raporları saklayın, yanlış bildirin demiyorum. Tam kontrol ettiğiniz ürünleri, şirkete katkı sırasına göre raporlayın diyorum. Tüm diğer rakamlar da yer alsın raporunuzda…

Başka çare bulamadıkları için önerimi kabul ettiler.  O ay Yönetim Kurulu’nda hiç fırça yemediler. Sadece “denetimi nasıl artırırsınız”, “sonrası için iş takviminiz nedir?” gibi sorular gelmiş. Arkadaşlar bana teşekkür ettiler.

Ücretli yaşayacak olanlar ilk fırsatta üst yönetim beklentisi ve bakış açısını öğrenmeli…

🙂

26 Mart 2009 Perşembe

Her yerde birinci

Sabah saatleriydi. 18.45’de Genel Müdür‘ün beni ve Metin Beyi görmek istediği bilgisi geldi.  (Mesai 18.00’de bitiyordu)

Patronuma gittim. “Bilmiyorum” dedi.

Metin beye sordum. “Ben o toplantıya gitmeyeceğim. Az önce imzalı kağıdı verdim” dedi. Yönetim Kurulu Üyesi kağıdı almış ama toplantıyı tekrar hatırlatmış. Onun “okuduğunu anlamadığı” konusunda şakalaştık.

Sordum, kimse niye çağırıldığımı bilmiyor.

Belirtilen zamanda Genel Müdürlük katına çıktım. Mefruşattan sorumlu yönetim kurulu üyesi beni odasına çağırdı. Konuşmaya başladı.

“Benim çok yetenekli olduğum, bir sürü yenilik getirdiğim…  Üst düzey yönetimlerin huyuna gitmediğim…”

Anladım sözün nereye geleceğini. Kerelerce kovulmuşum… İçimden bir ses “Anlamamazlıktan gel. Adamın nasıl çaba sarf edeceğini gözle” diyordu. Ama dayanamazdım ki…

“Uzatmayalım isterseniz. Benimle çalışılmak istenmediğini mi anlamalıyım” diye sordum.

Nasıl söyleyeceğini bilemediği bir konuda, karşıdaki anlayınca rahatlayan insan davranışını vücut dilinde okudum. İçimdeki sesi dinlemediğime pişman oldum.

Evet” dedi. Yine “yetenek… yaratıcılık… başka yerde başarılı olacağıma emin olunması…”

Masalları biraz da sıkılarak dinledim. Sonra şöyle devam etti.

“Banka giriş kartını bırak. Operasyon merkezi giriş kartını bırak. Cep telefonunu bırak. Arabayı da yarın sabah erkenden getir lütfen”.

O bankada iş akdi feshedilenler için değişik uygulamalar vardı. Eğer dolandırıcılık veya bankayı zarara sokmak gibi nedenlerle kovulmamışlarsa, 1 – 2 ay daha maaşlarını alırlar, makam arabaları ve cep telefonlarını kullanırlar, son gün de gelip tazminatlarını alır giderlerdi.

Bu tavır ilk defa bana uygulanıyordu. Nasıl yakmışsam birilerinin canını…(Her yerde “ilklerin adamı” olmakla öğünürsen… Bunda da “ilk defa”yı gösterdiler işte diye yorumladım sonradan)

😛

21 Mart 2009 Cumartesi

Kırmızı kart nasıl gösterilir

Genel Müdür bir meslek derneğinin başkanı idi. LikeMind gibi, her ay belli bir günde toplanılırdı.

Haber geldi. Yönetim Kurulu, o tarihte toplanmak istemiş. Genel Müdür, Yönetim Kurulu’na katılmak zorundaydı. Bana, gündemi gönderdi. Toplantıda “firmayı benim temsil etmemi” söyledi. Okudum, hazırlandım.

Yönetim Kurulu bir ara verdi. Genel Müdür toplantıdan çıkıp, birkaç konuda önemli mesajlarını hatırlattı.

Ben tam gitmeye hazırken Yönetim Kurulu bir ara daha verdi. Genel Müdür yanıma geldi.

– Gitmene gerek kalmadı.” dedi.

– Siz mi gideceksiniz?”

– Hayır…”

– Öyleyse neden?…”

– Şutlandım…” dedi ayağıyla şut atma hareketi yaparak…

– Nasıl yani?…”

– Kovuldum oğlum… Kovuldum…”

– ???

Sonra anlattı. Yönetim Kurulu’nun gündemi bitmiş. Kapatma konuşması yapılacak. Başkan demiş ki “Bir maddemiz daha var.”

Hepsi bu…

🙁