"yönetim" etiketli yazılar:

02 Aralık 2015 Çarşamba

Uluslararası ve Yerel

Üç arkadaş bir proje üzerinde konuşacaktık. Hem sakin, hem de güzel manzaralı bir yere gidelim diye karar verdik.

Yıldız Parkı’ndaki Malta Köşkü’ne gittik.

Wi-fi filan yoktu. Nedenini sorduğumuzda içinde “belediye, kanun, yasak” kelimeleri geçen anlamsız yanıtlar aldık.

Ben ihtiyaç molasından yararlandım. Yanda resmi olan kısma girdim. Bay-Wc

İçeride pisuar yoktu. Klozetin bulunduğu bölmenin kapı kapalıydı. Bekledim. İçeriden bir kadın çıktı.

Benim şaşkın halimi görünce o da şaşırdı. İngilizce “Erkek tuvaleti miydi?” diye sordu. “Elbette. Yoksa neden burada bekleyeyim ki?” deyince durumu izah etti.

“Türkçe bilmiyorum”

Girerken İngilizcesinin yazmadığına dikkat etmemiştim ama çıkarken resmini çektim.

🙂

İçeride çok sayıda yabancı grup vardı. Yabancı konuk sayısı muhtemelen yerlilerden fazlaydı.

Bunca yabancı misafir ağırlıyorken, neden İngilizcesini yazmadıklarını ve BAY yazısı Türkçeyken, neden WC diye İngilizce kısaltma koyduklarını merak ettim.

😉

Zaten

  • global
  • uluslar arası
  • sınır ötesi
  • glokal (uluslararası şirket, yerel strateji)
  • yerel

gibi kavramları [1] , [2] , [3] sorgularım.

Bence Malta Köşkü, gelenler ne kadar yabancı olursa olsun ne turistik, ne de yerel sayılacak bir işletmecilik anlayışıyla yönetiliyor.

Öylesine

😮

 

08 Eylül 2015 Salı

Pazarlama Kimin İşi

Müşteriden Kaçmak yazısında “Pazarlama sadece pazarlamacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” cümlesini yaşadığımı anlatmıştım.

Evet, pazarlama herkesin görevi ama… Bir iş herkese verince şöyle olur.

Herkesin-hikayesiTürkçesi

Bu “Herkes”, “Bazıları”, “Herhangi biri”, “Hiç kimse” isimli dört kişinin hikayesidir.

Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve Herkes bunun Bazıları tarafından yapılacağından emindi.

Herhangi biri yapabilirdi, ama Hiç kimse yapmadı.

Bazıları buna çok sinirlendi. Çünkü bu Herkesin işiydi.

Herkes bunu Herhangi birinin yapacağını düşünmüştü, ama Hiç kimse bunun Herkes‘in yapmayacağını düşünememişti.

Sonuçta Herkes Bazılarını, Herhangi birinin yapabileceği işin Hiç kimse tarafından yapılmamasından ötürü suçladı.

😀

Pazarlama herkesin işi ama koordinasyon içinde yapılması gerek.

Her kafadan bir ses çıkınca, şirketlerin itibarı açısından ne kadar zararlı olduğunu son yıllarda – özellikle sosyal mecrada destansı başarısızlıklarda – defalarca gördük.

😉

Bu nedenle öncelikle kurumsal stratejiye ve yıllık planlara, sonra da kimin, hangi konuda, ne zaman, kimlerle pazarlama iletişimi yapacağına dair bazı kurallara gerek var.

🙂

28 Eylül 2014 Pazar

Özveri Kılığında Ego

Bana “Bu kadar çok yazı yazmanızın sebebi özgüven mi, ego mu ?” diye soran okuruma yanıtım bitmedi.

Uzun bir kişisel sorgulama süreci yarattığı için ona teşekkür ediyorum. Konuyu sayıdan alıp içerik’e getirdikten sonra devam ediyorum.

😉

İçerik üretmek aslında zaman alan bir konu. Elbette “rapor vermek ile teşhir etmek arasında bir yerde” yazanları kasdetmiyorum.  Okura katkıda bulunacak içerek üretiminden bahsediyorum.

Başkalarına yararlı olacak içerik üretmek çaba ve bilgi gerektiriyor diyorum ya… Bunu tanımadıklarınla paylaşmak hevesini sadece ego ve özgüven ile ifade etmek mümkün değil.

Çok zaman alıyor. Okuyup araştırmak gerekiyor. Uygun bir resim için bile, bazen saatlerce uğraşılıyor. Özgün içerik üretmek, zaten başlı başına bilgi ve çabanın yoğrulmasıyla sağlanıyor. Bence burada özveri işin içine giriyor.

eller-martin-eshner

Şu özveri kavramını da irdeleyelim:

Ajda Pekkan’ın bilmemkaçıncı estetik ameliyat sonrasında “Acaba seyircilerim onlar için nelere katlandığımı biliyorlar mı?” cümlesi var, özveri örneği olarak…

Süleyman Demirel’in “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim” sözünden daha iyisi… “Cumhurbaşkanı olacak mısınız?” sorusuna “Milletim benden hizmet bekliyorsa, reddedemem.” cümlesi de özveri’nin zirvesidir.

  • Benzer özveri cümleleri hatırlıyorsanız, ekleyebilirsiniz.

Bunları duyunca karpuz satıcısının “Kan gibi… Kıpkırmızıııı… Karpuz kırmızı, ben n’apiyim” çaresizliği gelir aklıma. Kahkahalarımı zor tutuyorum. Bir türlü ciddi olamıyorum.

😀

İşte bu noktada, ben de ego konusunda ikileme düşüyorum. Kendimi (ve birçok blog yazarını) şöhretli bir şarkıcı veya eski başbakan + cumhurbaşkanı ile kıyaslamıyorum. O kadar da ego yok.

Ego üzerine yazılarıma bakıyorum:

Ve bu soruyu haklı görmeye başlıyorum. Yoksa bazılarımız (belki ben bile) ego’yu (özgüven değil ama) özveri mi zannediyoruz.

😉

Resmin adı: Escher Elleri