Başarının İkiz Kardeşi
Otuz yılı aşan iş hayatım sırasında çok sayıda başarım oldu. Süre bu kadar uzun olunca, ister istemez olumlu şeyler de geliyor insanın başına…
🙂
ODTÜ İşletme’yi iyi bir dereceyle bitirdim. Daha ikinci sınıftan beri çalışıyordum. Patronum beni de dolandırmaya kalkışmıştı. Bu vahşi ve ahlaksız iş hayatında olmak istemedim. Babama “akademisyen olacağımı” söyledim.
“Madem öğretim üyesi olacaksın, açlığa şimdiden alış” dedi ve bana para vermeyi kesti. Şeref öğrencisi olarak mezun olduğum gün “işsiz ve parasız”dım.
Ankara’ya döndüm, Pazar araştırmalarında anketörlük yaparak başladım. Giderek araştırma tasarımı, anket oluşturma gibi işleri öğrendim. Sonraki iş yaşamında araştırmalarda güvenilirlik için yapılması ve yapılmaması gerekenler hakkında fikir sahibi olmam çok işe yaradı.
🙂
MBA’ye kaydoldum. Eylül geldi. Okul başladı. Öğrenci asistanlar arasında en yetkili bendim. Sınav kağıtlarını okuyor, notları veriyordum.
Ama beni akademisyen olarak kadroya almadılar. (Sınavda büyük hatalar yaptığımı itiraf etmeliyim.) Babama rağmen seçtiğim kariyer beni seçmedi. İstanbul’a geri döndüm.
Cuma sabahı İstanbul’a geldim. Aynı akşam babam “Bugün iş aradın mı?” diye sordu. “Baba, bir hafta sonu bekleyebilir misin?” diye sormak zorunda kaldım. Neyse, çok geçmeden Price Waterhouse’da işe başladım. Okuldaki hocalarımı referans göstermiştim. Çok işe yaradı.
🙂
Mezuniyetten hemen bir yıl sonra, beraber bitirdiğimiz arkadaşlarla buluştuk. Bazıları bankalara girmişti. O yıllarda şube müdürleri bile lise mezunuydu.
“İşsiz kalacağınıza bankada çalışmaya başlamanız iyi olmuş. İşsiz olduğunuzu söylemekten bir nebze daha iyi” diye dalga geçenlerden biriydim.
Daha sonraki yıllarda en uzun çalışacağım işin bankalarda olacağını nereden bilebilirdim ki…
🙂
Bir deniz acenteliğinde çok yüksek maaşla çalışıyordum. Bir başkasından zaten yüksek olan maaşın 2 katı ücretle teklif aldım. Daha 30 yaşındaydım ve Türkiye’nin 4’üncü deniz acentesinin Genel Müdür Yardımcısı olacaktım. Hemen kabul ettim.
Genel Müdür gitti. Zaten bana teklifi şirketin kurucusu yapmıştı. Şirkette daha tecrübeli olan diğer Genel Müdür Yardımcısı, genel müdürlüğe vekalet etmeye başladı. Ama benim muhatabım asıl kurucu idi.
Bir girişimcinin gel-git aklı ve sürekli değişen fikirleri ile yüz yüze kaldım. Dayanamadım. Yüksek ücreti boş verdim ve istifa ettim. Bir çocuk vardı, diğeri yoldaydı. Kısa süre sonra “iki çocuklu ve işsiz” durumda kaldım. Bir yıla yakın, her işe koşturmaya çalıştım.
Artık sıfırın altına değil en dibe ayaklarım değince, bir bankaya – yıllar önce dalga geçtiğim iş koluna – gittim. Sonraki iş yaşamım için en geniş donanımı oralarda edindim. Bankada da yenilikler yapma şansım oldu.
🙂
İkibuçuk yıldır çalıştığım şirkette daha 1 aylık izin hakkım vardı. Genel Müdür’den 2 hafta izin istedim. Sadece bir hafta izin verdi. Döndüğüm gün beni kovdu. (2 hafta izin verseydi, daha az tazminat ödeyecekti.)
Eşyalarımı toplarken telefon geldi. Sektörün en büyük şirketinin sistem analizi projesinde çalışmam teklif edildi. Hemen kabul ettim. Kovulmasaydım, sürekli maaşa güvenir, muhtemelen süresiz işi reddederdim.
Müşteriye yapılan ilk tekliften başlayıp, mali tabloların Vergi Usul Kanunu ve Uluslararası Muhasebe Sistemi’ne göre hazırlanmasına kadar tüm süreçleri, iş akışlarını, rolleri, görevleri, sorumlulukları, ihtiyaçları, vs. çıkardım. Firma çok beğendi. Kendi verdikleri ücretten çok daha fazlasını hak ettiğimi söyledi.
😉
Sonra bir bankada işe başladım. Türkiye’nin ilk taksitli kredi kartı olan Taksitkart’ın iş isteğini hazırlarken (ve daha sonra tüm projelerimde) bu bilgi birikimi çok işime yaradı. Hemen her seferinde, IT ekipleri gördükleri en kapsamlı çalışmalar olduğunu söylediler.
Taksitkart’ı çıkarttım. Zaten şirket içinde sürmekte olan iç-savaşın aktörlerinden biri oluverdim. Kovuldum.
Eve geldim. Televizyonda gördüğüm reklamda, üzerinde adım yazılı olan Taksitkart vardı. O reklamı ilk seyrettiğimde kovulduğum akşamdı.
İki çocuğun okul masrafları, büyümüş aile, vs… Başka bir bankada sadakat programlarını yönetmek üzere işe girdim. Şimdiki CRM uzmanlığımın önemli temelleri orada oluştu.
😉
İşin özeti şu. Başarı zannettiklerim çoğunlukla sonraki başarısızlıklara temel oluşturmuş. Çuvalladığımı sandığım olaylar da başarılara vesile olmuş. Gerçek yaşam böylesine dalgalı.
Arada değişmeyen şey öğrenme hevesi ve her ne yapıyorsam en iyisini yapma çabası.
Unutmadan… İşin şans bölümü de var elbette. Onu gözardı edersek, yukarıdakilerin hepsi farklı görünür.
Bu yazı ilk olarak E-Tohum’da yayınlandı.
Etiketler: işletmecilik, ODTÜ, okul, perakende bankacılık, profesyonellik, proje yönetimi, şans, Yapı Kredi Bankası
Kategori: yaşamın içinden
9 Aralık 2012
2:12 am
Uğur hocam önümüzdeki pazartesi yeni bir şirkette işe başlayarak kariyer gelişiminde bir adım daha atıyorum. Doğru mu yaptım yanlışmı aklımda sürekli bir çatışma var. Bu yazınız bana ilaç gibi geldi. Daha yolun başında oldğumu olduğumu gösterdi. Ellerinize sağlık…
10 Aralık 2012
12:17 am
Uğur hocam merhaba beni ne kadar hatırlarsınız bilemem ama , gene tam yerinde soracağım çok sorunun cevabı bir yazı yazmışınız. Okul bitti ve o gerçek hayata düşündüğümden çok farklı ve sert bir giriş yaptım. Her iş bir deneyim dedim ve şimdilik şantiye mühendisi olarak çalışıcam.
Nasılsa beyin benim kalem benim dedim , pazarlama zaten global olarak sürekli değişken ve internetten hala ulaşılabiliyor . Hedef değişmedi sadece yol biraz da uzadı çeşitli sebelerle . Yurt dışı dil eğitimi ve master şuan sanırım artık bir zorunluluk. Diplomamla maden mühendisi olarak ta iyi kazanabilirim sadece belli belgeleri alarak ve işimi düzgün yaparak ama Umarım sizin gibi istediğim yolda gidecek gücüm ilerde de olur . Çünkü bizim dönemimiz için Şirketlerin çoğunda çalışan değeri yok her sektör için arz çok fazla.
Yakınımdaki insanlardan çok daha fazla bana katkınız oldu dersem abartmış hem sektörel bilgi hemde kişisel olarak. her ne kadar radarınızdan çıkmış olsamda iletşimde kalmak üzere …( bendeki mailiniz artık aktif değildi, burdan böyle yazmış oldum kusura bakmayın iyi çalışmalar Uğur Abi 🙂
10 Aralık 2012
2:23 pm
Merhaba Erinç,
Blogumun ilk günlerinden beri adın aklımda. Friendfeed’in yoğun günlerinde de epey yazışmışızdır.
🙂
Yazdıklarımın işine yaramasına çok sevindim. E-posta adresim sitede var. Yine yazışırız
18 Eylül 2014
6:20 am
“Kart satmak bana tatil gibi gelir” diye düşündüm. Okuldan yeni mezun olduğum sene, artık ailem üniversiteden mezun olan oğluna para vermediğinden, geçinmek için anketörlük de yapmıştım. İşten ötürü hiç yüksünmem