1 Temmuz 2026 Çarşamba

Gerçekten güvenilir miyiz?

Önce, Aralık 2025’te yayınlanan bir araştırma sonucunu paylaşayım.

Şimdi bu konuda geçmişe göz atalım.

Güven Konulu Yazılar

2012’de, Fatmanur Erdogan‘ın “Sizce Türk insanı dürüst insan mıdır?” sorusu üzerinde bir tartışma olmuştu. Bencil ama Dürüst yazısını yayınladım. Bu soruya gelen yanıtların bir kısmı hakkında görüşlerimi ve kendi tanımımı yazmıştım. Benim tanımım “Kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapan kişi dürüst değildir“. Bu tanım çerçevesinde olumsuz “dürüst değildir” diye yanıtlamıştım.

Bazı laf cambazları “Herkes başkasını kendi gibi bilir” veya “Benim çevremdekiler dürüst; sizinkini bilemem” veya “Kişi kendinden bilir işi gibi (kendince) lafı gediğine sokmuştu. Tartışmak için önce tanım yapmak gerektiğini bilmeyenlere o yıl yayınlanan bir araştırmanın linkini verdiğim  Dürüst Buluyor ama Güvenmiyor yazısıyla yanıt vermiştim.

2014’de Toplumun Aynası yazısında sayın Fatoş Karahasan’ın Facebook’da yayınladığı bir mesajı tekrarlamıştım.

2015’de Güven Duygusu ve Ahlak yazısında Sabancı Üniversitesi’nin yaptığı araştırmada “İnsanlara güvenilir mi? sorusuna sadece %14‘ün güvenilir dediğini yazmıştım.

2022’de yayınladığım Dürüst ama Güvenilmez – 2 yazısında, yurt dışından bir güven örneği verdim. Ek olarak da… 2015, 2020, 2022 yıllarında yayınlanan Dünya Değerler Araştırmaları’na linkler verdim. Bizzat güven konusunda ipucu bulamadığımı da belirttim.

24 Haziran 2026’da, yukarıdaki araştırma sonucunu Linkedin’de paylaştım. “Külliyat bir arada olsun” diye, bu Linkedin mesajını da yorumlarıyla birlikte bloga aktaracağım diye yazdım.

Aşağıda okuyacağınız yorumlar, Linkedin’deki yazıya yapılmıştı.

 

Etiketler: , , ,

Kategori: yaşamın içinden

“Gerçekten güvenilir miyiz?” yazısına şu ana kadar bir yorum yapılmış:

  1. Eren KumcuoğluSenior Leader & Growth Architect | Fintech, Gaming & Tech
    .
    Bundan tam 2 yıl kadar önce dolandırıcı olduğunu sonradan öğrendiğim biri aklı sıra beni manipüle etmek için çevremdeki bazı insanlara güvenmemem gerektiğini anlatıyordu. Kendisine şöyle demiştim; “benim karakterim bu, herkese sorgusuz sualsiz bir bilet veririm, kişiler o bileti bana zarar vermek ya da benimle yürümek için kullanabilir, kendi tercihleri. Ama o bilet tek binişliktir, sonra sıra bana gelir… ve ben de ona göre binerim”.
    Kazık yemekten de, kelekten de artık korkum kalmadı. Herkesin birbirine baştan güvenebilmesini isterdim, ama bu biraz demografi çokça da makroekonomik düzeltme gerektiriyor sanki. Bu noktadan dönüş olur mu bilmiyorum, araştırma sonuçları ipin ucunun çoktan kaçtığını gösteriyor.
    Hikayedeki karaktere ne oldu; ertesi gün durumu anlayıp kendisi ve işbirlikçisine sözümü ispatladım. Fakat iki yıl sonra zaman onu haklı çıkardı. Bozuk saat bile günde iki sefer doğruyu gösterir diye boşuna dememişler. 🙂
    =====================================
    Mete YurtseverFacilitator / Design Thinking Consultant
    .
    Hocam bence güven meselesi ülkedeki adalet duygusuyla çok ilgili. Yargı çalışmıyorsa insanların yasa dışına çıkmaları olağan görülüyor, bekleniyor, diye anlıyorum. İdarecilerde ayrıştırıcı, totaliter dilin de büyük katkısı var tabii. Araştırma raporunda bu perspektife rastlamadım öte yandan, ölçmesi daha zor diye belki de.
    =====================================
    Ismail OzdemirAgricultural Economics – AgTech
    .
    Bu araştırmanın tespitinin, besin değeri düşük, kalitesiz, pahalı ve temiz olmayan gıda tüketmenizdeki rolü de o kadar büyük ki. Üzerine saatlerce anlatasım var ama malumun ilanı olup, kimsenin tavrını da değiştirmeyeceği için, en azından Mevlana’nın “Sözlerinin üç kapıdan geçir: Doğru mu?, Gerekli mi?, Nazik mi?” tavsiyesine uymak için toplumumuzun bu durumunun, şikayet ettiğimiz bir de neye sebep olduğunu belirtivereyim istedim 🙂

Yorum Yazın