19 Ocak 2010 Salı

Kendini pazarlama

Geçen senenin Nisan veya Mayıs ayıydı. Tunç Kılınç, Sn. Fatoş Karahasan’ın dersine konuk olmuştu. Ben de yancı durumunda, her ikisinden de bir şeyler öğrenmek amacıyla olay mahallindeydim.

İletişim öğrencileri… Çoğu büyüyünce reklamcı olacaklar (ya da olmayı hedefliyorlar)… Tunç farklılaşmanın öneminden bahsetti önce. Sonra da herkese “nasıl bir CV hazırlardın” diye sordu.

Yarısına yakını, klasik CV formatından vazgeçmeyeceğini söyledi. Tunç’un, “diğer başvuranlar arasından neden seni seçsin ki?” zorlamaları sonucu pek değiştirmedi.

😛

Nereden mi aklıma geldi. Friendfeed’de İpek Aral Kişioğlu’nun [1] ve [2]
yazılarını görünce…

Başvuran yüzlerce kişi arasından nasıl farklılaşacağımızı da düşünelim diye… Kendimizi birey olarak, her zeminde ifade edelim diye…

😉

Etiketler: , , , , , ,

Kategori: İş hayatı, yaşamın içinden

“Kendini pazarlama” yazısına şu ana kadar 5 yorum yapılmış:

  1. Farklı olmakta yetmiyor çığır açmak gerek çoğu zaman.

  2. Turan ÖZKAN :
    19 Ocak 2010
    3:12 pm

    Kendini henüz pazarlayamayan birinin bir ürünü ya da işi nasıl pazarlayacağı konusunda hep kuşkularım olur.

    Böyle durumlarda, “çabuk tükenen bir akümülatörden başka bir arabanın akümülatörünü şarj etmek zordur” sözü aklıma gelir.

  3. CV’lere bakarken o CV’yi hazırlamış insana ‘Ne Yapmak İstiyorsun?’ diye sorduğunuzda suratındaki boş bakış ve ‘Ne olsa yaparım!’ tarzı cevaplar beni çok ümitsizliğe düşürüyor.

  4. Farklı cv’ler o farklılığa değecek olan işlere yapılmalıdır diye düşünüyorum. Bir iş görüşmesinde senin hazırladığının bir önemi yok dercesine gibi bir kağıt uzatmışlardı ve boşluk doldurmayla görüşmeye aldılar. Gözümde itibarları bitmişti.

  5. Bu yazının devamı

Yorum Yazın