22 April 2014 Tuesday

Tanım ve Teşhis

Blogu sıkça okuyorsanız bilirsiniz, tartışmalarda TANIM üzerinde dururum.

Üzerimde çok emeği olan Osman Ata ATAÇ hocam ile sohbet ederken matematikçi (ve harita analitiğinin babası) Dana TOMLİN‘in bir cümlesini söyledi:

Teşhissiz tanım belki ilim olabilir; ama tanımsız teşhis suistimaldir

😀

Diyorum ki…

Fatmanur Erdoğan’ın “Sizce Türk insani dürüst insan mıdır?” sorusuna çoğunluk EVET diye yanıt vermişti.

Ben önce tanım getirmiş “Kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapan kişi dürüst değildir“ dedikten sonra olumsuz yanıtlamıştım.

Herkes başkasını kendi gibi bilir” veya “Benim çevremdekiler dürüst; sizinkini bilemem“gibi laf canbazlıkları yapanların hiçbiri ısrarlarıma rağmen tanım getirmediler.  Ama benim tanımımı yanlış bulmak için çabaladılar. (Demek ki onlar da kendilerine yapılmasını istemediklerini başkasına yapmayı dürüstlük içinde görüyorlardı.)

😉

Artık tartışırken tanım yapmadan teşhis yaparsanız, önce kendi niyetinizi sorgulayabilirsiniz.

Ne de olsa, erdemli düşünmek sorgulamak ile başlar [1] , [2] .

😛

 

Etiketler: ,

Kategori: bilişim, İş hayatı, yaşamın içinden

“Tanım ve Teşhis” yazısına şu ana kadar 7 yorum yapılmış:

  1. Uğur Bey, bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmamak, herkesi kendi standartlarıma uydurma çabası olmaz mı? Dürüstlük kavramının da hukuki boyutu toplumsal olmakla beraber, tutumsal kapsamı oldukça göreceli.

    Bence dürüstlük; görülen, duyulan, anlaşılan, algılanan, yaşanan ile cesaretle yüzleşmek ve aksiyona geçmektir. Cesaretle yüzleşme dürüstlüğün 1. fazı, 2. fazı ise yüzleşmenin nasıl aksiyona döküldüğü. Ben işte bu ikinci aşamada insanın kendisini baz almasının çok subjektif olduğunu düşünüyorum.

  2. İpek,

    Öncelikle şunu belirtmek isterim. Bu yazının amacı, benim tanımımın doğru olduğu değil, bir tanım olmadan tartışmanın gereksizliği.

    İtiraz ettiğim de “yanlış bulanların tutarlı tanım getirmemeleri”.

    😉

    Gelelim tanım kısmına,

    Senin dürütlük tanımın “görülen, duyulan, anlaşılan, algılanan, yaşanan ile cesaretle yüzleşmek ve aksiyona geçmek” şeklinde.
    Cesaretle yüzleşmek” dediğin şey “sübjektif” değil mi? Zaten eline pala alıp çıkan adam kendini “cesaretle yüzleşiyor” sanmıyor mu?

    Oysa “sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” çok sade. “Bunu yaparsam beni dövmeye hakları var” demiyorsan kimseye vurma. Senin fikirlerine karşı olan biri eline pala alıp sana saldırsa hoşuna gitmiyorsa, sen de başkasına palayla saldırma. Seni, ablanı, anneni, teyzeni saçlarından sürüklemelerini doğal bulmuyorsan başkasını saçlarından tutup sürükleme.

    Hatta tanımın ikinci aşamasında bahsettiğin “aksiyona geçmek” de “sübjektif“. Klavye delikanlısı olmayı “aksiyona geçmek” olarak algılamak da mümkün; sokaklarda sabaha kadar mücadele etmeyi de hatta eline silah alıp diğer taraftan 3 – 5 kişiyi…
    Pala zaten aksiyonun ta kendisi.

    Dürüstlük aslında “kişisel” (senin deyiminle “sübjektif”) bir kavram. Toplumsal olan kurallardır, kanunlardır, gelenklerdir. Ahlak ve dürüstlük hep “sübjektif”tir.

    Başkasının tanımı ile de tartışabiliriz. Tutarlı olduğu sürece bir sorun yok. Yeter ki tanımlanabilsin.

    😉

    Sen de tanımını bir cümle olmaktan çıkartıp “söylediğin gibi sübjektif olmayan” ölçütler getirebilirsen, en azından tanımı olmasa bile uygulamaları tartışırız.

    Aslında nicedir görüşemedik. Bir sohbet iyi olurdu.

  3. Fatih Cantürk :
    22 April 2014
    2:27 pm

    Sevgili hocam, ben 3 farklı tanım yaptım. 3’te 1’i tutsa, oldu bu iş… Olmadı derseniz yeni tanımlar yapacağım. 😀

    ”Dürüstlük”

    1. tanım: Kendi çıkarlarına karşı bile olsa doğruyu söyleyebilmek/yapabilmek cesaretini/büyüklüğünü gösterebilmektir.

    2. tanım: Kendi için istediğini bir başkası için de istemektir. (Uğur hocamınızın tanımının pozitif ve değişik versiyonu) 🙂

    3.tanım: Samimiyettir… Gözlerinle ne görüyorsan, kulaklarınla ne duyuyorsan, kalbinde ne hissediyorsan, burnunla ne kokluyorsan, dilinle ne tadıyorsan, zihninde doğruluk klasöründe istiflediğin ne biliyorsan, hesap kitap yapmadan söyleyebilmek/yapabilmek büyüklüğüdür.

    Bütün bu deneyimlerinin ötesinde içlerinde yanlış/hatalı düşünce ve inanışlara sahipsen, bir başkası da bunu ispat ettiğinde gidip o insan’ın elini öpüyor, özür diliyorsan, bundan sonra aksi ispatlanana kadar en son edindiğin bilgiyi kullanıyorsan, Büyük ve Dürüst ADAM’sın vesselam 🙂

  4. Levent Veryeri :
    25 April 2014
    5:21 pm

    Sevgili Hocam,

    Bahsedeceğim tanımı ben yapmadım ancak dürüstlük için en gerçekçi tanımlardan birisinin bu olduğunu düşünüyorum,

    Olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

  5. Kavramları tanımlamadan teşhis yaparsak, yanılırız.

  6. Bir kavramın tartışılmasından önce tanımının yapılması gerekir. Aksi koşulda “körler, sağırlar” durumu ortaya çıkar.

  7. Bilirsiniz, tanım konusuna düşkünümdür. Bu arkadaşların sevgili ve eş kavramlarını nasıl tanımladıklarını merak ettim.

Yorum Yazın