"ünvan" etiketli yazılar:

26 Ocak 2025 Pazar

Mesleğini Anlamak

Çok derin önyargılarımın olduğu bir konu var. İnsanların işlerine ve unvanlarına uygun hareket etmesini bekliyorum.

Defalarca vurguladığım gibi, bir iş için para almak kişiyi profesyonel yapmaz.

Ücretli ≠ Profesyonel

Bir işte profesyonel olmak için birçok farklı özellik gerekiyor. Profesyonellik bir düşünce ve davranışlar kümesinin bütünüdür. Ücret ise bunlardan sadece biri.

Düşünce ve davranışlar kısmını örneklerle açıklayayım:

😮 Her alışverişte işlemin faturasını veya kasa fişini sormak gerekiyor. Burası hepimizin görevi. Muhasebe, Finansman veya Bütçe Kontrol departmanlarında çalışıyorsa ve başkasının parasını harcıyorsa, kasa fişini nakit parası gibi özenle cüzdanına koymalı. Avuçlayarak alıp, cebine buruşuk bir şekilde koyuyorsa… işinde çok başarılı olduğuna inanmam.

😮 Evime dolap montajı için gelen marangozun yanında su terazisi yoksa (yazısı şurada), mesleği konusunda zerre fikri olmadığını düşünürüm.

😮 Asansör daha çabuk gelsin diye, çağırma düğmesine birkaç kez basan çok kişi vardır. Eğer elektrik mühendisi veya yazılımcıysa, (asansör, akıllı veya otomatik değilse kabul ama 25 katlı plazanın asansöründe de yapıyorsa…) kuşkuyla karşılarım.

😮 Bir belgenin acilen imzalanmasını isteyen iş arkadaşım, 50 metre yürüyüp gelmek yerine “Muhaberat ile size gönderdim. Alınca hemen imzalayıp geri gönderir misiniz?” dediğinde kalkıp yanına gidiyorum. “Gönderdiğin belgenin bir kopyasını yeniden bas, burada şimdi imzalayayım” diyorum. Çoğunlukla “Neden zahmet ettiniz, muhaberat…” gibi, nezaket olduğunu zannettiği cümleleri söylüyor. “Acil, hemen, şimdi…” derken “Muhaberat ile gönderdim” denilmesini anlamakta güçlük çekiyorum. Hep ücretli olarak kalacak.

😮 Kurumsal iletişim departmanına başvurmuş. İşe alma görüşmesindeyiz. “Son dönemlerde en çok dikkatini çeken reklamlar” sorulduğunda “Ben hiç reklamları seyretmem, hemen kanal değiştiririm” diyor. “Neden kurumsal iletişim departmanı için başvuru yaptınız” diyoruz, “İletişim mezunuyum da…” diye yanıtlıyor. Yanlış meslek seçmiş. Biz yanlış kariyerde ilerlemesini istemeyiz.

Trafik Göstergesi

Kişilerin trafikteki davranışlarının da çok önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum. Şöyle ki:

😮 İleride sağda bir sokak var. Trafik yoğun ama sağa dönecek olanların yolunu tıkamamak için (neyse ki) boş bırakılmış. Bir araba sağa dönüş işareti verip o tarafa giriyor. Sonra işareti kapatıp direksiyonu sola kırıyor. Uyanık. Benim çalıştığım bankanın bir arabası. Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı kullanıyormuş. Teftiş Kurulu üyesi olan birinin uyanık davranmasını değil, doğru olanı yapmasını beklerim. Kendisi işe döndüğünde, uyanıklığı değil doğru olanı yapanı takdir edecekse…

😮 Evlere alarm tertibatı kurmakla ünlenmiş şirketin arabası da uyanıklık yapıp, kırmızı ışıkta ters yönden gelip öne geçerse… burada 1 dakikayı kazanmak için numara yapanın başka – muhtemelen daha fazla değerli – şeyleri kazanmak için ne işler yapacağını düşünürüm. Alarm taktıran her evde değerli bir şeyler vardır. O alarm markasına güvenim hemen sıfırlanır.

😮 Yol dümdüz. Sadece 60 metre ötedeki değil, 200 metre ilerideki trafik ışıkları bile görünüyor. 60 metre ileride kırmızı ışık yanıyorsa, yeşile dönmesine daha 45 saniye varsa… gaza basıp giden, sonra da sert frenle duran kişinin (hangi düzeyde olursa olsun) yönetici unvanını almasına karşıyım. Yakın geleceğin (birkaç saniye) bu kadar aşikar olduğu bir durumda, idare edebildiği kaynakları (fren balatası, benzin, vb.) böylesine kötü kullanan adamdan uzun vadeli bir iş / proje yönetmesini beklemek doğru değildir.

  • Vehbi Koç’un yönetici adayı seçme yöntemlerinde birlikte yemek yediği anlatılır. Tadına bakmadan önce biber veya tuz atıyorsa, “yeterli veri olmadan karar vermesi” nedeniyle elediği söylenir. Trafikteki davranışlar bence daha iyi göstergedir.

Özetle

Eminim benim önyargılarım ve varsayımlarım mutlak doğrular değildir. İnsan kaynakları uzmanları iş ve meslek ve unvan farkları konusunda çok daha yetkindir.

Kişisel olarak meslek ve ayrımını, profesyonel ve ücretli farkını kişinin düşünce ve davranışlarından çıkartırım. Ya mesleğini uyguluyordur ya da iş olsun diye yapıyordur.

Not: Kapak resmi YZ ile yapıldı. Saat, terazi, kantar, iletki ve su terazisini (çeşitli ölçüm araçlarını) birlikte göstermeye çalıştım.

Eş zamanlı olarak Linkedin’de yayımlandı.

29 Şubat 2024 Perşembe

Meslek ve Unvan

Bugün gözüme çarptı. ABD Maliye Bakanı‘nın Twitter kimliği.

  • Mesleği ve unvanını ayrı yazmış.
  • Unvanın (koltukların) geçici ama mesleğin kalıcı olduğunu anlatmış.

Bizde, unvanını mesleği sananlara örnek olması için buraya ekledim.

 

 

Meraklısına, 13 yıllık bir yazı: Unvanı mesleği sanmak

05 Haziran 2019 Çarşamba

Kendini “Veri Bilimcisi” sıfatlamak

Linkedin’de bir anket gördüm. “Veri ile çalışanlar anketi” diye isimlendirilmişti. Anketin arkasında bir girişimin ve bir öğretim üyesinin isimleri vardı.

Sosyal mecralarda yayınlanan anketleri ciddiye almam. Ama bir öğretim üyesinin adını görünce ciddiye aldım. Anketi inceledim. İlerleyemedim.

Öğrenim durumunuz?” sorusunu LİSE diye yanıtlıyorsunuz ve sonraki soruda “En son mezun olduğunuz alan/bölüm?” diye şu liste geliyor.

Anketi biraz daha inceledim.

Bugünün iş dünyasında en alt kademe dışında herkesin “veri ile çalışması gerektiğine” inanan ve bu konuda onlarca yazı yayınlamış biri olarak hem anketin adının, hem de kapsamının yanlış belirlendiğini gördüm.

Bunun üzerine Linkedin’de bu anketin yayınlandığı post’un altına şöyle yazdım.

Anket, araştırma yöntemlerini bilmeyen kişiler tarafından tasarlanmış. Sorular arasında büyük tutarsızlıklar var.

  • Veri ile çalışanlar anketi değil, veri ambarı sorumluları anketi haline gelmiş.
  • Son mezun olduğu okul LİSE olan biri, devamını nasıl dolduracak düşünülmemiş.

İlk 2 hücreyi doldurmuştum, devamına ilerleyemedim.

Unvanını “veri bilimcisi” (vb) olarak saptamış arkadaş ile şöyle yazıştık.

vb – “Bilmiyorum ama fikrim var.”
ben – Yazık
vb – “Bilmediğimi de bilmiyorum ama illa bişeyler söylemeliyim ki bilmediğim anlaşılmasın.”

İlk mesajımın anlaşılmadığını görünce daha ayrıntılı yazmak zorunda kaldım.

Bugünün iş dünyasında, hemen her orta-üst ve üst düzey, veri ile çalışır. Anketi düzenleyenler, sadece IT kökenliler için düzenlemişler.
Bu nedenle anketin adı “Veri ile çalışanlar” olmamalıydı.
2014 başında yayınladığım şu yazı, fikir geliştirmede yardımcı olabilir https://www.uzaktancrmegitimi.com/6509/2018-yilina-dogru

Sonra yazışma şöyle devam etti:

vb – Teşekkürler. Haklısınız işin teknik tarafı ile ilgilenenler için düzenliyorum anketi.
ben – Peki, yukarıdaki “Bilmiyorum ama fikrim var.” ve “Bilmediğimi de bilmiyorum ama illa bişeyler söylemeliyim ki bilmediğim anlaşılmasın.” cümlelerini nasıl yorumlamalıyım. Daha geniş anlatabilir misin lütfen?
vb – İç ses olmalı en azından.
ben – Kimin iç sesi?

Bu soruya uzun süre yanıt alamadım. Anladığım kadarıyla laf sokuşturma çabasında bir genç arkadaş var karşımda. (Yazışmanın devamı en altta… ama arayı okumadan son kısma geçmeyin.)

🙁

Bülent Eczacıbaşı bir konuşmasında “Hepimizin yaptığı bir hata vardır. İnsan tanımak Hemen hepimiz “insanı çok iyi tanıdığımızı” zannederiz. En büyük yanlışlardan biri “ben insanı gözünden tanırım” zannetmektir” demişti.

Bu hatayı sıkça yaparım. Sonra yanıldığımı anlarım. Yine aynı şey olmuştu.

🙁

İşin duygusal tarafını bir yana bırakayım ve araştırma yöntemlerinden bahsedeyim.

Önce KAPSAM (çerçeve) belirlenir. Kapsam, amaç ile tümden paralel olmalıdır. Bu ankette kapsam “veri ile çalışanlar” değil, “veri işlerinin teknik taraflarında çalışanlar” olmalıydı. Böylece, bugünün dünyasında orta yönetim kademelerinden başlayarak veri ile çalışan herkes değil, sadece teknik elemanların katılması sağlanırdı. Veri kirliliği engellenirdi.

Sonra soruların seçenekleri tutarlı olur. “Öğrenim durumunuz?” sorusunu LİSE diye yanıtlayana o seçenekler gösterilmez.

Seçenek hazırlarken de yapılacak önemli işler var.

  1. Bir yazılım şirketi sahibi arkadaşım var. İşletme doktorası yaptı. Verileri daha iyi anlamlandırmak için “antropoloji” doktorası yapmaya başladı. Bu arkadaşım ikinci doktorasından mezun olursa,  “En son mezun olduğunuz alan/bölüm?” sorusuna verecek yanıtı olmayacak. Seçenekler arasında işletme dışında sosyal bilimler yok.
  2. Normal lise mezunu bir genç girişimci arkadaşım var. İlk yazılımını 16 yaşındayken satmıştı. Telekom şirketlerine yıllarca tedarikçi olarak çalıştı. Veri güvenliği konusunda sayılı uzmanlardan biri. Bu anketin ilk 3 sorusunda tıkanıp kalır.
  3. Bu gibi konuları dışarıda bırakmamak ve anketi kurgularken varsayımlar dışındaki olası gelişmeleri anlamak için, mutlaka “Diğer” seçeneği eklenir. Yüzde bir, binde bir olasılık da olsa, “Diğer” mutlaka eklenmelidir.  (Bu “Diğer” seçeneği, araştırma yöntemleri dersinde sınıfta kalma / geçme çizgisidir.)

Bana hakaret eden “veri bilimcisi” olduğunu söyleyen arkadaşa şunları söylemek isterim.

  • Kapsam araştırmanın temelidir. Bunu açıkça belirlemeyen;
  • Seçeneklere “diğer” koymayı unutan;
  • Mesajı anlamak için hiç çaba sarfetmeyen;
  • Geri bildirim geldiğinde kök nedeni sorgulamadan tepki gösteren

kişi veri bilimcisi olduğunu iddia etmemeli.

🙁

Meraklısına, iletişimin devamı aşağıda:

Ben maalesef, insan konusunda yanılmakla ünlüyümdür.

🙁

8 Haziran 2019 tarihli EKLEMELER

Türkiye’nin büyük veri ile çalışan hemen her kurumuna “Pazarlamada Veri ve Büyük Veri Kullanımı” eğitimi verdim.

Benim işim veri ile çalışmak ve ben anketi dolduramıyorum.

😉

Tüm yöneticilerin veri ile çalışması gerekiyor. Ancak, bu genellemenin yanısıra;

  • CRM – Müşteri İlişkileri Yönetimi
  • CXM – Müşteri Deneyimi Yönetimi
  • Geri bildirim yönetimi
  • Dijital pazarlama – Kişiselleştirme

gibi konularda işi bizzat “veri ile çalışmak” olan çok sayıda “teknik olmayan” kişi var. Araştırmayı “Veri ile çalışanlar anketi” diye isimlendirmek yerine “verinin teknik taraflarıyla sınırlı olduğunu” belirten bir cümle eklenseydi, bu tartışma olmayacaktı.

.