T dizisi
Sevgili Ercüment Büyükşener ile bir araya geldiğimizde hem ortamın keyfini çıkartır, hem de fikir alışverişinde bulunuruz. Böyle bir zamanda birlikte oluşturduğumuz T-dizisini tartışmaya açayım.
Çıkış noktamız oldukça ilginç: Gereksiz yere sorun çıkaran bir ortak tanıdığımızı konuşurken şunları geliştirdik. İşin ilginç tarafı, aslında “mutlaka T ile başlasın” diye düşünmeden başlamamızdı.
Tutku, Talim, Terbiye
Bir kişide, olması gerekenlerin TUTKU + TALİM + TERBİYE olması gerektiğini düşündük. Örneği spordan verme kolayına kaçacağım. Aradaki tartışmalarımızı kısa tutacağım.
Eğer yeteneği olan bir kişiyse, talim yapmadan veya az talimle bile kısmi başarı elde ediliyor. Adını vermek istemediğimiz bazı sporcularımız bunun örneği. Yetenekleri ile çıktıkları zirvede pek zaman geçiremeden kaybolup gidiyorlar. Eminim aklınıza birçok futbolcu gelmiştir. Kişisel yeteneği çok olmasına rağmen, yurt dışında hiç tutunamayan örnekleri sayabilirsiniz. Yetenek olsa da, talim olmayınca, bir yere kadar…
Talim yeteneği körüklüyor. 55 yıldan beri basketbol düşkünü biri olarak şunu gördüm. Her gün potaya 250+ şut atarsanız (talim), çembere basket atma oranınız epey yükselir.
TALİM önemli ama yetmez. En iyileri ortalama bir sporcudan ayıran özellik ise tutkudur. (“TUTKU, talimden önce mi, sonra mı gelmeli” diye çok tartıştık. Ercüment beni ikna etti. Ben yine de Çetin Yılmaz hocaya sormak isterim 😉 )
Sevgili Çetin Yılmaz’ın şu videosunda “o kadar çok emek veririm ki, sizin ekstreminiz benim standartım olur” dediği şey TALİM’in başına TUTKU’nun gelmesidir. Burada diğer örneğim eski basketbolcu Kobe Bryant. “Ben zaten çok yetenekliyim. Daha 19 yaşımda Lakers’da oynamaya başladım” demeden. Takımdaki herkes günde 2 antrenman yaparken 4 kere 2 saat çalışırmış. Tutkuyla…
Başta yukarıdaki resme tıklayınca göreceğiniz video olmak üzere, şuradaki tüm videolar Kobe Bryant’ın insan üstü antrenman temposunu anlatıyor.
-
- Önemli Not: Bazıları 15 yıllık tecrübeli olduklarından bahsederler. Aslında çoğu, 15 yıllık tecrübe değil, bir yıllık tecrübeyi 15 kere tekrarlamışlardır. Tutku ve alışkanlık karıştırılmamalıdır.
- Diğer Önemli Not: “Çok çalışın, sabah erkenden işe gidin ve geceye kadar…” demek istediğimi zannedenler olabilir. Tutku ile kariyer saplantısını ayırt etmek gerekir.
Bireysel spor yaparsanız, tutku + talim sizi idare edebilir ama TAKIM sporunda (ki sosyal hayat da, iş hayatı da takım düşüncesi ister) TERBİYE gerekiyor. TERBİYE olmayınca (o işin gerektirdiği birikim, anlayış vb.) oluşmuyor. Sayın Çetin Yılmaz’ın şu videosunun dakika 2.00 – 3.00 arası bahsettiğine (disiplinli, organize, sistemli, kendisine gösterilene uyan sporcu) TERBİYE diyoruz. Elbette sadece takım sporunda değil, bireysel sporlarda da rakiplere ve seyircilere terbiyeli davranmak gerekir.
Teşhis, Tasarım, Tedavi
Öyle tek başına birey olmaktan ötesini, girişimci ve/veya yönetici olmayı da konuştuk. Zaten bu sohbete, kendi işini kuran ortak tanıdığımızın gereksiz davranışını tartışarak başlamıştık.
Ercüment bir girişimci, ben de profesyonel yönetici olarak yıllar geçirmişim. Hep söylediğim “Teşhis girişimcinin işidir ama tedavi profesyonel birikim gerektirir” sözünü tekrarladım.
Yöneticilik yıllarımda sorunu, yeni pazarları, değişen müşteri ihtiyaçlarını iyi teşhis eden çok patron veya girişimci gördüm. Büyük çoğunluğunun uyguladıkları tedavi yanlış olduğu için ya şirketlerini büyütemediler ya da fikirlerinin hak ettiği ciroya ve organizasyona ulaşamadılar. (Sıkça tekrarlayan marka krizlerinde bunu düşünürüm.)
TEŞHİS ve TEDAVİ‘yi konuşurken Ercüment ikisinin arasına TASARIMı ekledi. Teşhisi yaptıktan sonra “tasarım düşüncesi” (design thinking) ile sorunun irdelenmesi, ilgili tarafların mutabık kalacağı çözümün bulunması, gerekirse test edilmesi…) tedavinin başarılı olmasını sağlıyor.
Hani çoğunlukla “Herkesin onlarca fikri var. Oysa fikir değil uygulama önemlidir” diyoruz ya… İşte tasarım ve tedavi bu nedenle teşhisten çok daha önemli oluyor.
Her konuda teşhisleri olan ama hiç tedaviye kalkışmayanlar için eski genel müdürlerimden biri şöyle demişti: “Bazıları, uygulanamaz bir çok fikre sahiptir. Kendilerini vizyoner sanır. Devamlı yepyeni fikirler saçar ortalığa… İnovasyon ile fikir ishalini karıştırmayalım.”
TEŞHİS – TASARIM – TEDAVİ konusunda yine Çetin Yılmaz’ın videosu.
Bu arada, ben kolay anlatmak için sporu örnek aldım ama bu T’ler herkes için geçerli.
Özeleştiri
Kavramlara düşkünlüğüm bilinir. Akılda kolay kalması için bazı kavramların aynı baş harfli kelimelere (proje yönetiminin 6 P’si, müşteri deneyiminin 7 C’si, vb…) indirgenmesini çok sorgularım. Kavramı yeterince ifade etmesini isterim.
Bu sefer (belki de kavram geliştirmede katkım olduğu için) bu 6 T’yi beğendim. Üstelik daha sonra, T-ile başlayan kelimelere daha fazla dikkat etmeye başladım. Bu 6 T’nin etrafını süsleyen ve/veya anlamı güçlendiren ne kadar çok T olduğunu fark ettim. Bir saplantı haline gelmemesini diliyorum.
Eş zamanlı olarak Linkedin’de yayımlandı.



1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
